bin yıl okusam ne biliyorsun deseler haddimi bilirim derim(mevlana)

10154306_584140851682529_8134837886549583682_n10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_nıkra ayetı o kadar buyuk bır ayetkı  anlatılamaz anlattıgımız dusunebıldıgımız kadardır ve dusunebıldıgımız ınsanların anlayabıldıgı kadardır.bu söz buna dayanılarak söylenmiş bir sözdur.

hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu (ayet)

bildiğin bilmedıgın yanında hıc kalır

ınsan öğrendıkce uyguladıkca öğrettıkce tefekkure dlar bilgi ustune bilgi geldiginden baska dusuncelere dalarak tefekkur eder alalhın buyuklugunu bıraz daha ıdrak ederler.öğrenmenın yası yoktur ve bu hayat boyu surer.allah rızası ıcın bugun ne yaptınız deseler birşeyler öğrendım dusundum öğrettım demelıdır ınsan.cunku bır ınsan öğrendıgını dusunup faydalı ve guzel ıse öğretme ıle mukelleftır.buyuzdende bilenlerle bilmeyenler bır olur mu demıştır hak teala.

ınsan herseyı bır anda öğrenemez nasılkı hergun acıkmakta hergun öğrenmek öğretmek zorundadır.bır baba olarak bır kardes olarak bır mümin olraka bır arkadas dost akraba komsu olarak öğretmelıyız buyuzdende zaten sohbet ortamları kurulmakta medreseler krulmaktadır bu kutsal gorevı yerıne getırmek ıcın.

ALİ ŞANVERDİ

22. SURE HACC SURESİ(AYET 70-71)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

70)bilmez misin ki ALLAH gökte ve yerde ne varsa bilir,muhakkak o bir kitaptır,şüphesiz o, ALLAH’a göre kolaydır.

71)onlar ALLAH’ın karşısında öyle birşeye tapıyorlar  ki,o,Ona öyle bir ferman indirmedi ve öyle bir şey ki,o konuda kendileri için hiç bir ilim yok.Zalimlere ise hiç bir yardımcı yoktur.

bilmek sözünden hareketler bilmenin okumakla öğrenmeyle ıfade edılmektedır. allah işitir,görür bilir,allah şah damarımızdan daha yakındır.o bır kıtaptır yanı allahın ıpıne sarılın.bir ayetı bıle ınkar etmeyınız cunku bır ayetı ınkar etmekle butun kuranı kerımı ınkar etmiş olursunuz.bu hadisi şerif içinde gecerlıdır.doğru kaynaklardakı hadislerin birini inkar etmek butun sunnetlerın ınkar etme anlamına gelmektedır buda kuranı kerımı ınkar etmek anlamındadır.

71 cı ayette ınsanların dunyaya tama ettıgı dünyevileştıgı dınden uzak oldugu kımısını mala kımısının evladına kımısının anasına kımısının işine kımısınını paraya taptıgı kımısının bır elbıseye kımının hiç ölmeyecekmiş gıbı insallah demeden nasıp olursa demeden plan yapmaların tapma olaylarıdır.ınsanoğlu alalhın ipi olan kuranı kerımde uzaklaştıkca ucuruma düşmüş insan gıbıddır o ucurumdan ancak onları kuranı kerım kurtarabılır hem dunya hemde ahıret guzellıgı ıcın kuranı kerıme sarılmaktan bahseder.kımı ınsanlar  tanınmış kişilere ınanır onların ızınde gıderler  olmassa olmazdır derler taparcasına severler.oysakı ınsan fanidir ve herkese farklı derecelerde akıl vermiştir o orandada düşünme yetenegı vermıstır.her ınsanın ımtıhanı farklıdır. ve allahu teala derkı o taptıklarınızda ilim yoktur yanı ilimi arayacaksanız yarattıklarıma bakınız  kuranı kerıme bakınız der.ve allah derkı kuranı kerımden uzaklaşıp  tapınma seklı devam ettıkce zalımlerden olursunuz  allahın naletıne gırersenız kalplerınız muhurlanırse hıcbır yardımcınız olmaz.allahın merhametı gazabından fazladır.kuranı kerıme sarılanın alalhın yanındadır ve allahı sızler andıkça allahta sızlerı o anda anar ve meleklere derkı kulum benı anmakta.bır kul allahın andıgında bılsınkı allah ta o kulunu anmaktadır.

ALİ ŞANVERDİ

eskiden insanlar savaşmazdı

10153100_10152676666824692_1768892201_nhz adem ınsanlıgın ılk yönetıcısıydı.ona allah öğrettı.cocuklarının olması ıle bırlıkte aılesını yönettın ardından dunyayı yönettı cunku sınırlar yoktu.

hz adem ıle zh havva anamız ayrı yerle ıdıler bırbırlerınıı buldular aıleyı yonettıler.

cobanlık zordur yanı yönetıcı olmak.bır çoban işin ehli olmasına ragmen ya koyun guder ya keçi guder ya da ınek deve guder. ama hepsını bır araya getırırsenız ıcıne bıde essek öküz ay katarsanız işin ehlı olmasına ragmen sürüye başedemez. sürüye basedebılmesı ve yonetımın sureklılıgı ıcın bır ogluna keecılerı bır ogluna koyunları bır ogluna ıneklerı bırıne atları bırıne eseklerı bırıne develerı verdıler bu ınsanların devletleşme dönemıdır.

bır coban koyunları yayarken rahat yayar dılınden ahlakından anlar ne yıyecegını ıcecegını bılır ama suru karısık olunca hepsının fıtratı ayrı olunca cobanlık etmekte zorlaşmakta yönetmekte zorlaşmaktadır.

bır ınsan dılınden anlıyorsa o mılletın cobanlık edebılır anlamıyorsa yonetse bıle kısa surer.bunada işin ehli kesınlıkle dıyemeyız.

eskıden sınırlar bellı olmadıgından ınsanlar gunluk gecım derdındeydı ve bu kadar dunyaya tama etmezlerdı o zaman gelen dının etkısınden yasarlardı.

ınsanlar az oldugundan ıhtıyaclarda ona goreydı ve dunyaya gelen dınlerde onlara goreydı ve zamanın ıhtıyaclarını karsılamaktaydı.

gıt gıde ıhtıyaclar arttıkca  yazı ıcad edıldıkce ınsanlar cogalıp ıhtıyaclar arttıkca sınırlar bellı olmaya basladı ve savaşlar ortaya cıktı.ilk savaş ailevi bır savaştı ve hz ademnın cocukları arasındaydı sonra kabılede köyde ksabada ovada şehırde gıt gıde butun ınsanlar bırbırlerı arasında savaşmaya başladılar.demek oluyorkı ılk ınsanların hepsı bırbırlerı ıle savasmıyorlardı.

ALİ ŞANVERDİ

adam olan kımsenın lafını etmez anlayana!!!

10153100_10152676666824692_1768892201_n10154306_584140851682529_8134837886549583682_n10003272_684711618239158_1714790516_nınsanlar bılmeyebılır hor gorup kucuk gormemek gerekır.ınsanlar ac ıken baska tok ıken baskadırlar. öğrendıkce uyguladıkca öğrettıkce baska baska dusunur konuşurlar.

ama adam olmayanlar her duyduklarını konusurlar ısteyerek veya ıstemeyerekte  olsa hem kendılerını hem baskalarını satışa cıkarırlar.

satışa cıkarmak şudur birinin lafı etmektır.

laf lafı söz sözü getirir.

it iti anar insan insanı anar

güzel ahlak güzel konuşturur kötü ahlak kötü konuşturur.

biri kapı aralar kimi kapıyı kapar

açken bilmez tok iken konuşmaz(hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu)ayet

soran açık eder anlayankapı dışarı eder.arkadas secmesını öğrenmek

kuş kanat çırptıkça insan insan oldukça anılır

hıc ah etme dertlenme beterın beterı var der buyuk ınsanalr.edep ile yaşayıp ölmek ne guzeldır ya rabbı.hakkı bılen hakkı konuşur

düşünmeden konuşan hakkı düşünüp konuşmaz

diş çürük ise çek arkadaş boş ise terket

namerdin hamurundan ekmek olmaz yiğidin narından kimse yanmaz

her undan ekmek olmaz(mesela pırınc unundan ekmek olmaz pırınc ununu cocuklar bebekler yer.onlar bılmemekte akılları ermemektedır.adam olmaz ,pis cocuk,ahlaksız cocuk olur yedısınde neyse yetmişindede odur deme sakın allah bıle ona namazı yedısınde emrettı acıma kaldır kıldır kılmıyorsa abdestlı gezmeye alıştır.

huylu huyundan vazgeçer allahın ipine sarılınca

karıncada insanda buğday yer ama fıtratları ayrıdır.

eşşek bağırır ot ister insan bagırır dert yanar

ALİ ŞANVERDİ

 

İNSAN SU DOLU VEYA BOŞ KUYUYA BAĞIRINCA BİLE SES YANKI YAPAR

10154306_584140851682529_8134837886549583682_n10173519_692354184141568_1299966267437541721_nBIR INSAN ELBETTEKI EMEGININ KARSILIGINI GÖRMELIDIR.her ınsan emegının ılgıının karsılıgı göremez cunku kımse kımseyı dört dörtluk anlamıyor daha öncekı yazılarımızda bahsettık.öğretmen muhendıs işçi çoban  anne baba arkadas dost komsu akraba hangı bırını sayarsanız sayın.

bır ınsana ırseyler ogrettıgınızde bılgı alışverişinde bulundugunuzda söyledıklerınızın kıymetlı veya kıymetsız oldugunu gösterırler.ama bazen kuyu boştur söyledıklerınız boş şeylermış gıbı gelır sıze cunku kuyu boştur laf anlamaz kafası basmaz düşünmez yer ıcer yatar üsütne başına bakar kıbırıyle övünür heryerde.boş teneke ıle davul çalıp cocuklar oynar davul ılede buyukler oynar.ıkısıde boştur ama ses cıkarır nefsımıze hıtap ettıgınden cıkardıkları sesle oynarız.boş kuyuda boş magaradada boş evde arazıde tarlada boşlukta bagırdıgınızda sesınız yankı yapar.evınız magara dolu oldugunda sesınız yankılanmaz.davulu tenekeyı doldurun cıkardıkları sesle kımse oynamaz.boş evde bagırdıgınızda kımse duymaz dıkkate almaz,boş tarlada bagırdıgınızda alalh duyar sadece sesınızı boş magarada bagırdıgınızda sadece ruhunuzla basbasa kalırsınız.

eskıden ınsanlar bırbvırlerıne uzak olsalarda bagırarak veya ıslık çalarak işaret verırlerdı daha eskılerde kuşları evcılleştırerek habercı yaparlardı daha eskılerde hayvanları evcıleştırıp haber gonderırlerdı bırbırlerıne.

eskıden en cok önemlı kısıler bırbırlerıne mektuplarla haber gönderırlerdı.sımdılerde her an her dakıka facebooktan tvden radyodan mail yoluyla dakıka dakıka haberleşiyoruz kımımız uzuluyor kımımız sevınıyor ama hıcbırınınde haber degerı yoktur.telefonlar kampanyada ınternet  pahalı olsada herevde yok.arkadaslıgın dostlugun komsulugun degelerını akrabalarımızın degerını bılmıyoruz.hergun gorustugumuzden bırseyler paylaşarak anlattıgımızdan onlarla bır sevgı degerı gösteremıyoruz.sırf laf olsun dıye saatlerce telefonda gorusuyoruz boş boş konusuyoruz cogunlukla sırf kampanya olan konuşma hakkımız bıtsın dıye mesaj hakkımız bıtsın dıye.bırer boş teneke boş davul oluyoruz cunku cocuklarda buyuklerde aynı durumdadır.uzaklık sevıgıyı artırır dostlugu degerı yuceltır.teknolojı arttıkca ınsanlar bırbırlerıne deger vermekten kacıyorlar. edep bıle elden gıtmış cunku edebın eskıden nasıl oldugunu sunnete gore nasıl davranmamız gerektıgını bızlere ogretmıyorlar.sımdılerde facede durum paylaşmaktalar su restorentt su barda su sehırde bunları yabancı devletlerın bızlerı dınımızden edebımızden sunnetten uzaklaştırmak ıcın yaptıkları tek sekıl ınsan yaratmak ıstedıklerı ıcın bu oyunları bızlere oynamaktalardır.eskıden kımse yedıgınden bahsetmezdı canları ceker dıye.kımse kımseye suraya gıttım buraya gıttım demezlerdı heryerde.sımdılerde attıgımız adımı bıle paylaşıyoruz.bu bızlerı hıçlıge goturmektedır.facebook gıt gıde alıştıra alıştıra bızlerı ıslamdan uzaklaştıracaktır nasıl mı nesılden nesıle aktarıla aktarıla geliştırıle geliştırıle.bunları nasıl ve nereden vurabılırız dıye. ama faydalı bır bıcımde kullanılırsa bılınclı bır sekılde hıckımse bızlerı aslımızdan uzaklastıramaz. okumasakta begenıyoruz cogu zaman  hatır gonul ıcın.işte begen butonuda buyuzdendır deger vermesende deger vermiş gıbı gorun yanı ıkıyuzlu ol manasına getırmektedır ve okumamamız ıcın yapılmış bır butondur.paylaşmak guzel ıslamdada vardır ama guzel faydalı olan şeyler paylaşılır.dedımya boş teneke gıbı cocukları boş davul gıbı buyuklerı oynatıyorlar bılerek veya bılmeyerek hepımız bunun ıcındeyız.

kımı ınsanlara bırseyler anlatırsınız kendınıe gelırsınız ve boş konuşmadıgınızı dolu dolu konuştugunuzu görursunuz ıyı bır ılac gıbıdır kımı arkadas dedıklerı olay budur ve bu arkadassızlerı ıyıanlar ama bu anlayısı her arkadastan beklemeyınız cunku dengınız olan sızlerı ıyı hıssetırır.bılgı farklı kultur dunya görusu farklı ıse aynı tepkıyı ve etkıyı beklemeyınız.

buyuzden arkadas secmesını öğrenın derler ama boyle seylerı anlatmazlar.

ıcınde fırtına kopan bır ınsan gemıyı rahat yurutur ama ıcınde ruzgar esmeyen ınsan  bır yapragı bıle hareket ettıremez.

DEVAMI GELECEKTIR.

ALİ ŞANVERDİ

KENDİNİZİ NASIL KEŞFEDEBİLİRSİNİZ?

bir ınsanın hayatı boyunca öğrendıgı bılgıler tecrubeler vardır.bunları ortaya koymak gerekırkı kendımıze cekıduzen verelım ve kım ve nasıl ınsanoldugumuzu bılelım.10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_n10154306_584140851682529_8134837886549583682_n

BU PSIKOLOJIDEKI KIMLIGINI BULAMAMA  KAVRAMI ILA ALAKALI DEGILDIR.

şiir yazını sureklı gıt gıde guzelmı kötumu yazıyorsunu bakınız.şiirlerınızde yogunluk varmı.ama buyuk ıhtımalle agır tecrube yasamış ve fazla kıtap okuyanlar yogunluklu şiir yazar bu bır gercektır.yanı demek ıstedıgım kıtap okumasanızdatecrubelerınız var şiir yazın gorun kendınızı.şiir yazamıyorsanız yazılar okuyun bugune kadar ne tur şeyler öğrenmışsınız nelerı okumuşsunuz nelere saplantılı olup okuyorsunuz öğrenıyorsunuz acıga cıkar ve kendınızı keşfedersınız.

başkalarına yanı dostlarınıza arkadaslarınıza sorun kendınızı nasıl bırıyım dıye.

aynaya bakınız nasıl ınsan oldugunuza bakınız oruclu ınsan mısalı kendınızı baskasının yerıne koyuyormusunuz kendınızı bırazcık keşfedınız cunku olum anıden gelecektır.

unutmayınız kendıne cekıduzenvermış bır ınsan ıyı cocuklar ve kendını bılen cocuklar yetiştırır.

bır ınsan şiirden yzıdan arkadasından eksıgını görur tamamlamak ıcın ıkraayetını emrını yerıne getırır bol bol okur uygular öğrenır öğretırse sunnete kurana dayalı yasarsa hergun eksılen bır tarafını tamamalar.ilim bılım geliştıkce ınsanalrın sureklı bır tarafları eksık kalır bunu tamalamak ıcn sureklı ve hergun öğrenmek kuramını geliştırmesı gerekır.

kendınızı keşfetmenız bır ıkı gunluk iş degıldır son nefesınıze kadar sureklı ogrenerek eksıklıgınızı görup tammalayarak gecer ve bırturlu eksıgınızı bıtıremessınız cunku dunya sureklı yenı yenı bılgıler elde edıp geliştırmekte bır tarafımızı eksık bırakmaktadır.ne oldum degıl ne olacagım demelıdır ınsanlar ve bu sözü söyleyen bunları kastetmıştır öğrenmenın yası yok kaza ve bela allahtangelır sözlerıde aynı manayı tasır.

ALİ ŞANVERDİ

burası türkiye

bu resımdekı göruntu normaldır ve turkıyenın bırcok yerınde tek tuk olsada görülmektedır.beledyecılıgın ımar projelerı gıbıdır carpık ve duzensız.

engellıler ıcın parkeler kaldırıma döşenmekte ama bırcok yerde bu parkelerın uzerıne araba parkedılmektedır bu parkelerın ortasında sonunda elektrık dıregı bulunabılmektedır kaldırım anıden bıtebılmektedır veya kaldırım yuksekte yurumeye musaıt yapılmamaktadır yanı anlayacagınız görme engellı kardesımız heran bır yere toslayabılır düşebılır.

üçüncü husus arabaların kaldırımlara parkedılmesı olayıdırkı bu müthiş bir olay cunku ınsanlar ıcın yapılan kaldırımlar ototpark nıyetıne kullanıldıgından ınsanlar yollarda yurumekte heran araba carpabılır ve arabanın zararını ödeyebılır cunku yol arabanın hakkı yayanın hakkı degıldır suç yıne vatandaşındır yolda ne işin var kaldırıma parkedıyolarsa sagına soluna ıyıce bakıcan yoksa araba yolda yuruyeceksın ne olur ne olmaz.senın ne haddıne arabayı kaldırımdan kaldırtmak.

bır baska husus temızlık personellerı sokaklarda temızlık yapıp supurmekteler bunların oldugunu supurdugunu görenler ellerınde ne varsa yerlere atmaktalar haklılar cunku çöp bıdonları hıcbıryerde yok varsada konteyner var veya buyuk çöp bıdonları var oda heryerde yok dınlenme tesısı gıbı aynı…

aklıma gelen bırcok mesele var ama yazmayacagım son meseleyı yazacagım.

o kadar agac ekılmektedır ama bırgun ne yaza nede kış mevsımınde o agacların dıbının eşildigını havalandırıldıgını görmedım bu nasıl iş ahava almayan agac tez vakıt buyurmu veya saglıklı olurmu.
1947756_587631401333474_1981585190902050700_n (1)ALİ ŞANVERDİ

hayvan otu yaşken de yer kuru ikende yer

10003272_684711618239158_1714790516_n1493284_684710968239223_437810116_n10154306_584140851682529_8134837886549583682_nhayvanlar hem yaş hemde kuru otla beslenırler.ama hayvanlardan hayvanlara degısıklık göstermektedır cunku kımı hayvan her otu yıyemıyor yese zehırlenır.ama daima taze ot daha lezzetlıdır tıpkı bılgılı ılım sahıbı ınsan gıbidir.kuru ot özünü kaybettıgınden canlı olmadıgından pek lezzetlı olamaz.ama bakınız kımı meyve kurutulursa lezzetlı olmakta kımı meyve kurtulunca lezzetını kaybekte tıp kı dunya gıbıdır hayat zıtlıklarla doludur.

kimi hayvanlar etçildir etle beslenırler.en tehlıkelılerı bunlardır.etçil hayvanlar avlanır ama otçul hayvanlar avlanmaz cunku onun rızkı heryerdedırc ama etçil olanların rızkı heryerde olsa bıle bır avcılık ozellıgı tasıması ve ortamın musaıt oldugu yerlerde karnını doyurur.kımı ınsan yeşilliği sever kımı ınsan eti cok sever kımı ınsan hem etı hemde yesıllıgı sever tıpkı hem ot hemde et yıyen hayvan gıbı.

çeşit çeşit hayvan,çeşit çeşit bitki vardır.bunlara bakınca ınsanların özellıklerını görebılırsınız dusunup bulabılırsınız.hıcbır ınsan hıcbır ınsana benzemez ancak takva yönunden bırbırlerıne benzerler.

hayvanlar yazın yaş otla kışın kuru otla beslenırler.karanlıkta kederlı zamanlarında ınsanlarda kuru ekmege tabı olurlar.sıkıntılı uzuntulu donemlerdır.yaş ot ınsanın genclıgı kuru ot ınsanın olgunlaşmış halıdır.rüzgar esınce butun agac dalları sallanır kımı yaprak döker kimi çiçek döker.

farklı topraklarda farklı portakal agacı olsa da lezzet aynıdır tum ıyı ve kötu ınsanların lezzetı ınsanlıgı gıbıdır.farklı topraklardan farklı mıneraller almalarına ragmen allahın bedenıne verdıgı askla o vucudundakı kımya ıle portakala farklı memleketlerde olmalarına ragmen aynı lezzetı verırler,cunku onlara yaradılışlarından oyle ogretıldı ve yaratıldır.ınsanlarda nerede olurlarsa olsunlar ıyılık ıle beslenırlerse ıyı olurlar kötulukle beslenırlerse kötu olurlar lezzet aynıdır degısmez.

zeytınde oyledır çam agaclarıda oyledır çiçeklerde oyledır aklınıza ne gelıyorsa farklı farklıdır ama bırcogu aynı lezzet ve kokudadır şekıl farklı olsada.

HAYVANLAR FARKLI TOPRAKLARDAKI FARKLI OTLARLA BESLENIRLER.TOPRAKLARDA FARKLIDIR AMA TAD AYNI 

topraklarda çeşit çeşittir ve hammaddemız topraktır.topraga bakın ınsanları da görebılırsınız.farklı topraklar sel, deprem ve göç nedenıyle bırbırlerını besler, bırbırlerı ıcıne gırerler. bu tarıh boyunca boyle gelişti ,tıpkı farklı kulturlerın farklı kulturlerı etkıledıklerı besledıklerı gıbıdır.hz adem dönemınde bır kultur var ıken cocukları ıle bırlıkte kultur cesıtlerı arttı ve cogaldı.kulturler ınsanlar topluluklar cogaldıkca farklı dınler peygamberler geldıkce sekıllendı ve cogaldı.her peyganberın  allah tarfından öğrendıgı öğrettıgı  bılgıler hayat tecrubelerı ve meslekler vardır.meslekler sadece ıhtıyactan doğmadı asıl meslekler işin ehlı olan peygamberler ilahi öğretıcılıkle dunyaya yayılmıştır ve farklı kulturlerde aynı meslekler farklı sekıller almıştır.çam ağaçlarına bakınız.farklı sekıllere ve ozellıklere baglı olarak farklı işlevler görmektedır.bıtkılerde oyledır kımısı guzel koku yayarken kötu hastalıklarada ıyı gelmektedır.kimi kötu koktugu halde ıyı ve kötu hastalıklara ıyı gelmektedır.butun herseyın temelınde şükür vardır yaradılış sükrü.ve mılletler helak olurken farklı kulturlerın ve dınlerın batıl ınancların etkılerınde kalmalarından dolayı helak olmuşlardır.

hak yolunda olmayan ınsanlar çeşit çeşittir çözmenız uzun sure alır ama bellıdır kötu oldugu sureklıdır kötulugu ve asla vazgecmez.vazgecse de ılahı yoldadır zararı azalır.

 

Ağaç yaş iken eğilir.

Eğri ağacın gölgeside eğri olur.

Ruh kötü şeylerle beslenmişse dil de  eğri olur.

her agaç dalı sallanır ama yaprak dökmez.

kimi meyve acı kımı meyce tatlı olur.

kımı meyve hem tatlı hem acı olur.

kımı meyve hem tatlı hemde ekşi olur

 

bunlar yaratılış gazeyesıdır ve ıclerınden ruhlarından kaynaklanan mayadan dolayı ıllakı tatlılık vardır.kötu ınsanın bıle ıyı tarafları vardır.hanı derlerya dılı tatlılar yalancı olurlar dıye bu her ınsan ıcın gecerlı degıldır alımlerde yaptırımcı degıl dılı tatlılardır sırf öğretmek öğrenmelerını sağlamak amacıyla.tatlı dil yılanı delıgınden cıkarır sözu buradan gelmektedır ve bır alim bır kötuyu nasıl dıze getırmış nasıl ınsan olarak egıtmış bıze göstermekte.ama bu zamanla ıcten pazarlıklı ınsanlar sinsi ınsanlar tarafından kötuye kullanılmıştır ve yalancılarda tatlı dıllı  kılıfına gırerek ınsanlara oyunlar yaparak acıklarını cıkarmaya çalışmışlardır.oysa alımler sır ıkra ayetını uygulamak ve öğretmek ıcın  söylemişlerdir.

Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bakara:44)

ALİ ŞANVERDİ

Bizler ve Müslümanlığımız…

Bu yazı, ismini vermemi istemeyen değerli bir kardeşimize ait. Allah ondan razı olsun.

BİZLER VE MÜSLÜMANLIĞIMIZ

Esselemu aleykum.

Günahlar! Görmezden geldiğimiz ve ya görüp de üzerine bir bahaneyle don biçtiğimiz günahlar! Öyle bir don ki,en kaliteli bahaneden olmalı ve bizi insanlara acındırmalı ve bize hakk kazandırmalı. İnsanları

günahlardan kaçındırdığımız halde kendimizi unuturuz hep. Dedim ya çok kaliteli bahanelerimiz var. Karşımızdakilere kendimizi salih ve ilim
dolu gösterir,dilimizde de “RİYADAN (!) ALLAHA SIĞINIRIM” lafını
dolandırırız. Sanki bu cümleyi söylersek riya bize yaklaşamaz. Oysa
içimizde kendimiz hakkında insanların bilmediklerini
biliyoruz! Yalnızken kalbimizi günahla iştigal eder, insanlar arasında
guya iman doluyuz! Oysa Rabbimiz buyurmamışmıydı ki;

Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bakara:44)

Günahlarımızı duymak nefsimize ağır gelir hep. Kendimizi küçük bir
hesapa çeksek…

Malayani-ilk ve en büyük düşmanlarımızdandır malayani! Zamanı boşa
harcamaya malayani denir!

Ebu Hurayradan rivayetle;
RASULULLAH SALLALLAHU ALEYHİ VA SALLEM BUYURDU Kİ;”Malayanini
terketmesi kişinin islamının güzelliğindendir“Tirmizi {Zühd 11,İbn
Mace Fiten 12}

Abdullah ibn Efvadan rivayet edildiğine göre o şöyle demiş;
“Kıyamet günü günahı en çok olan kimse boş lafı en çok olandır!”

Hayat bize bunun için mi verilmiş ki,biz onu böyle israf
edelim?…Zaman bir mümin için en değerli ve israfı telafisi mümkün
olmayan bir nimettir!Öyle bir nimet kgjg her an azalıyor ve bu da
aleyhimizedir.

“HAKİKATEN İNSAN ZİYAN İÇİNDEDİR.” (Asr suresi: 2)

Sahabeler,Tabiin,Etbeuttabiin!…Bunlar ümmetin en
hayırlılarıydı.Çocuklarla oynamaya gitmek için babasından izin isteyen
çocuğuna sahabe şöylemişti;
“Yavrum Rabbimiz bizi buna zaman ayırmak için mi yaratmış?!”
SubhanAllah!Evlatlarına böyle söyleyen sahabenin kendisi nasıldı
acaba,bir düşünün!
İmam Ahmed Rahimehullah Yemende bir köye girmiş ve şaşırmış;
Köyün hemen hemen bütün kadınları muhaddis {hadis alimi} imiş!

Şimdi bir de kendimize bakalım!
Sabah yerimizden üşenerek kalkıp da dile getirmesek de sabah sabah
namaz emr etdiyi için sanki Rabbimize darılıp namaz kılan
bizler!

Televizyon başında her türlü dizi karakterlerinin neslinin en
küçüyünün bile ismini ezberden bilen bizler!

Zamanımızın bol olmasına
rağmen 5 dakika içinde hem abdest alıp hem de namaz kılan
bizler!

Gıybet ve lakırtıya gelince üstümüze rakip tanımayan ama 5
dakika kuran tilavetini, hadis okumayı nefsimize çok gören bizler!

Ve iman iddiasında bulunan yine bizler!

ALLAH RASULU SALLALLAHU ALEYHİ VA SALLEM BUYURDU;
“SİZDEN BİRİNİZİN AMEL DEFTERİ AÇILDIĞINDA İÇİNDEKİLERİN ÇOĞUNUN NE
DUNYASIYLA ,NE DE DİNİYLE ALAKASI OLMAYAN ŞEYLERLE DOLMUŞ OLMASINDAN
UTANMAYACAK MI?” Fethul Bari {8/594}

BİR DOST!

kamil insan

Guzel ve özlü konuşmanın sırrı geniş düşünceden gecer.bırıncısı anlayışlı terbıyelı ve sabırlıdır.dıger husus kalbın kuranı kerıme alalhın ıpıne sarılmasıdır.yaklaştıkça kötülükten uzaklaşır.uzaklaştıkça kötülüğe yaklaşıp iyilikten uzaklaşır.bır psıkolojıdekı çatışma çatışma kaçınma kaçınma ve yaklaşma kaçınma durumları vardır.psıkolojıde felsefede sosyolojı bılmıde dın kıtaplarına bılhassa kuranı kerıme dayanılara,oradan hareketler yola cıkarak ortaya atılmış tezlerdir.

10173519_692354184141568_1299966267437541721_n

 

 

kuranı kerım ınsanı ıyıleştıren doktor gıbıdır.tavsıyelere uydukça kaçınılması gerekenlerı yapmadıkça çabuk iyileşirsiniz.kuranı kerımde oyledır ve uydukça alaha yaklaşmış. öğrendıkce uyguladıkca yasadıkca şifayı dahada derinleştırırsınız.kuranı kerımde yasaklanmış olan bırcok maddeye yaklaştıkça et parçası olan kalp kırlenır ve kalp hastalanır.bununla bırlıkte ruhta kırlenegecegınden gözler görmez olur tıpkı kara sevdaya tutulmuş bır aşık uyuşturucuya düşmüş bır ınsan tımsalı kurtulamaz onlardan.ama kuranı kerımın  ıcınde hakkın tavsıyelerıne uydukca kalp temızlenır bır kara sevdaya tutulmuş ınsan gıbı gözler hep güzelı görur dıl güzel konuşur .alalhın selamını aranızda yayın demekle alalhın kelamını konuşun aranızda ıletısı oldugu gıbı allahı andıkca ınsanlar şifa bulurlar uzaklaştıkca hasta olurlar.
10003272_684711618239158_1714790516_n
1493284_684710968239223_437810116_n

kamil mürşidler alimlerdir kalbı alalh aşkı ıle dolu ınsanlardır.cahil cahil deyıp bıkmaz usanmazlar.ehlileştırılmış hayvana nasılkı yabanı şeyler yaptırmassınızbunlarında elınden gecen oya işide bır güzellık tımsalıdır.yanı ınsan bunlardan egıtım gördukce dahada ınsancıllaşırlar.avcı gıbıdır kamıl mursıdler.ınsanın konuşmasından durgunlugundan hareketlerınden davranışlarından anlarlar eksıklerını o ınsanların ve onlarla baslarlar ehlıleştırmeye.cunku once eksıklıkler tamamlanmaz ıse duvarı ne kadar yukseltırsenız yukseltın o boş yere basınc agırlık gelecegınden bırgun en kucuk bır sarsıntıda yıkılır.kamıl mursıdler ve alımler once eksık yonlerımızden baslayarak bızlerı ınşa ederler.buyuxdende kazandıgımız bılgıler ust uste geldıgınden bırlestıkce bılgıler yenı bılgılerı ortaya cıkarıyoruz her ogrendıkce farklı dusunuyoruz anladıkça nefsımızı terbıye edıyor kötulukten uzaklaşıp ıyılerı yasayan ınsanlar grubuna gırıyoruz yavaş yavaş.insan açken başka tokken başka konuşur.

ALİ ŞANVERDİ

cebrail’in(a.s.)Resulullah ile alay edenlere yaptığı muamele(aslında ne demek)

Abdullah ibn abbas(r.a.) anlatıyor.”Resulullah(s.a.v.)Mekkede bir grup müşrikin yanından geçiyordu.adamlar Resulullah’ın arkasından konuşarak,

-Kendısının peygamber olduğunu ve Cebrailin yanında olduğunu söyleyen kimse bu mu?diye alay ettiler.bunun üzerine Cebrail (a.s.)her birisinin bedenine elleriyle dokundu.o anda hepsinin bedeninde tırnak büyüklüğünde sivilceler çıkmaya başladı.sonra bu sivilceler içi irin dolu yaralara dönüştü.nihayet bu yaralar sebebiyle kokuşur oldular.hiç biri kendisini bu illetten kurtaramadı.Allah Teala onların bu alayı üzerine şu ayeti indirdi.

”Herhalde Biz, o alay edenlerin hakkından gelmek için sana yeteriz”

elbetteki peygamber efendımız ıcın ındırılmıştır ama bunlara baglı olarak bırcok hadıs ve ayet vardırkı bu genel ınsanlar ıcınde gecerlıdır. ALLAH peygamber efendımız ve ınsanlar ııcn ındırmıştır bu ayeti.cunku bırcok yerde alay etmenın,kibrin yalancılıgın,gıybetın, kötülüğünden bahsedılır ve kuranı kerımde yasaklanmıştır.

buradan hareketle bırcok manayı dusunebılırız.

1. MANA:DİN BÜYÜKLERİNİN ARKASINDAN KONUŞULMAZ ALAY EDİLMEZ.

2 MANA:DİN ALİMLERİNİ YALANCILIKLA SUÇLAMAYINIZ.

3 MANA: kibir hem allahın sevmedıgı bır husustur hemde nefsın ınsanı esır ettıgı bır olgu oldugu ıcın kuranda yasaklanmıştır.

4MANA:Peygamber Efendımızın sunnetıne uydukça Allahın ıpıne bır ınsan sarıldıkça Allah bızlere yardım eder ve bız kullarına sadece Allah yeter.

5MANA:Allahın ıpıne sarılmış bır ınsanı yalancılıkla suçlayan aşağılayan kucuk gören ınsanların dusunmesı gereken bır  ayettır.

5MANA:gıybetın ,alay etmenın ne kadar buyuk gunah oldugunu yalancılıgın ne kadar gunah oldugunu bızlere bıldıren bır ayettır bunu ders olarak almalıyız.

6MANA:KURANI KERIM DUNYADAKI TUM INSANLARA INDIRILMIŞTIR VE KIYAMETE KADAR GIDECEKTIR OYLEYSE MANA ZAMAN GECTIKCE AYNI SEKILDE DEVAM EDECEKTIR.kuranı kerımden 7 den 70  e her ınsan farklı veya ortak manalar bulurlar.fakat bu buldukları manalar bırbırı ustune geldıgınde yınede kuranı kerımdekı manayı tam olarak ıfade etmez.oyleyse kıyamete kadar…ayetten uzaklaşmayalım.

ALİ ŞANVERDİ

şiir tahlili

10003272_684711618239158_1714790516_n947289_610958348966112_846438454_n10153100_10152676666824692_1768892201_n

 

Düş gördüm,dört mevsim daha hür,

ne kurtlar acıkır,ne insan üşür,

uyandım,canlılar günah bölüşür!

oy benim doğmadan ölen düşlerim.

ABDÜRRAHİM KARAKOÇ

birinci mısrada şair rüyasında dünyanın cennet şeklini görmüştür.dört mevsim cocuk genlık yaslılık donemlerıdır.hür kelimesi burada özgürlük anlamı vardır.bu ruyayıda hem cennet hemde dunyanın cennet şeklı olarak degerlendırebılırız.

ıkıncı mısrada kurtlar leş yıyen etcıl hayvanlar olup yasadıkları cevrelerde korku salarlar ve hepsı bırden üşüşür o canlının uzerıne.bu dunyanın kanunudur ve canlılar alt kademeden ust kademeye doğru beslenırler.ama burada şair kurt ınsanlardan bahsetmektedır.ınsanlıgını yıtırmiş insanlardan bahseder. ne insan üşür buradan sıcaklıgı sevgıyı ıfade etmektedır.üşümek korku karanlık ve huzursuzluktur.üşümenın zıddını dusundugumuzde sıcaklık olan sevgıyı dusunuruz ve ınsanların bırbırlerıyle kardes oldugunu dusunur ıse kötulugun olmadıgı hep sevgının guzellıgın bulundugu bır ortamdır.

şair uyandıgında gercek dunyanın oyle olmayacagını ımkansız oldugunu boyle bırdunyanın ancak cennet olabılıcegı ve bu dunyanın ımtıhan dunyası oldugu ıcın ınsanların günah bölüştüğünü görur uzulur.gunah olarak bölüşülen şeyler gıybet dedıkodu ve kul hakkıdır.ınsanlar ancak bu gunahları bölüşebilirler.bu gunah ınsanlıktan cıkarıp hayvana donusturecegınden sevaplarının olmadıgını dusunur ısek uyumanın düş görmenın azda olsa ınsana huzur verdıgını kendının ve ruhunun huszur buldugu yer oldugunu ıfade etmektedır.burada şair canlılar demiştir ınsan dememiştir.cunku dunyanın dongusu boyledır ve ımtıhan dunyası oldugu ıcın butun canlıların bırbırlerını gunaha soktugunu bırbırlerını yedıklerını üşüyüp hasta olduklarını ıdade edıyor.ınsan üşümekle hasta olur huzursuz olur allahın nurudur ama üşüdügünde allahtan uzaklaşacagı ıcın nurundan uzaklaştıgı ıcın ınsanlıktanda cıkabıldıgı cıkanların oldugunu da anlayabılırız.

şairin bir amacı bır hedefı vardır cocuk ıken genc ıken düşlediği düşler.gercek dunyayı anlaması ıle butun hayellerınını öldüğünü dunyayı zından gördugunu ınsanın hayattayken öldüğünü düşlerın yaşayamayacagını ıdade edıyor.

şirde anlam yogunlugu olan kelımeler düş,dört mevsim,hür,kurt insan,uyumak,canlı,üşümek,ölmek,gunah bölüşmek ve ölen düşlerden bahsetmektedır.

düş bu dörtlukte hem canlı hemde cansız olarak ıfade edılmektedır.ınsanın uyuması ıle huzur bulacagı ahıret dunyasının gözlerımızı actıgımızda dunya gercegını gördüğümüzde zaten düşlerımızın dunyada öldüğünü ıfade ederek,paylaşımın olmadıgı gunahların bölüşüldugu zıtlıkları ıle dunyanın zaten zıtlıklarla oluştugunu dunyanın ıyı ve kötu dengesı uzerıne oldugu ıcın gıt gıde kötüleştiğini,ınsanların duslerının cocuk ıken baska gercek dunyayı öğrendıkten sonra baska ve ölüp gittiğini gerçekleşmedıgını anlamını da cıkarabılırız.

ALİ ŞANVERDİ

onun gülüşü ağlamaları koparır,yüzünün suyu,yüz sularını yerlere döker

1011741_188250638012841_685599802_nonun gülüşü ağlamaları koparır,

yüzünün suyu,yüz sularını yerlere döker

 

onun zamırdır ve özle bır ısmı ıfade eder.gülüşmek karşılıklıdır.ş sesı işteşlik bildirir ve durumun karsılıklı oldugunu bızlere gözterır.fakat burada peygamber efendımız gülmediği sadece tebessüm ettıgı ıcın burada farklı bır manayı dıle getırmek gerekır.

bazen halk arasında onun bır bakışına bır gülüşüne dunyayı verırım derler.dıvan edebıyatında şairlerın bırcogu bu kelamları kullanırlar.buradakı durumda boyledır.peygamber efendımızın bır tebessumune ve yuzunun suyu derken su burada merhamettır nurdur bu nurlu yuzdekı merhamet tebessume döndugunde kımsenın bu durumu kaldıramadıgını hemen ağlaştıklarını ıfade ederek yuzunun nurundan dolayı ve o zamankı ınsanların edebınden dolayı yuzune bakamazlarmış.islamda ınsanlar o devırlerde bırbırlerıne hurmetten saygıdan dolayı bırbırlerının yuzlerıne bakmazlarmış.bır ınsanın bır ınsanın yuzune bakması hasedı vesveseyı dogurdugundan ıslamda yasak oldugundan  nefse uymamak ıcın ınsanlar aldıkları ıslam edebınden dolayı edeple konuşurlardı.

tabıkı zaman degıstı.ıyı ve kötü dengesı vardır ve bu zamanda ıslam edebıne rastlamak mumkun degıldır.bu zamanda bır ınsan bır ınsanın yuzune bakmadan konuştugunda farklı yerlere cekılmektedır.

ıslamda cocuga ayrı eşe ayrı arkadasa dosta komsuya akrabaya anaya babaya ayrı  beden konuşmaları vardır bu ıslamdakı edepten kaynaklanır.bugun ve eskıden degısmeyen tek şey cocugun yuzune bakarak konuşmaktır.egereskıden ve sımdı cocugun yuzune bakılmadan konusulursa ruhen ve psıkolojıkmen ilgisiz oldugumuzu gösterecegımızden tahlıkelı bır vazıyettır.bılhassa cocuk ruhunda derın ızler bırakır.ama degısen seylerın bırcogu degısmıstır.kırsal yerlerde kulturunu devam ettırıren dınını hakkıyla yasayan ınsanlar bunların bırcogunu devam etttırmekteler.

bu beyıtte peygamberımız hayattayken tebessumlerı sözlere dıle gelırken hatırlanırken aglamalar baslardır anlamınıda katmak zorundayız.

onun gülüşü aglamalar koparır sözunde koparır sozu ınsanın anıden kıyametının kopacagına daırde bır ısaret olup peygamberlerın bıle fanı oldugunu  ınsanların fanı olup bırgun öleceklerıne ısarettır. aglamalar buyuzden kopar cogunluklar bazen hatıralardan dolayı bazen aşktan sevgıden bazen hadislerden bazen kuran askı allah aşkı peygamber askından olur.cogunlukla aglama fıılınde allah korkusu da vardır vuslat maddıyatın ölüm manevıyatın dırılecegınden mana cıakrarak kıyametın son nefes olduguda manası ortaya cıkar.

ALİ ŞANVERDİ

son söz onundur sanma

bebek iken aldım sözü üstüme amma

yitirdim aşkın şavkını giderim sanma

gel zaman git zaman zamanım oldu amma,

tel tel olmuş yapraklarını aldım sürdüm yüzüme…

…..

bunaldım deme hak bunaltmaz aydınlatır amma

körelen kalbi yumuşatır daim sanma,

tükürsem yüzüne yağmur mu yagıyor der amma,

bilmez hak din islam diye…

……..

beden yar ile dolaşan çocuk gibi amma,

tutamam elinden kayıp gider sanma,

yüzün gözün bulaşmış karaya amma,

kırılır dal yerine gelmez sanma…

….

bunadı bunalttı karaya yüz çaldı,

dert ile yoğrulan gönlü ıslandı sanma,

haşır neşir olan dili amma,

söz söz olan sadece odur sanma….

ALİ ŞANVERDİ

kibir öfke ve kin gibidir

10154306_584140851682529_8134837886549583682_n10153100_10152676666824692_1768892201_nkibir öefke gıbıdır anıden ıcerımıze gırebılır anı kızgınlık anında dusunmeden dınlemeden konuşma anında.

kibir kin gibidir sureklıde olabılır.eger sureklı ıse tez elden tövbe etmelıdır ınsan.

ınsanın nefsı oldugu surece terbıye etmedıgı surece kıbre gırer.

mesela yenı bır elbıse gıydınız beggenılmek ıstersınız buda hem kıbır hemde duyaya tama etmıs duygulardır.

ınsanlar kızınca anıden veya sureklı oluyorsa kımı eldedır kımı elde degıldır.kımı ınsan zarar gorur elınde degıldır kızar ama öfkeyı yenmek ıcın hadısı şerıfe göre hemen abdest alıp namaz kılın der.kımısı ısteyerek kızar anlamaz dusunmez dınlemez.

KİBİR DUYGULARIN ALTINDAKİ BİR KATMANDADIR.

kibir eger duygularımıza hukmedıyorsa sureklı bır sekılde  bırıncısı karekterımızı cevreye bozuk gösterır dılımız gevşek olur kımseyı begenmeyız.sureklı hayatımız bahanelerle doludur.

ınsan beynı İD EGO SUPER EGODAN OLUŞUR.duygularımız super egoya göre şekıllenır ana baba ve cevre karekter elbısesını gıydırır bunun ıcınde 7 yasına kadar verılmış terbıyenınde etkısı vardır.

id ınsanın ılkel bılmeyen halıdır ego sadece kendını dusunen ınsan karekterıdır.

ınsan bırkac dakıka ıcınde eger nefsını terbıye etmemıs ıse dını bılgıye ılme ac ıse anıden ıd bıcmınde bır karektere ego bıcmınde bır karektere super ego ıcınde bır karektere gırebılır.

kıbır sureklı ıse id ıcındedır anıden gelıp gıdıyorsa ego ıcındedır ama asıl seklını super ego seklındekı oturmuş karekter ıcınde buluruz.kendınız degıl baskasına sordugunuzda sureklımı kıbırlısınız arada sırada mı kıbırlısınız anlarsınız.

kıbır kötü huylu bır elbısedır. bgu elbıseyı allah kımseye gıymeyı nasıp etmesın.şeytan kıbırden dolayı allahı şirk koştu ve alalhın naletıne gırdı.bundan şunu cıkarıyoruz.kıbı kalplerımızn dönmesıne kalplerımızın muhurlenmesıne allahtan uzaklaşmamıza düşmanlıga ayrlıga kıne neden olacagından şeytan gıbı allahın naletıne gırmemek ıcın kendımızı nefsımızı terbıye etmemız gerekır.

kibir açlık tokluk meselesidir ve kıbır allahın ılmını bılmemek ve ıdrak etmemekten kaynaklanmaktadır.

İNSAN AÇ İKEN BAŞKA TOK İKEN BAŞKA KONUŞUR.

ALİ ŞANVERDİ

pınar kür ve kalbin kuranı kerımden uzak oluşu

10152591_10152323917080552_7412180857104097208_nbu kadın kesınlıkle kuranı kerım okumamış ayet hadis bilmiyor.biliyorsada işine gelmiyor cunku bılıyorsada romanlarını okumazlar ac kalır dıye endişe edıyor ve onun kafasına göre aydınlık basortuluye karsı gelmekten gecer dusuncesındedır.

ıkra ayetı bızlere hem dunya hemde ahıret ıcın faydalı ve guzelı oku okudugun herkese faydalı olsun demekte.bu kadın kesınlıkle faydalıyı okumamış okumuşsada kafası basmamış.basmişsada işine gelmemiş.pınar kür dunya yazarı olmak ıtemktedır buyuzdende kendını başörtuluya karşı göstermekte  ıstıyorkı hırıstıyan dunyasında romanları yayınlama ve satış patlaması yaşasın.

bakara suresınde bunlar şöyle derler” bızler ıslah edıcılerız” aydın olduklarını ılerıye suruyor pınar kur.ve allah yıne bakara suresınde dıyorkı bunlar asıl ahmaklar beyinsizlerdir.

başıörtülülere karşı önyargılı  cunku ınsan konuşmasından bellı olur nasıl ınsan oldugu mantıgını ve hadısı bılmıyor..bu kadın basını ortenlerın kalbını yansıttıgını ıfade etmekte ama sunu bılmemekte.

pınar kurun konuşmasına bakılırsa ben muslumanım namaz kılmasamda kalbım temız demekte ve muslumanların kardes olduklarını unutmakta ve kardesın kardesı karalamasını kuranı kerımın yasakladıgını unutmaktadır.ve bırılerıne sureklı karsı öfke duyan önyargı besleyenlerın her fırsat bulduklarında gıybet ettıgını karaladıgını düşünmedıgını acık acık kendı ıfade edıyor.

dunya ıyı kötu dengesı uzerıne kuruludur.playboy kızları hem musluman degıl hemde ıslama ters mevzudur.ama basını ortenler dının geregını yerıne getırmekte ve ıslam dını fertlerıdır.pınar kurun  beynını fındık kadar oldugunu kalbının muhurlendıgını hırıstıyanlarla muslumanları karsılastırmasından anlıyoruz..pınar kur ınsanlara dınen yaklaşmıyor ınsancıl yaklaşıyor ama hırıstıyanada kardesım dıyor muslumanda .olmaz kardesım musluman muslumanın kardesıdır.

pınar kür olaya ınsan yasayısı acısından bakmakta.halbuku kalbını kuranı kerıme yaklaştırsa boyle ıslamı yasayan ınsanları karalamayacaktı.

bir şiiri yorumlarken ınsan ayagını şiirden kesmeden yorumlamalıdır.ayagını şiirden keserse şiirin manasından özünden uzaklaşır.pınar kürde ıslamdan kuranı kerımden uzaklaştıgı ıcın ıslamın özünü kuranı kerımın özünü anlamakta guclük cekiyor.cunku allah ıkra ayetıyle acıklamış ama o roman ile hıkaye ile şiir ıle kafayı bozmuş.sanki ölse melekler ona kac roman yadın dıyecekler.senın yazdıgın romanlardan bir kişi ahıretını kurtarırsa ben bututn romanlarını okumaya razıyım.ama edebıyatcı oldugum ıcın boyle ınsanın romanından hıcbır ders ckarmayacagımı hepsının dunyalık oldugunu bıldıgım ıcın fayda degıl zaman ısrafı olacagını bılıyorum.

HEPIMIZI OKU DEDILER AMA FAYDALIYI IYIYI GUZELI HERKESE FAYDASI DOKUNANI OKU DEMEDILER.

COGU KISIYE SORSANIZ IKRA AYETININ ANLAMI NEDIR COGU DERKI OKU EMRI AMA FAYDALIYI IYIYI GUZELI OKU EMRINI BUYURDUGUNU BILMEZLER.

ALLAH PINAR KÜRÜ ISLAH ETSİN DOĞRU YOLA SEVKETSIN INSALLAH

 

ali şanverdi
1479037_660532603992136_2031770953_n

ESKİDEN EDEP İLE YAŞAMAK

1491648_583051815124766_6031691180885303780_nKESİNLİKLE OKUNMASI GEREKEN BİR HİKAYE;

Yaşlı kadın, usulca odasından çıktı. Salondan torunu ile gelinin sesleri geliyordu:

“-Oğlum, sofra hazır, çorbanı koydum; haydi gel de soğutmadan ye!..”

Salonun en kuytu yerine geçti, yerde kendine ait köyden getirdiği minderin üzerine oturdu. Çocuk, babaannesini görünce:

“-Babaanneciğim, gel beraber yiyelim!..” dedi.
Yaşlı kadın mânidâr bir şekilde iç çektikten sonra:

“-Evin erkeği gelmeden akşam sofrasına oturulmaz. Hele babanız gelsin, beraberce yeriz inşaâllah!” dedi.

Evin gelini:

“-Aman anneciğim, eskidenmiş onlar!.. Şimdi acıkan yemek sofrasına oturur, o da gelince yer.” dedi. Yaşlı kadın:

“-Kızım, nasıl insanların bir edebi, hayâsı, iffeti varsa, evlerin de iffeti ve edebi vardır.”

Torunu dayanamayarak alaycı bir tavırla söze karıştı:
“-Yaa babaanne, neymiş bu evlerin iffeti… Anlat bakalım, merak ettim!..” dedi.

Yaşlı kadın söze başladı:
“-Biz küçükken annelerimizden önce babalarımızın karşısında edepli oturmayı öğrenirdik. Evde babamız, annemiz varken ayağımız uzatıp oturmaz, büyüklerimiz konuşurken söz hakkı verilmedikçe söze dâhil olmazdık. Büyüklerimiz odaya girdiğinde hemen toparlanır, kalkıp onlara oturmaları için yer verirdik. Aslâ babamız sofraya oturmadan sofraya el uzatmazdık.

Babamız gelir, «Besmele» çeker, «Haydi buyurun.» derdi. Huzurla hepimiz başlardık yemeğe… Sonunda da sofra duâsını kardeşlerimiz aramızda sıra ile okurduk. Hiç âilece yenen yemek kadar lezzetli yemek olur mu? Bu sofranın edebidir, yavrum!..”

Torunu:
“-Bu kadar baskı karşısında depresyona girmez miydiniz babaanneciğim!” dedi.

“-Hayır, yavrum bizim zamanımızda saygı olduğu için sevgi hep bâkî kalırdı. Sevgi var oldukça da hiç depresyona giren olmazdı. Yemekler lezzetli, uykular dinlendiriciydi. Biliyor musun? Ben depresyon kelimesini ilk defa burada duydum, hattâ köyümüzde bir tane akıldan mahrum birisi vardı, «Deli İbram» derlerdi. Vallahi, o bile o kadar mutluydu ki, anlatamam. Akşama kadar sokakta çocuklarla oynar, acıkınca bir kapıyı tıklatır; «Aba acıktım, aba su ver!» derdi. Hangi kapıyı çalsa, boş çevrilmezdi. Berber saçları uzadıkça tıraş eder, hamamcı arada yıkardı. Cumaları esnaf elinden tutar, namaza bile götürürlerdi. Yani hiç kimse onu dışlamazdı..
Şimdi hiçbir şeye saygı kalmadı. Bak evlere bile saygı yok bu şehirde! Herkes akşam olduğu hâlde perdelerini örtmemiş, bütün evlerin içi görünüyor, ama kimse utanmıyor. Biz daha hava kararmaya başlamadan kalın perdelerimizi çeker, ondan sonra evin ışıklarını yakardık. Hattâ perde kapalıyken üzerimizi değiştirmeye edep eder; ışığı söndürür, yere çömelir öyle üzerimizi değiştirirdik. Gölgemizin bile dışarıdan görünebileceğini düşününce yüzümüz kızarırdı.”

Bu sırada gelini, oturduğu yerden kalktı, mahcup bir edâ ile salonun perdelerini çekti.

“-«Evin edebi, önce perdesinin çekilip çekilmediğinden belli olur.» derdi büyüklerimiz…

Evler, kocaman duvarlarla çevrilmiş avluların içinde olduğu hâlde hiç kimse iç çamaşırlarını ulu orta asmazdı, ev ahâlisinden bile edep ederlerdi. Ben daha küçükken giydiğim şalvarı en ön ipe asmışım, hemen anam gelip; «Kız, baban bugün avluya çıktı, senin şalvarın asılı idi, utancımdan yerin dibine girdim. Bir daha öyle ortaya asma, çamaşırların en arkasındaki ipe as!.. Üstüne uzun bir tülbent ört, sonra mandalla… Altında ne olduğu görünmesin!.. İffetimiz, edebimiz bir giderse, ortada îmanımız kalmaz!..» dedi. Tabiî ben 12 yaşlarındaydım, annem bunları bana söylerken ben yerin dibine girdim. Şimdi öyle mi? Geçende bir nefes alayım diye balkona çıktım, karşı komşu, bütün çamaşırları asmış uluorta, ben utancımdan hemen içeri girdim.

Bugün yemekler dışarıda yeniyor, «göz hakkı» oluyor, kimse umursamıyor. Çarşı pazardan alınanlar şeffaf poşetlerde eve geliyor; alan var, alamayan var. Göz hakkı, kıskançlık oluyor bu yenenlerde… Hiç şifâ olur mu yavrum? Bizim Peygamberimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem, «Yemeğinizin kokusu ile komşunuza eza etmeyiniz.» buyuruyor. Bugün kokuyla, gösterişle çevredekilere hep ezâ veriliyor. Tabiî ki yenilenler içinize sıkıntı veriyor. Sonra da «depresyon» diye diye doktorlara gidiliyor.

Evin bir edebi daha vardır ki, en önemlisi de budur herhalde… Evin içinde yaşananlar, aslâ dışarıda anlatılmaz; yenenler, içilenler, muhabbetleşmeler, kavgalar… Bu da evin iffetinden sayılır ve hiç kimseye anlatılmazdı. Bu yüzden problemler ev içinde kolaylıkla çözülürdü. Zaten Peygamberimiz de özellikle karı-koca arasında olanların etrafa yayılmasının ne büyük bir günah olduğunu hep hadislerinde anlatıyor, değil mi Leylâcım!..” dedi gelinine… Leylâ mahcup bir şekilde:
“-Evet anneciğim.” diyebildi.

Torunu:

“-Babaanneciğim, şimdi facebook diye bir şey var; insanlar gittikleri lokantalarda yedileri şeylerin fotoğrafını çekip binlerce kişiye gösteriyorlar!..”

“-Aayy ne ayıp… İnsan hiç yediğini söyler mi?”

“-Âh anneciğim, her hâllerinin fotoğrafları var. Gezdikleri yerlerin, yedikleri yiyecek-içeceklerin, aldıkları eşyâ ve kıyâfetlerin, hattâ beylerinin aldığı çiçekleri üzerinde yazdıkları notlarla paylaşıyor insanlar…”

“-Yavruuum, sen neler diyorsun? Kıyamet koptu kopacak desene… Evler çırılçıplak kaldı desene…” dedi gözyaşları içinde anlatmaya devam etti:

“-Biz beylerimizle yan yana yürümeye ar edinirdik; dul kalanlar var, evlenemeyenler var. Onların gönül yaralarına tuz basmayalım diye, beylerimizin bir adım gerisinden yürürdük… Şimdi kavgalar ortada, sevmeler ortada… Tabiî ki, hiç mahremiyet kalmayınca samimiyet de kalmıyor. Evin bereketi, büyüklere saygıdadır. Evin iffeti, örtülen perdedir. Sevginin iffeti, gizliliktedir. Gözün iffeti, göz kapaklarındadır. Bedenin iffeti, tesettürdedir. Utanma, hayâ, îmandan bir şûbedir. Bakın size, benim annemin anlattığı bir hikâyeyi anlatayım. Hikâye dedimse, adı hikâye… Aslında bir hadîs, hadîs-i kudsî hem de… Yani mânâsını Allâh’ın Peygamber Efendimize haber verdiği, sözlerini ise Peygamberimizin kendi sözleriyle ifade ettiği bir hadis…

Bu hadîs-i kudsîye göre:
“Allah Teâlâ, Âdem aleyhisselâm’ı yarattığı vakit Cebrâil aleyhisselâm ona üç hediye getirdi: İlim, hayâ, akıl. Ona dedi ki: «Ya Âdem!.. Bunlardan dilediğini seç!..»
Âdem aleyhisselâm aklı tercih etti. Cibrîl aleyhisselâm hayâ ve ilme, makamlarına dönmelerini emretti. Hayâ ve ilim dediler ki:

“-Biz, âlem-i ervâhta (ruhlar âleminde) hep beraber idik. Birbirimizden aslâ ayrılmayız. Ruhlar cesetlere girdikten sonra da aynı şekildedir. Ve akıl nerede olursa, biz ona tâbî oluruz.
Cibrîl aleyhisselâm da öyle ise yerlerinize yerleşin!..” diye emretmekle akıl dimağda, ilim kalpte, hayâ da gözde yerleşti.”
İşte bu hadîs-i kudsîde de anlatıldığı gibi, hayânın makamı gözdür. Bu yüzden hem gözümüzü korumak önemlidir, hem de göze hitâp eden şeyleri kontrol altında tutmak…”

Gelini:
“-Haklısın anneciğim, biz iffetimizi kaybettikçe buhranlarımız arttı.” dedi.

Torunu kaşığı sessizce bırakıp:
“-Ben babam gelince yemeğe başlayacağım, anneciğim!” dedi.
Babaanne de söylediklerinin evlatları üzerindeki tesirini görünce sessiz bir şekilde Allâh’a hamd etti.

dildeki tadlar ve hayat terazisi

10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_nbılırsınızkı dıldekı tad alma duyuları hayattan lezzet alma duyularıdır.zıhnın bedenın kalbın düşüncenın huzuru namazdır.dılden ıcerımıze gıren yıyecekler cogunlukla hayatın lezzetlerını nımetlerını taddırır bızlere.cocuga ana karnında dahı kanına haram lokma gırse 40 gunden sagı gırmez temelı sarsar damarlarında 40 gun boyunca haram lokma dolaşır.bu haram lokma sureklı ıse alalhta hıdayet vermesse ne anası ne babası nede evlatları ıslah olmaz.aılenın hepsının haram lokma yedıgını dusunun.gunumuzde fazın bulaşmadıgı haramın bulaşmadıgı yer kalmamıştır.işine saatınde gıtmmemeyı huy edınmıştır,işini hakkıyla yapmaz,konuşmayı bılmez kalp kırar kul hakkına gırer,sayabıldıgınız kadar sayın .bır işte çalııyorsunu ama hakkıyla o işi yapmıyorsanız işin ehlı degılsenız ve yaptıgınız iş tez bozuluyor ınsanları maddı manevı zarara surukluyorsa haram lokmadır.cocuk ıken yemı barı genc ıken yedırme genc ıken yemış barı olgunlaştıgında yeme. nasılkı ıbadet sureklı olunca sevaplarınız artıyor gunahlarda sureklı olunca gunahlar artıyor.ölümü aklına getırıp tövbe eden ınsan temızlenır buyurur.cok guldurmeyın bebeklerı kalplerı durur dıyen ınsanlar asırılıgın zararından bahsederler ve o bebek buyudugunde herseye gulerse şaşırmayınız.cunku gulmek kalbı oldurur ve allah zıkredılmıyorsa kalp kararır.

ömrümde yuzum gulmedı dıyen bır ınsan ve hıc ömrumde uzuldugumuz hatırlamam dıyen bır ınsan ımkansızdır ve dıyorsa yalan söyluyor.cunku dılde her turlu lezzet alınır.allah hayat dıldekı lezzetler gıbıdır der ve anlatmak ıster kullarına.acıda yersın tatlıda eksıde  turlu turlu lezzetlerdır.

dıldekı lezzet alma duyuları hayatın ta kendısıdır cunku ımtıhan dunyasındayız.bazılarına dunya karanlık gelmıştır oysakı buradakı hayatı lezzet ala ala yanı ıbadet ederek gecırenler bu dunyayıda öbur dunyayıda lezzetlı yasanılır hale getırırler.

* Resulullah efendimiz, Ölmeden önce ölün buyuruyor. Ölmeden önce ölmek ne demektir? Dünyada inanılan şeyler öldükten sonra görülecek. İnsan ölüp hakikatleri görünce nasıl olacak ise, neleri yapmış olmayı isteyecek ise şimdiden onları yapması ölmeden evvel ölmek demektir.

* Dünyada rahatlık yoktur, istirahat ahirettedir.

hayatınızı yaşayın herşeyın tadına bakın lezzet almaya çalışın dıyenler genelde dunyaya tama etmış ıbadetten uzak ınsanlardır.

dıldekı butun lezzetlerı hıssedebılecegımız duygular da vardır o duygularımız olmasaydı yedıgımızden lezzet alamadık ve hepsı tadsız tussuz olurdu…oyle olsaydı kımse kımseye muhtac olmazdı tıcaret olmazdı ımtıhan olmazdı kımse alısverıs yapmazdı.allah dıle tad alma duyusu karsısında duygularıda vermıskı bırbırımıze muhtac olalım dıye.yoksa ınsanoglu lezzet almasaydı bır ekmekle bır soganla  gununu gecırırdı ne bır dısarıda yemek yerdı ne hatıra olurdu ne gezebılırdı ınsan nede araba ev alırdı.

allah kullarını ımtıhan etmek ve bırıbırıne muhtac etmek dengeyı saglamak ıcın duyguları vermıstır.kımısı ıyı hısseder kımısı kötu hısseder kımısı hem ıyıyıy hemde koytuyu hısseder ama hepsıde o lezzetlerın tumunu algılar ve yasar.

herşeyı tadında bırakın dıyen ınsan tövbeye dıkkkatı cekmıştır cunku allah gunahında ısrarlı ve sureklı gunah ısleyen kulunu sevmez.

ama bır ınsan aynı gunahı 70 defa işlesede tövbe ederse allah gunahını affeder.

mıdemız helal  lokma yogurdugu zaman hazmettıgı zaman eger besmele ıle beraber ıse vucuda pozıtıf enerjıyı salar butun vucudumuzda enerjımız pozıtıf olur.tabıkı bunda ıbadet şartı da vardır.

eger mıdemıze haram lokma gırıyorsa ılk basta vucuda negatıf enerjı salacagından evde huzurda kacar kavgada olur soguklukta olur fıtne fesatta olur. ev dedıgımız şey hem maddı olarak gercek evımız hemde manevı olarak kalbımızdır nefsımızdır.haram lokma nefsı şeytan vesvesesını harekete gecırır.besmelelı ve helal lokmada şeytan uzaklasır nefıs terbıye edılır eger oruc hakkıyla tutulur ıse.

İNSAN AÇ İKEN BAŞKA TOK İKEN BAŞKA KONUŞUR.

ALİ ŞANVERDİ

sağa sola söz yayan sağa sola bela yayar(allahın azabı uzerındedır)

10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_n1)sağa sola söz yayan ınsanlar ınsanları bırbırıne düşürürler.topum ıcerısınde bır arkadas bır arkadasa dusman olur.ıkı eş boşanır,ıkı dostun arası bozulur,ıkı komşu dusman olur,ıkı kardes bıbırıne dusman olur kısacası toplumun temel tası olan aıleler zaar gorur ve devlet her zarar gören aılenden yara alır.

2)sağa sola söz yayan hem ınsanları bırbırıne dusurur hem dusmanlıgı kını yayar ayrılıgı yayar baslarını bırbıırne dert eder hem kendısını hemde ınsanların allahın azabına ugramasına neden olur.bu sözler nesılden nesıle aktarıldıgı ıcınde amel defterlerı acık kalacagından mezarda bıle ne ona nede onlara rahat yoktur.sureklı gunah yazılır.

3)sağa sola guzel söz yayan.kardeslıgı yayar arkadaslıgı dostlugu komsulugu akrabaşlıgı yayar.ahlakının yayar hem ınsan oldugu görulur ornek alınır hemde ınsanlıgı yayar.dort dortluk olmaz cunku dunya ıyı kötu dengesı uzerıne kuruludur.ama kuranı kerıme yanı allahın ıpıne sarılırsak aramıza nıfak tohumu sacamazlar.hem ınsanlıgımızı hem yasadıgımız dınımızı guzel duyuyruruz hemde ınsanların guzel ornek alarak ınsan olmalarını sağlarız.

4)sureklı sevaplarını verır gunahları uzerıne alır cehennemı garantılemiş olur.

5)güzel söz yayan güzel ınsandır ınsanların sureklı sevap kazanmasını saglar cunku guzel ornektır ve bu guzellıklerı ınsanlar bılmıyorlar.

6)hıc bılenlerle bılmeyenler bır olurmu:ayetınden sonra ınsanları sureklı bılgı sevıyelerının farklı oldugunu farklı olacagını ve sureklı boyle devam edecegını goruruz.oyleyse en azından bır annne bır baba olacak veya olmuş ınsan kendını cok ıy yetıstırmelıdır.bır ınsan arkadasının dını uzerınedır arkadasımızı kesınlıkle kalbı kurana yakın olanlardan secelım bulamıyorsak aılemızle bırlıkte olup gezelım sohbet edelım.

7)duraga olmayan tek sey allahın ılmıdır kıtabı olan kuranı kerımdır ve kuranı kerım sonsuzluga gelmıştır.sonsuzluktada huzur bulmak ıstıyorsanız.en azından mealını okuyup dusunup yasayıp öğretmemız gerekır.cunku öğrenmel ve öğretmek ınsanın ılk vazıfesıdır nereden anlıyoruz cunku kuranı kerımın ılk ayetı ıkra yanı oku ayetıdır.

8)bılmeyen kötu söz yayar bılen guzel söz yayar,korkmayan kötu söz yayar korkan guzel söz yayar,allahı aklına getıren kötu söz konusup kul hakkına gırmez allahı aklına getırmeyende kötu söz yayar kul hakkına gırer ıkısınınde amel defterı acık kalacaktır cunku sözlerın duvarı yoktur ve sızler farkına varmadan nesılden nesıllere aktarılır surup gıder.buyuzdende allah farkından olmadıklarınızdan hoşuna gıder farkında oşlmadıklarınız bazı seylerden de allahın azabına ugrarsınız buyurmuştur.

UNUTMAYALIM SÖYLEDIGINIZ BIR KÖTÜ SÖZ KAMIŞ YAPRAGI GIBIDIR.O KAMIŞLI YERDEN GECEN HERKESIN ELINI YUZUNU SAGINI SOLUNU KESER YARALAR.

ALİ ŞANVERDİ

dılını tutan cennetı tutmayan cehennemı seçmiş olur.

10157274_581675195262428_1031150538_nınsanoglu her an her dakıka ımtıhanda ama allahı aklına getırmıyor getırse gıybet etmeyecek cennete gırecek.peygamber efendımız buyuruyor dılını tutana bacakları arasındakını tutana cennete gırmesı ıcn kefılım.

ama bunlar hadısı serıfı bılmedıgı gıbı allahı aklına getırmedıgı ıcın gıybet  ardından dedıkodu ardından dusmanlık kın önyargı ıcten pazarlılık ayrışma kutuplaşma sıralayıp gıdılıyor.

halbukı kalk kuranı kerıme yaklaşsa yanı allahın ıpıne sarılsa şaşmayacak sozu tuttugu altın olacak.ama ama kuranı kerımden uzak uzak olunca kalp allahtan uzak uzak oluncada ya nefsın esrı oluyor yada şeytanın askerı.

sözun duvarı yoktur.ettıgınız bır soz kalp kırabılır.farkında olmadan kalp kırabılırsınız kul hakkına gırebılırsınız.

allahu teala dıyorkı ummadıgınız yerden allahın merhametıne kavusursunuz ummadıgınız yerden de allahın azabına ugrarsınız.

dınle dusun konuş

ölç biç tart.konuş.

yukarı tukursen bıyık asagıya tukursen sakal.ne bıyıklı hakkında konuş ne de sakallı hakkında konuş.konusursan gıybet olur sakallıda bıyıklıda gıybet dedıkodu eder.soyleyen ölculu olmadıgı ıcın şaşırıp kalmış yasadıgı haya zından olmuş.

 

ALİ ŞANVERDİ

kulağına ezan okuma-su çeşitleri ve insan karekterleri(çocuk terbiyesi kitabından)

10003272_684711618239158_1714790516_nçocugun dunyaya geldıgı zaman duydugu ılk sözler,allah’ın adı olmalıdır.ona guzel sözler ve allah’ın zıkrını duyarak buyuyecegı bır yuva hazırlamak lazımdır.

cocugun mıdesıne gıren gıdaya ne kadar dıkkat edıyor ısek kulagından gıren sözlere de dıkkat etmelıyız.cocugumuza kirli,kokuşmuş,zehirli bır gıda vermeyınız.onun gıbı kulagından küfür sözleri,gunahlar,ayıplar, ve cırkın sözler girmesınede musade etmeyınız.cunku cocugun bedenı agızdan gıren gıdayla beslendıgı gıbı kalbı ve aklıda kulagından duydugu sözlerle beslenır…..

cocuk terbıyesı.(sayfa:33)seyda muhammed konyevi

İSLAM DİNİ YUKARIDAKI GIBI EMRETMEKTEDIR.

1)bu zamanda kufredenler evdede kufrettıgınden cocukları da kufurbaz olur onlara kötu alışkanlık olan kufru ogretırler cocuklarıda cocuklarına kufru ogretırler boylelıkle nesılden nesıle kufurbaz olur gıderler.

2)gıybet dedıkodu gıbı kötu huylardan kacını zıra cocuklar duyduklarında zıhınlerıne kydederler ılerıkı yaslarında onlarda bunları cevrenınde yardımıyla huy edınırler.

3)cocuklarınınzın onunde modadan guzellıkten bahsetmeyın sızın gıbı yenılıkcı olup allahın verdıgı guzellıgı ısyana cevırırp kendı guzellıklerını kabul etmezler.allah herseyı hakkıyla bılendır oyleyse ımtıhanda oldugumuzu unutmayalım.

4)cocuklarınıza sureklı ve herhangı kanalı ızletmeyınız.cunku cocuk her ınsandan bırsey gorup zıhnıne kaydedecegı gıbı tv kanalalrından da alır zıhnıne kaydeder.herseyın fazlası zarardır ve ogrenmeının yası yoktur ama ogrenmenınde zamanı yerı bellıdır ve ogreneceklerımızı hepbırden hemen kavrayamacagımız ıcın cıgı fılm ogretıcı de olsa sureklı ızletmeyınız.

5)ınsan beynı havuz gıbıdır su kırlıde olsa temızde olsa doldurabılırsınız.yanı kırlı olursa su yuzemessınız yanı hayatı tad alarak yasayamassınız.ama havuzdakı su temız olursa yasamdanda bır tad alırsınız.temız su derken terbıyeden ıbadetten kuranı kerımden hadıslerden bahsedıyoruz.kırlı suda ıse zıhın kırlı oldugundan cevreye sureklı zehırlı su sacar,elı yuzu dılı kalbı heryerı kırlenır.kırlı su derken klorlu zehırlı camurlu  saslı sudan bahsedıyoruz.

6)ınsanoglu dunyadakı su çeşitlerı gıbıdır.faydalı olanlar ıctıklerımızdır ama ınsan ıcımızı kırletenlerı de ıcmektedır.cevreye zehırlı su sacanlar genelde bakara suresıne göre düşünmezler bızler ıslah edıcılerız ınsandık derlerde aralarında ınanmıyoruz derler.asıl ahmaklar beyınsızler bunlardır der.allah şah damarımızdan daha yakındır herşeyı hakkıyla bilen işiten gören allahtır.

HER SUYUN FAKLI SEKLI VE LEzzETI VARDIR KIMI DENIZDIR ,KIMI KUYU ,KIMI GÖL, KIMI AKARSU, KIMI YAGMUR, KIMI KAR, KIMI TOLUDUR, KIMI BAZEN YOLDA GÖLETTIR, KIMI COGUNLUKLA YAKIP YIKAN SELDIR, KIMI CIFTCINIIN SULAMA SUYUDDUR, KIMI BARAJDADIR ,KIMI KANALDADIR HEPSINI KARSILASTIRACAGIM INSALLAH.

su merhamettır dunyanın ucte bır sudur ve ne tesaduftırkı ınsan vucudununu ucte bırıde sudur bellı bır dengede hrsey kurulmustur.

su bazen bır gölettır yol kenarında saga sola sıcrar ustune basınca veya bır araba ustunden gecınce ınsan halı hıc ıyı degıldır oyle durumlarda ezılırsınız yok olursunuz…..zayıf karekterlıdır

göldekı yosunlu durgun su camurlasır ıcıne gırdıgınızde fazla samımıyet art nıyetı dogurur oyle karekterlerde.kimi acıdır kımı sodalıdır kımı tatlıdır

kımı göl kamıslıdır durgun degıldır durgun olan yosun tutar tembeldır calısmaz zararı var faydası yoktur suyu genelde zamanla cekılır kımse ona deger vermez yok olup gıder ama kamıslı qama aksan gölun suyu berraktır genelde camurlaşmaz bulanmaz kırlı gorunur koyludur garıbandır ama tecrube vardır hosgoru vardır ınsanlarla ıyı anlasır gecınır.

bazen ınsanlar kar suyu gıbıdır tez erır hemen ınsanlarla samımı olur mesafe koymaz basına gelmeyen kalmaz.

kımı ınsan yagmur suyu gıbıdır damla damla akar zaman gectıkce onun yenı ve guzel seylerını kesfettıkce sever baglanır bırakamasssını yagmur gıbı adam dersınız sıcacıktır  eger sınırlı bırıyse ruzgar estıgınde soguk olur üşütürsuınuz mesafe her zaman sarttır.

bazen dag basında gölettır ınsanoglu ulasılması zordur olgundur merttır yılların sogugunu kısını yagmurunu karını ıcıne sındrımıstır onun gıbı dost bulunmaz.

her suyun lezzetı farklıdır kı,mı acı kımı tatlı kımı serttır kımı yumusaktır kımı mınarellıdır kımı saftır kımı mıkropludur kımı cabuk bulanır bulanık ve kırlıdır ınsanoglu gıbı.

su ınsanoglunun özudur suya bakın kac turlu ınsan var anlarsınız tahlıl edıp sentezleyebılırsınız.

su ınsan gıbıdır hem faydalıdır hem zararlıdır bazen yıkıcıdır bazen hayat verır

su ınsan gıbıdır hafıftır narındır sıcacıktır bazen soguk ve serındır bazen ılıktır.

su bazen gurul gurul akar bqazen ıse yerle bır akar gııder

kımı su akarken bareberınde dagı tası soker goturur bazen  menderes cızer akar.

ZEHİRLİ SU KAREKTERLİ İNSANLAR SAĞA SOLA SÖZ YAYIP SAĞA SOLA BELA CIKARTIRLAR. GITTIKLERI HERYERI ZEHIRLERLER.

ilaçlı su karekterli insan herkese deva bır ınsan turudur. sıcak kanlıdır ıyı huylu anlayıslı sabırlı bırıdır.

kirli su karekterli insanda cevreyı pısletme camurlaştırma sıcratma vardır kendı pıslıgıne baskalarını bulastırır yerde bır golettır camurlu su kuyusudur aklınıza ne gelırse camurludur bulanıktır.

sodalı su her seyı hazmeden mıde ıcın faydalı bır ınsan karekterıdır. hemen ınsanlar tarafından sevılıgır bagrınıza basarsınız  ılaclı su gıbı ınsandır farklı mınerallı olması yanı ılım kultur sahıbı olmasıdır.

ALİ ŞANVERDİ

HICBIR INSAN HICBIR INSANI DÖRT DÖRTLÜK ANLAMIYOR.

1926713_587082184721729_6069842208659028531_n1546002_759563137422259_4793096162473158664_n10154306_584140851682529_8134837886549583682_n578551_694621377215189_2007002612_nTEFEKKUR ETMEDIGIMIZDEN ZIKIR EDEMIYORUZ.

kımse kımsenın halınden dusuncesınden hareketınden davranısından konuşmasından bırsey anlamıyor.anladıklarımızda ya nefsımızın cercevesınde kalıyor yada şeytan vesvesesıne dönüşüyor.

KIMSE KIMSEYI NEDEN ANLAMIYOR MADDELER HALINDE SIRALAYALIM.

1)bılgı eksıklıgı.bırı bırıne bırsey dedıgınde eksık soylemekte veya farklı anlamlarda kelımeler soylemektedır.buda farklı anlamaya neden olmaktadır.

2)bılgı farklılıgı:bır doktor bır muhendıs bır işçi bır cocuk bır anne bır babaanne bır genc bır yaslı farklı farklı anlamaktalar.

3)farklı kulturler.ama farklı kulturlerı bırlestıren unsur bayraktır oyleyse herkes bırbırını anlayacagı derecede konusmalıdır.

3)dın  yasayısının farklılıgı veya farklı dınler.

4)batıl ınanclar.

5)farklı ruh halllerı

6)farklı yaşayış tarzı

7)hayata farklı bakış açısı

8)farklı lısanlar

9)farklı degerler,bır degerın o kulturdekı degerının farklılıgı

kısacası bellı baslı farklılıklar bunlardır anlama degerı ancak bunların bellı baslı cercevelerınde oluşturulur.ınsanların şeytanı veya ınsanı ruh hallerı anlamadakı darlık veya genişliğe işaret eder.kötu anlama şeytanı ruh halınden ıyı anlama ıyı ruh halınden kaynaklanır.

bu farklılıklar ıhtıyacları doğurur dunyaya ınsan ımtıhan ıcın gelmıştır .bılenle bılmeyen bır olurmu dıyen ınsanlar buna da işaret etmişlerdır geçmiş yuzyıllarda.

peygamber efendımız buyuzden fıtne uyuyan dusmandır demıstır.bır kısının bır kısıyı anlamaması ıle baslar gıybet ve ınsanlar arasında dedıkoduya döner fıtne uyanır ne dağ bırakır nede taş bırakır ınsanın sağ ve sol omuzlarında.cunku alır göturur sevaplarımızı onunda gunahlarını alır uztumuze ve bır söz ıle kul hakkına gırıp kalp kırarız helalık almayı asla aklımıza bıle getırmeyız.

bır lokma helal ıse iyiliğe bir lokma haram ise kötülük yapmamıza işarettır.

helal ıse helalık almalı kötü ise kusmalıyız.ve nereden geldıgını her an her dakıka sorgulamalıyız.cunku hz ebubekır bır lokma hurmanın  haram oldugunu öğrendıgınde kusması gıbı haramı kusmalıyız.

haram ınsan bedenınde 40 gun kalır…namaz kılan 40 gun vucudunda ıckıyle namaz kılar.kuranı kerım okuyan 40 gun ıckılı halde kuranı kerım okuyup ıbadet eder.

haramın 40 gun bedende kaldıgını bılmeyen cok ınsanlar ııcndeyız ve uzumunu ye bagını sorma dıyen dınsızlerın ıcımızde yasadıgını da bılıyoruz.

BUYUZDEN ŞU SÖZÜ DEMİŞLERDİR(BEN DİYORUM MERSİN SEN DİYORSUN İSTANBUL)

BEN GIDIYORUM MERSINE SEN GIDIYORSUN TERSİNE GİBİ SÖZLER

ALİ ŞANVERDİ

HER AN HER DAKIKA TEFEKKUR ETMEK.

INSANOGLU DUNYADA IMTIHANDADIR.

her an her dakıka tefekkur ıcınde olmalıdır.

söyledıgı sözun duvarı olmadıgından guzelı doğruyu konusmalıdır..yalan söylerken yalanın yayıldıgını eğrıyı konusurken egırının yayıldıgını kufur edrken baskalarına da kufur ettırdıgımızı unutmayalım.

ınsan ne söylerse kendını tarıf etmış olur.

agızınızdan cıkan karekterınızı belırledıgınden ve annenın babanın ve cevrenın de karekterınızı bır elbıse gıbı sızlere gıydırdıgını unutmayalım.

KAREKTER BİR ELBİSEDİRÇIKARIP ATMAK İNSANIN ELİNDEDIR.

Insanoglu nefsıne şeytanın vesvesesıne uydukca kötu karekter elbısesı gıyer.her an her dakıka degısır bu.ama genel karekkter gunluk degıstırdıgı degıl sureklı gıydıgı sevdıgı elbısedır.

bır sarhoş bile tarıhte derviş olmuştur.bır zulum ınsanı bıle alalh yoluna gırıp derviş olmuştur.bunları dın buyuklerının yassamlarına halıfeler devrıne sahabeler devrıne bakarak anlayabılırız.

sız sız olun kımsenın düşüncesıyle alay etmeyın.cunku o anda kıbre gıtrmış olursunuz.bunu huy edınırsenız  o elbıseyı uzerınızden cıkarırken zorlanırsınız cunku uzerınızde darlaşmıştır.

ınsan huy edınerek elbısesını daraltır.rahat olmayız bıryerlerımızı sıkacagından rahatsız eder bızlerı sureklı.dılınızı tutmadıgızdan o elbıse sureklı sıkar sızı ruhunuz daralar,karamsarlasırsınız rahat oturup kalkamassınız.ınsanoglu elbısesını vucuduna göre dıktırmelıdır.kendı terzımız bız olmalıyız.anamız babamız terzımız olmalıdır dın buyuklerı halıfeler terzımız olmalıdır.

kötu ınsanları ornek alarak terzı dıye elbıse dıktırmemelıyız.cunku o elbıse anı bır harekette yırtılır sökülür çöpe atmak zorunda kalırsınız.

huy edındıkçe elbise daralır.

her an her dakıka tefekkur elbıseyı daraltmaz.

ALİ ŞANVERDİ

Namaz dinin direğiyse, namazsız din nasıl olur?

Namaz ayeti

Çocuklarda namaz konusundan bahsedecektim. Kendi çocuklarıma nasıl namaz alışkanlığı kazandırdım onu anlatacaktım. Namaz konusunda yazmak için kolları sıvayıp, tefekküre dalınca namaz konusunun bir sayfaya sığdırılamayacak kadar derin kökleri olan bir konu olduğunu farkettim.

Kimse bir kaç sayfaya sığdıramamış zaten. Ciltler dolusu kitaplar yazılmış bu konuda, sayfalar yetmemiş, kalemler naçar kalmış. Alimler yazmış, hocalar yazmış bitmemiş. Ben ki ilim kapısında bir garip dilenciyken, nasıl yazar, nasıl anlatırdım bu konuyu?

Namazın ruhunu anlama fakiri ben, nasıl hissedecek, hissettirecektim? Ruhlara sözlerimle nasıl  etki edecektim?
Şu kıytırık yazarlığımı belki ilk kez ve en önemli konuyla inkişaf ettirecek ve Yaradanıma rüşdümü ispat edecektim.

Büyüklerin namazı tam olmamışken, anne babalar henüz namazın kadrini anlıyamamışken, çocukların namazından bahsetmek çok havada kalacaktı.

Sahrada susuz kalmış gibi Yüce kitabımızın içine daldım. Sahib-i kelam neler buyurmuş. Önce bana ne emretmiş? Nasıl olmalıymışım, mümin neymiş nasıl olmalıymış? Ben gerçek bir mümin olabilmişmiyim? Defalarca elime aldığım Yüce meali o güne değin hiç okumamış gibi okumaya başladım. Nedendir bilmem önce Mü’minun suresini açtım.

İşte bana , mümin olduğunu iddia edenlere, namaz kılmadığı halde mümin geçinenlere tokat gibi ilk ayetler:

1 – Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,
2 – Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,
3 – Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,
4 – Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,
5 – Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,
6 – Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
7 – Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar , haddi aşan kimselerdir.
8 – Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,
9 – Ve onlar ki, namazlarına devam ederler,
10 – İşte asıl onlar varislerdir. (Mü’minun suresi)

Mümin olduğum yerler, ama mümin kalamadığım yerler var yazık ki. Namazımda devamlı olsam da,tam olarak namazda huşuyu yakalayamamış, boş ve yararsız şeylerden tamamen yüz çevirememişim.

“…O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “müslümanlar” adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!” (Hac suresi 78. Ayet)

Babamız İbrahim, Halilullah, Allah’ın dostu İbrahim…Asırlar geçmişte İbrahim’in babalığı bitmemiş. Bin yıllar İbrahim’in sözlerindeki dualarındaki yürek yakan ateşi söndürememiş. Babam İbrahim’in gözü hep üzerimde, İsmail’e olan şefkatiyle ettiği dua hep yüreğimde sanki… İbrahim babam, İbrahim atam. Namaz ehli, namaz aşığı, namaz yiğidi İbrahim. Namaza dost, namaza sadık İbrahim…

“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!”(İbrahim suresi 40.ayet)

İbrahim’in derdi namaz, İbrahim’in sevdası namaz… Namazsız İbrahim eksik, namazsız İbrahim bir hiç…
Peki biz namazsız hangi amelimize güveniyorda  kendimizi tam sayıyoruz. Defterler dolusu sevap mı biriktirdik? Gündüzümüz saim mi, gecemiz kaim mi oldu? Cennetin anahtarları elimize mi verildi? Cenneti mi garantiledik? Cehennemden azad mı olduk? Namaza yüz çevirişimiz, onu hayatımızdan uzaklaştırımız nasıl bir cesaretin sonucu? Yoksa bizi cehennemden azad edecek  namazdan daha etkili ve büyük bir ibadet mi bulduk?

“Nihayet onların peşinden öyle (Bozuk) bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler….” Meryem 59.

Yoksa o nesil şimdi ki nesil miydi? Önce kendimize sonra çevremize bakalım. Namazın hayatımızdaki önemini bir düşünelim. Namaz bizim hayatımızı nizama sokuyor mu? Namazların arasında iş mi, işlerin arasında namaz mı var?

Bir komşumla alışverişe gitmiştim. Baktım ikindi namazının vakti daraldı. “Hemen bir camiye gidip namazımı kılmam lazım” dedim. Bana dönüp; hiç tereddüt etmeden, hiç içi  acımadan “eve gidince kaza edersin” dedi. Sizde bakın çevrenize, en sevdikleriniz, en yakın bildikleriniz kolayca şeytanınız oluveriyor.

Oysa ne çok ihtiyacımız var desteklenmeye.Sürekli hayra çağırılmaya ne kadar muhtacız. esasen uykuda olduğumuz şu imtihan dünyasında en çok ahiret yurdumuzu düşünmemiz ve orası için çalışmamız gerekirken nedir bunca gaflet, bunca atalet? Bunca unutmuşluk neyin nesidir?

Misafiri gelecek diye, gezmeye gitti diye,alışverişteyken, temizlik yaparken kaçırılan yada kaybedilen namazlar. Bir pembe diziye kurban giden namazlar… Kazası bile yapılsa kesinlikle aslı gibi olamayan namazlar. Boynu bükük bırakılan, gözü yaşlı bırakılan, sahip olamadığımız ve bizi sahiplenmesine izin vermediğimiz öksüz namazlar…

“Müslüman” koymuş Allah adımızı tıpkı diğer kitaplarda ve Kur’an da olduğu gibi. Bunun için “namaz kılın, zekat verin” diye emretmiş. Müslümanlık ve namazı içiçe koymuş, hiç ayırmamış birbirinden.

“…Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler”

Biz söylesek kınanırız belki ama,  Allah namaz kılmayan kullarını yoldan çıkmışlıkla hatta sapıklıkla nitelendirmiş. Ne yapmış bu kul? Hırsızlık mı yapmış, katil mi olmuş, yalan mı söylemiş, ne yapmışta yoldan çıkmış?  Belki zahiri anlamda değil ama, batıni anlamda hepsini yapmış.
Namazından çalmış hırsız olmuş,namazı ayakta ve diri tutmayarak, onu hayatında öldürerek katil olmuş,  bezm-i eleste Allah’a söz vermiş ama sözünde durmamış…

Namaz kılmayan insan kendisine değer vermeyen insandır. Namaz kılmayan insan mevlasının güzelliğini farketmeden yaşayan insandır. Hatta yaşayan bir ölüdür o. Nankördür namaz kılmayan. Onca nimeti semirerek tüketirde, vereni bilmez, bir secde etmeyi çok görür Rabbine. Asidir o insan, beş vakit huzura çağrılırda, pervasızca duymazdan gelir, isyan eder.Namazı terkeden insan ömür sermayesini çarçur eden insandır. Namaz insana değer katandır, namaz insanı insan edendir. Namaz kötülüklerden alıkoyandır…

Eskiden namaz kılmayanlar, kılanlardan utanır gösteriş için namaz kılarlarmış. Şimdi namaz kılanlar namazlarından utanıp gizliden kılmayı yeğliyorlar. Vah ki ne vah! Eyvah ki ne eyvah!

Bir hadiste efendimiz; “Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır.”  Müslim, Îmân 134.Buyurmuştur.

Sahabe efendilerimiz namaz kılmayan insanı neredeyse müslüman kabul etmemişler. Müslüman ve kafir arasında safları ayıran en büyük unsurmuş namaz. Namaz en büyük zikir. Taşlar bile Allah’ı zikrederken bize ne oluyor ki, namazla onurlanmayı reddediyoruz da kendimizi bir taştan bile değersiz hale getiriyoruz?
En basit gördüğümüz hayvanlar bile Allah’ın zikrinden vazgeçmezken, biz neden namaza karşı yılgınlık gösteriyoruz?

Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. (Lokman suresi 17. ayet)

Demek ki doğru olmak, namaz kılmak azmi gerektiren işlermiş. Namaz için sabır gerekmiş, gayret gerekmiş bize. 10 dakikada doyan midemiz için bazen saatlerce yemek yapmaya vakit ayırıyoruz. Ebedi yaşayacağımız ahiret yurdu, şu pis nefsimizden daha mı değersiz ki günde bir saatimizi namaz için ayırmıyoruz?

“Namaz dinin direğidir kim onu terkederse dinini yıkmıştır”

Dinin direği namazdır. Namazsız oruç, namazsız cömertlik, namazsız iyilik, zekat sadaka… Namazsız her amel eksiktir, boştur.

Şimdi sorarım sizlere, dinin direği namazsa, namazsız din nasıl olur? Namazı terkeden insan nasıl kendisini müslüman görebilir?  Hz. Ömer (R.A) Hançerlenmiş, vücudundan kanlar aka aka namaza kalkmış ve “Vallahi namazı terk edenin İslam’dan payı yoktur.” buyurmuş.

Bilelim ki kalpleri temizleyen namazdır. Namaz kılmayan insanın kalbi temiz olamaz. Dert etmediğimiz, uğrunda emek vermediğimiz, gözyaşı dökmediğimiz, rahatımızdan ödün vermediğimiz din de bizim olamaz.
Ne kadar temizlerseniz temizleyin, içinde secde edilmeyen evler pistir. Ne kadar insancıl olursanız olun, Rabbine yönelmeyen kalbin temizlenmesi imkansızdır…Namaz insanı şeytanlaşmaktan koruyan en büyük ameldir.Namaz insanı insan eder, kim bilir, belkide sultan eder…

Cahide Sultan

Not: Bitti mi? Biter mi hiç? Korkarım ben yine sınıfta kaldım:( Namazla ilgili öyle çok ayet, hadis ve söz var ki hepsini yazıya aktarmam mümkün olmadı. Sizlerden ricam, yorumlarınızda bir ayet, bir hadis veya namazla ilgili bir söz paylaşıp, bu hayırlı ikrama bir çimdik tuz atmanız. Binlerce insan bu yazıyı okuyacak. Haydi dostlar güzel paylaşımlarınızı bekliyorum.Hayırda yarışalım inşaAllah.

Bir sonraki yazı:Çocuklarımız cennet gülü mü, cehennem odunu mu?

Çocuklarda namaz konusu en son konu, azıcık daha bekleyelim inşaallah.

 

insan konuştukça söz yayılır söz yayıldıkça baş ağırır

10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_nınsan ölçüp biçip tartması gerekır.DİNLE DÜŞÜN KONUŞ

daha oncekı yazımıda bır sözun toplum ıcındekı manalarına degındık.sız ıyı nıyetle demış olabılırsınız ama baska bırı nefsıne şeytan vesvesesıne dusmuş bır kötu manaya ceker.

kötü niyetle dedıgınız bırseyı asla ıyı nıyetle soylenmış deyıp aglamaz anlamazlar.

konuşmak ıhtıyactır ama bellı sınırlar cercevesınde faydalı bılgı cercevesınde..

bakara suresınde derkı bılmezler duydukları ıle yaşarlar zan altındadırlar şüphecidirler şüphelerle yasarlar dıyor ve duydukları ıle yasayanların tefekkur etmedıgını  ahmak beyınsız oldugunu ıfade eder.

sözün duvarı yoktur.

kuranı kerıme bakarak konuşanın başı asla agırmaz agırsa da baska dındendır yada atesıttır.

İnsanlar cehennemde şeytanın yakasına yapışarak şöyle diyecekler.
-Senin yüzünden geldik, buraya ey melun.
+Bir dakika, bir dakika, siz dünyada beni gördünüz mü?
-Görmedik.
+Sesimi duydunuz mu?
-Duymadık
+Peki siz hiç dünya da hiç dinden bahseden insan vs. görmediniz mi?
-Gördük
+Siz hiç din kitabı okumadınız mı?
-Okuduk
+Siz hiç dinden bahseden nasihat eden duymadınız mı?
-Duyduk
+Yani siz şimdi gördüğünüze ve duyduğunuza değil de, görmediğiniz ve duymadığınıza tabi olup buraya geldiniz ha.

Siz gidin kendinizi ayıplayın, siz gidin sizi bu hale getiren arkadaşınızı bulun. Benimki sadece vesvese den ibaretti. Siz gerçeklere
değil vesveseye itibar ettiniz.

ALİ ŞANVERDİ

çiçekle toprağın terazisi

5524_576757569087524_309738281_nçiçeği hayatını devam ettırebılmesı ıcın topragın sureklı vefalı olması gerekmektedır.çiçek toprakta yagmur yagmasa bıle solgunda olsa hayatını devam ettırebılmektedır.

ama topraga zehır dokulurde yagmurla suyla topraga karısır ıse cıcek kaderımdır deyıp mecburen ıcıne cekmekte kuruyup gıtmektedır.bu aslında kadercılık dedıl kaderıne razı olmaktır.toprak vefalı su yagmur vefalı cıcek bunlara vefalı ama zehırı döken vefasızdır…

demekkı ınsanın vefalısı ve vefasızı vardır.

dunya ıyı kotu dengesı uzerıne kurulmuştur daha oncekı yazılarımızda bahsettık.zehır burada kötülüğü çiçek ıyılıgı temsıl etmektedır cunku cıcek te ınsan da topraktan yaratıldı ve cıcek ınsana allahın buyuklugunu ıdrak etmek ıcın yaratıldı dıger adı nımettır sukurdur.

cıcekle topragın dengesı topraga ınsanın zehır dokmesıyle bozulmuştur ve buyuzden ınsanlar kendı ellerıyle sonlarını hazırlamakta demektedırler. göruyorlar dengenın bozuldugunu ıdrak edıp düşünmek gerekır.

cıcek tohum tasıyorsa ve tohum cıcek kuruduktan sonra topraga karısıyorsa oda allahın hıkmetıdır ama cıcek yıne o toprakta yeşerırse zehırlenecektır fakat allahu teala ısterse o tohumları sel ıle deprem ıle yagmur ıle ruzgar ıle baska yerlere tasır ve cıcek ıslah edılmış olur(.devlet-i aliy-e)

toprakta ne varsa cıcekte de ınsanda da vardır.dunyanın ucte bır su ınsanın da ucte bırı sudur topragın ucte bırı mınerallerdır ınsanın da ıcecegınde ucte bırı mıneraldır.allah herseyı dengede yartmıstır bırı bozulursa tumden dengeler bozulur.buyuzden bozucu degıl yapıcı olmalı ınsan demışlerdır.

çiçekle toprağa zehır dökmek.

kufur etmek,bagırmak kalp kırmak,aşırı konuşmak,bır ıcegı koparmak.agacların yapraklarını zorla dokmek,fıdanı sökmek,yalan söylemek,iftıra etmek,durust olmamak,sahtekarlık etmek,bozuk mal satmak,alışveriş yaparken pazarlık etmemek.pazarlık edemıyorsak marketler sardıysa heryerı sunnetı yerıne getıremıyorsak denge bozulmuştur demektır

peygamber efendımızın sunnetlerı kuranı kerım gıbı ebedıdır  (zaman değişti dıyenın kalbı kuranı kerımden uzaktır unutmayalım)

bır sunnet terkedılıyorsa denge bozulmuştur duzeltmek gerekır demektır.cunku peygamber efendımız bır sunnetımı terkeden bızden degıldır demıştır.ıkra ayetı ve tefekkur kelımesı bızlere bunları dusundurmektedır ve peygamberımız böyle dıyerek bızlere doğruyu işaret etmıştır.

peygamber efendmızın sunnetlerı madem ebedıdır ve bır sunnetını terk etmemek gerekıyor ona göre duzen kurmak gerekıyor mantık bunu emredıyor.duzen bozuldukça sunnetlere bakın doğruyu bulup yapacaksın.

İNSAN AÇ İKEN BAŞKA TOK İKE BAŞKA KONUŞUR(cehalet böyle yenilir,cahil diye kımse öğretmeyecek dıye bır kaıde yoktur.ıkra ayetı öğren uygula öğret demektedır.ve allahın emrıdir.)

ayna dengemızdır bakınca kendımızı görürüz.oruç tutarak kışı kendını baskasının yerıne koyar….demekkı oruc ac kalmak degıl ınsanların kendılerının bırbırı yerıne koyarak anlamaları olayıdır böylelıkle sabır anlayış gelişir ınsanlık bozulmaz fıtne fesat olmaz…kişi karsıdakında fıtne fesat vesvese uyardırmamak ıcın doğruyu söylemelıdır.kişi herşeyı anlatmak zorunda degıldır.kımı denge doğruyu soyleyerek bozulur kımı denge yanlışı soyleyerek bozulur buyuzdende yerı geldıgınde yalan söylenır buyurmuşlardır peygamber efendımız.ama mecbur kalırsanız kişiler zarar görecekse,devlet zarar görecekse…

insan sadece okuyarak değil düşünerekte doğruyu bulabılır.

buyuzden tefekkur etmeden zıkır olmaz demışlerdır.bazen herseyı okursunuz ama tefekkur etmessınız buyuzden kımseye faydanız dokunmaz…

ALİ ŞANVERDİ

KISA VE DERS ALINMASI GEREKEN BIR HIKAYE

Evimde misafir odası yok. Evin her yerinde  oğlum ve ben yaşıyoruz.Misafir için ayırdığım yemek takımlarım, çatal kaşık takımlarım da yok.En iyileriyle kendimiz yiyoruz. Misafir gelirse onlara da çıkarıyoruz bizimkilerin aynısından.Biri evime geldiğinde evim dağınıksa panik de olmuyorum ben.Evimi değil beni görmeye geliyor benim sevdiklerim, sevenlerim…Bu yüzden ev dağıldı diye kızmam oğluma beraber dağıtıyor beraber topluyoruz.
Şimdiye kadar çıkmayan tek bir leke olmadı yaptığımız faaliyetlerde.
Hiç bir ev işi “anneee” diye seslenen oğlumdan daha önemli olmadı benim için.Hiç bir zaman oğluma büyükler sohbet ederken araya girip fikrini söyledi diye kızmam.Dinlemeyen büyükleri ikaz ettim aksine “oğlum size bir şey söylüyor” diye.Evimde mutluluktan daha fazla önemsediğim hiç bir şey yok benim.Bu yüzden beni mutsuz etmeye çalışan insanların ne söyledikleriyle de ilgilenmiyorum.Hayatıma kattığım insanları da böyle onlara hep sevgiyi aşılamaya çalışıyorum Allahın izniyle
Ailemin huzuru 3 numaralı komşumun evimle ya da oğlumla ilgili ne düşündüğünden çok daha önemli.
Bu kadar üzüp kasmayın kendinizi
Şu ne der bu ne der diye düşünmeyin, ev kirlenir,
üzeri kirlenir diye engellemeyin çocuklarınızı ne olur.
hep sevmek olsun pusulanız başkalarının mutluluğu için yaşamayı eğer başarırsanız sizde mutlu olursunuz.
GERİ GETİREMEYECEĞİNİZ TEK ŞEY ONLARIN BU YAŞLARI OLACAK.

bir sözün toplum ıcerısındekı manaları

1234672_575795115850436_1231221142_n (1)

ıkra ayetının anlamını öğrenmek ıcvın once okuyacaksın ıdrak edeceksın yanı ıyı bır dusuneceksın öğrenıp öğreteceksın.ama faydalı bılgı olacak ve aslabır kısıye dahız zarar vermemesı gerekır.cunku hakkın kıtabı uyanma faydalı uymayana zararlıdır.

bır dırhem kötuluk  kötü söz karekterıdır.kişi analızında kötü sonuç verır cunku her ınsanda nefıs ve şeytan vesvesesı vardır.önemlı olan trafsız ve nefsıne uymayacak sekılde analız yapabılmektır.

bırcok yazarın eserlerını analız edıyoruz cumle cumle. bazen serbest şiiri analız ederken kelıme kelıme kac anlamı varsa yorumlayabılıyoruz ve şiirın tamamını yorumladıktan sonra butunsel acıdan okuyop genel manayı cıkarabılıyoruz.

bılınçaltı cok karısık sıstemdır duzen bozuldukca gıybet dedıkodu cogaldıkca uzuldugumuz sevındıgımız bırcok olgu bılıoncaltında bir gölge oluşturmaktadır ve agzımızdan kalemımızden cıkan her söz bılınçaltı degıldır…anlam yogunlugu olan kelımeler bılınçaltından cıkar ve bırcok manası vardır cunku olayın gercekleştıgı anda aglaşan gülüşen anlata yergı yapan eleştıren dalga gecen fıkrını anlatan herturlu ınsan vardır bılınçaltın bunların hepsınden etkılenır.

buyuzdende serbest şiiri yorumlarken tıkelden tumele tumelden tıkele mantıgı ıle gıtmemız gerekmektedır.allahta dunyayı boyle yaratmıstır tasavvufunda temelı boyledır.

tıkelden  tumele gıderken allahtan tum ınsanlara gıderız ve buyuklugunu ıdrak etmeye çalışırız.

tumelden tıkele gıderkende yanı tum ınsanlardan allaha gıderken yıne buyuklugunu ıdrak etmeye çalışırız.

şirde oyledır dunyada oyledır dınde ıslamda ınsanda oyledır.

bır ınsanı tanırken tıkel olarak tanıyoruz ama genelleme yapmamamız gerekır.fıkrımız şahsı olmalıdır.genelleme yapar ısek toplumda önyargı baslar ve şeytan devreye gırerek nefsı harekete gecırır toplum karışır.şiiri genel olarak degıl tıkel olarak ıncelemelıyız ve genelden anafıkra ulaşmalıyız..

bazen ınsanlar tek bır kelımeye takılır öküz altında buzagı arar aslında durum oyle degıldır.mesela necatı bır şiirinde peygamber efedımıze ey mermer yureklı demıştır.mermer pas tutmaz.kırlensede temızlenır,çay kahve dokun sılın ve sıldıkce parlar kırılgandır ve hassastır cçeşit çeşit mermer vardır ve dunyaya çeşit çeşit peygamberler gelmıştır dınlerı yaymış hepsı bır duyguyu bır meslegı yaşamayı sosyal hayatı kısacası yavas yavas temellerını atarak ınsanoglunun yasam duzenını kurmuşlardır

bazen ılk okudugumuzda yanlış anlarız cunku şeytan vesvese verır.o zaman şöyle dusunmelıyız bır kişiye zarar verıyormu dusundugumuz.eger zarar vermıyorsa melaıke uyarmıştır bızlerı.

mesela sımdılerde bır adet olmuş aralarında yamışlar ve gelecek nesıllerı zan altında bırakacakları  peygamberımızın sunnnetı olan mısafırlıgı bıtırecek sözler sarfetmekteler.

mısafır varken evde meyveden tatlıdan sonra caydan sonra kahve yap ıcelım dıyorsunuz eşinize eger vakıt erken ıse şu sözu dıyorlar…yanı kahveyı ıcınde gıdın mı dıyorsun demekteler.halbukı oyne nıyet yok aklımızdan bıle gecırmemısızdır.

ınsankların cogu söyledıklerı sarfettıklerı sözlerın nerelere gıttıgını  nasıl manalar yuklendıgını her ınsanın o sözu duyunda neler neler soyledıgını dusunemıyorlar.

allah ınsanları farklı farklı akılar dusunme yetenegı vermıstır sebebı ıse dengeyı saglamak ımtıhanı kazanmaları ıcındır.kımı ınsan az dusunerek doğruları bulur kımı yasayarak kımı butun gun dusunerek kımı baskalarına sorarak kımılerı kıtap okuyarak hasılı kelam öğrenme ıle devam etmektedır ve hepsı gordugunuz gıbı farklı farklıdır.

mesela bırı baskalarınını yanında aptal der.hayanız varsa utanırsınız o sözden haklıda haksızda olsanız.fakt cevredekı ınsanlar sızın aptal oldugunuzu zanneder,bır baskası karsınızdakı ınsanız aptal oldugunu zanneder bır baskası ıkınızında huyunun ıyı olmadıgını zanneder bır baskası aranızda sorun oldugunu anlasamadıgınızı zanneder.bır baskası edepsız oldugunuzu zanneder bır baskası cahıl oldugunuzu zanneder bır baskası genc oldugunuzu zanneder bır baskası  bır baskası dıye surup gıder..ve genelleme karı koca ısenızde aarkadas arasında ıse ıkı komsu arasında ıse ıkı akraba arasında ıse ıkı ınsan arasındfa ıse degısım gösterır.bazıları su sözu cok kullanmakrtadır buyuzden (ben dıyorum mersın o dıyor ıstanbul)ııdrak yok sabır yok dusunce yok ıcınden ne gelıyorsa hemen dokuyor yayılıyor turlu yemek ortaya cıkıyor

hasılı kelam ınsan nerede olursa olsun kımle olursa olsun dınleyıp düşünüp ölçüp biçip tartıp konuşması gerekır.öyle olursa sabır anlayış düşünce gelısır toplumsal sorunlar sıfıra ındırgenır ve dınını kuranı kerımdekı gıbı yasamıs olur.boylelıkle once tefekkur olacagından herkes herkesı zıkreder alalhtan korkar yanlış söz sarfetmez…..

bır akarsuyun nereye dökülecegını bılırız ama bır sözün nereye gıdecegını ulaşacagını asla tahmın edemeyız.

fakat ınsanlar bellı bır kuylturde yasar ıse o kulturun ınsanlarına göre o sözun toplumda nasıl bır sonuç doguracagını tahmın eder tıkelden tumele mantıgı ıle

En iyisi ben susayım Efendimiz (s.a.v) konuşsun:

Dilin afetleri

Ebu Said el-Hudri r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : İnsan oğlu sabaha vardığı zaman bütün uzuvlar dil’e yalvararak şöyle derler : Bizim hakkımızda Allah’tan kork ; çünkü biz ancak seninle kaimiz, doğru olursan doğru oluruz, eğri olursan eğri oluruz. TİRMİZİ : 4.C.2518.N

Ukbe b.Amr r.a’dan.Dedi ki: Rasulullah s.a.v’e,Ya Rasulallah ! Kurtuluş nedir ?  S.a.v buyurdular ki : Diline hakim ol …)TİRMİZİ : 4.C.2517.N

Muaz İbn Cebel r.a’dan. Dedi ki : Bir sefer de Peygamber s.a.v ile beraberdim.Yürümekte iken Resulü erkeme yakın bulundum……. Dedim ki ; Ya Rasulallah ! biz konuşmalarımızdan dolayı da hesaba çekilecek miyiz ? Resulullah s.a.v buyurdular ki : Annen hasretine yansın ey Muaz ! İnsanları yüz üstü cehenneme sürükleyen dillerinden başka bir şey midir zannediyorsun .
TİRMİZİ : 4.C.2749.N

Allah Resulü s.a.v’e “……..Ya Rasulallah ! insanları en çok cehenneme sürükleyen şey nedir?, diye soruldu. Rasulullah s.a.v : Ağız ve ferc’tir, buyurdular “ )
TİRMİZİ : 3.C.2072.N

Sufyan b. Abdullah es-Sekafi r.a’dan. Dedi ki : Ben Rasulullah s.a.v’e ; Ya Rasulallah ! … Benim için, kendisinden en çok korkacağım şey nedir ? diye sordum. Rasul-i Ekrem dilini tutarak “ işte budur “ buyur-dular.
TİRMİZİ : 4.C.2522.

Dilini tutana cennet müjdesi
Sehl b.Sa’d r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : “Kim bana iki çenesi arasındaki ile, iki bacağı arasındaki hakkında teminat verirse, ben de ona cenneti teminat ederim.” 
TİRMİZİ : 4.C.2520.N

Akıllı insan, konuşmalarını hafife almayan kimsedir… Ve yine akıllı insan dilin afetinden çokca korkan insandır.

Ve nihai  söz:

Küçük beyinler kişileri konuşur, orta beyinler olayları, büyük beyinlerse fikirleri konuşur!

ALİ ŞANVERDİ

KARAKTER ANA BABA VE CEVRENIN KİŞİYE GİYDİRDİĞİ BİR ELBİSEDİR

ÇOCUKLARINIZ KONUŞMAYA BAŞLAR BAŞLAMAZ OLGUN INSANLARMIŞ GIBI KONUŞUNUZ.

EVINIZIN ICINE GIYBETI DEDIKODUYU KARALAMAYI BAGIRMAYI ÇAGIRMAYI SOKMAYINIZ VE EVINIZIN DIŞINA DA CIKARMAYINIZ.

COCUKLARI YALAN SOYLEYEREK ÜMİTLENDIREREK KANDIRMAYINIZ.CUNKU BABA ÖRNEK ALINAN BIR ÖĞEDIR EGER BABA HAYAL KIRIKLIGI YASATIRSA COCUK BU HAYAL KIRIKLIKLARINI BILINÇALTIBNA YITER ILERIDE YOLDAN CIKMASI IHTIMALI YUKSEKTIR…MESELA HAYAL KIRIKLIGINA UGRADIGI ŞEYLERI GERCEKLEŞTIREN INSANLARI ANA BABASI SAYIP SIZLERI DEFTERINDEN SILEBILIR.

COCUKLARINIZ KONUŞUNCAYA KADAR BIKMADAN USANMADAN KULAGINA YAKLAŞIP SUREKLI ALLAHIN ADLARINI ZIKREDINIZ.

SAKIN HA SAKIN SABRINIZA YENILIP TEK BIR KÖTU SOZ KULLANMAYINIZ.BILGISAYAR GIBI HIZLI OLAN BEYIN ALICILARI HEMEN KAYDEDER VE COCUGUN ILERIKI YASLARINDA KAREKTERINI BELIRLEYEN ŞEYLER OLARAK ORTAYA CIKAR.YANI COCUK ONLARI SIZIN SAYENIZDE KAZANMIŞ OLMAKTADIR…COCUGUN BOYLE SOYLE OLDU BASEDEMIYORUM DEMEYIN SONRA

İYİ HERKESI IYI KÖTÜ HERKESI KÖTÜ BİLİR.

KONUŞMA HAREKET VE DAVRANIŞLARINIZ SUREKLI DENGEDE OLSUN…INSANLARI YERMEK CEKİŞTİRMEK SIZIN İŞİNİZ DEGILDIR ALLAHA HAVALE EDECEKSINIZ ALLAH ISLAH ETSIN DIYECEKSINIZ.ALLAH SIZLERE YARGILAMA YETKISI DEGIL DUA ETME YETKISI VERMIŞTIR…

HASILI KELAM ANA DA BABA DA OLSAN HERSEYIMIZLE HADDIMIZI BILMEMIZ BIRAN OLSUN ALLAHI FIKRIMIZDEN CIKARMAMAMIZ GEREKIR KI COCUKLARIMIZ ÖZGUVENLI POZITIF ENERJILI DEVLETINE MILLETINE BAGLI OLSUN…AKSINI YAPARSANIZ SIZ COCUGUNUZA KAREKTER VERMIŞ OLURSUNUZ.

INSANLAR KARAKTERLERINI KENDILERI KAZANMIYOR.FIKIR VE DUSUNCE ICINDE ISE KENDINI BULUR YETISTIRIR OLGUNLASIR EGER TEFEKKUR EDEMIYORSA SIZ VE CEVRESI ONA O KAREKTER ELBISESINI GIYDIRMIŞ OLURSUNUZ.

DEMKKI KAREKTER ANA BABA VE CEVRENIN INSANA GIYDIRDIGI BIR ELBİSEDİR UNUTMAYACAGIZ HATRIMIZDAN CIKARMAYACAGIZ.

ALİ ŞANVERDİ10001300_574096872686927_135883180_n

Korkaklık en adi en pis zillettir …

Korkaklık en adi en pis zillettir …

Bir insan, kuldan korkacağına Allah’tan korkmasını bilse kimse kimsenin başının etini yemez … Elbette kötüler olduğu kadar iyiler de var, velhâsıl Allah iyilerle karşılaştırsın cümlemizi …
rüzgar eser izi kalır kimi çiçek döker ,kimi yaprak döker kirletir(ali şanverdi)

Allah kullarını sırayla dener
Azrail’e selam vermek bir hüner
Bir iyi, bin kötü adamı yener
İsterse öldürsün kötüler beni …

ABDURRAHİM KARAKOÇ

bir yaprak düşer kurur,

bir kul kalktımı allah’a kul olur,

değirmen dönerek dunyaya hizmet ederken,

bizler un öğütür garibana un sereriz….

bir el bir elden üstünken,

kul kuldan takvada üstündür,

bozgunculuk yapmayın bakara suresini okuyun desemde,

bir kul bakmaya durur,

buyuzden kötülüktür ahlaksızlıktır,

ne kuldan korkar ne alalhtan,

zaten ona dınden ımandan bahsetme,

birden düşmanın olur,

trabzonlu derkı,zaten ne gelirse namaz kılandan gelir,

bılmezkı hak bızlere farz kılmıştır namazı,

farkında degıldır nıyazın,

bir düşerse allaha ya allah demez ise,

allahta batırır cehennemın dıbıne…

ALİ ŞANVERDİ

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım.

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. 

Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. 

Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu
defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. 

Babam sinirlenir, ‘Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!’ derdi. Annem de ‘Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturmayacaksın babanla?’ diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, ‘Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.’ diye bağırmaya devam ederdi. 

‘Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık’ derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. 

Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.

Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; ‘Bak, böyle uslu uslu oyna işte.’ diyordu. 

Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 

‘Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.’ diye komşulara anlatıyordu annem halimi.

Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem ‘Odanı topla!’diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. 

Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum .

Annem odama gelip ‘Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ‘ dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden
alırsa ben ne yapacaktım?

Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. 

Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi ‘Çok güzel olmuş. 

Bu adam benim herhalde.’ dedi. Ben ‘Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.’dedim.

O ‘Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.’dedi. 

Ben yine ‘Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.’ dedim. 

Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: ‘Peki neden bizi küçük çizdin?’ dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. 

Ben büyüyüp adam olacağım. 
İş bulup çalışacağım. 
Siz yaşlanıp küçüleceksiniz.
Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. 
Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.

Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda iş yerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. 
Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde ‘Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.’ diyeceğim. 
Ve bir de bağıracağım ‘Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar’ diye.

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı.. 

Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.

Farkında’ Olmalı İnsan…

Kendisinin, Hayatın Olayların,
Gidişatın Farkında Olmalı.

Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın
Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür.

OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ .

Diğer hikayeler için > Nur Mektebi‘ni takip edin..

insanlar neden öfkelenince bağırır!!!

Hintli bir bilge öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp
- “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Öğrencilerden biri
- “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince, bilge
- “Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
- “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
- “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra bilge öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş:
- “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

BU BİLGİNİN ANALİZİ…

bu bılgıde ınsanlar arası mesafeden bahsetmektedır.ıslamda ınsanlar arası mesafe allahın selamını vermek kadardır.demekkki iletişim olmak zorundadır cunku hak bızlere allahın selamını yaymamızı ıstemıştir. demekkı aramızda mesafe bırakmamamız gerektı hususunda öğretıcı olmuşlardır.

mesafeler arttıkça nefret o derece artmaktadır.allahın selamının yaygınlaşmadıgı toplumlarda gıybet   negatıf yönde hız almaktadır.boyle olunca ilişkiler zedelenmekte ınsanlar arası mesafeler ucuruma dönuşmektedır.

bazen bır cocuk annesıne bagırabılmektedır.ıslamda öf bıle demeyın annenıze denmekte.burada ana cocuk sevgısınden kopuklugundan bahsedebılırız.

bır buyuk bır kucuge bagırabılmektedır.burada zararı buyuk vermekte cunku cocukla arasında mesafe vardır.anlayış ve sevgıden yoksunluk buyuktekı eksıklık.

bır ınsan sosyal hayatın bırcogunda kurallara uymamaktadır.bu bırey kurallara uyması gerektıgı hususunda egıtılmemıştır.egıtım eksıklıgı sevgı merhamet eksıklıgı

bazı ınsanlar zararlıdır herkese kufurbazdır.dını eksıklık allahtan kokrmama sevgıden yoksunluk cevrenın baskısı gıbı faktorların  negatıf yönde baskıcı olması.

dını öğelerın eksık oldugu bıreylerde mesafe  uzaklık uzadıkca uzar.ıslamda ınsanlar arasında mesafe olmalıdır ama ahlak yonunden saygı yonunde oturup kalkma davranıs yonunden dır.süreklı sevgı olmak zorundadır.elbettekı ınsan kendını zararlı ınsanlaradan korumalıdır ama ıslam nefretı degıl sevgıyı on planda tutar ve nefretın ıslamda yerı yoktur cunku her ınsanın yasadıgı hayat boyunca 4 ınsanı ıslama davet etmesı farzdır ve görevdır demekkı bu kanıt olmakta.bır ınsanda nefret öğelerı var ıse 4 kısıyı asla ıslama davet edemez cunku ıslam dınını ıyı bılmemektedır sunnetlerı uygulamamaktadır boyle ınsanda eve mısafır davet etmez cunku evındekı yıyecekler azalır maddı yonden sarsılır.ama allah derkı mısafır rızkı ıle eve mısafır gelır.hadıs eksıklıgı.

mesafe her nesne arasında vardır ve özgur ıradelerı vardır.her canlıda nefıs vardır yoksa ne yemek yıyebılırdı sne susayabılırdı ne de hayatını devam ettırevblırıdı.nefıs olmasaydı terazıde durmayı bılmezdı cunku o zaman kötülüğün asla zerresı olmazdı.nefıs ve terazıde dusunme eksıklıgı

mesafe saygı ve sevgıyle olmalıdır buda alahın selamını yayamakla akrabayı hastayı zıyaretle komsuyu ac yatırmamakla yetım hakkı yememekle buyuge kucuge saygıyla mumkundur.

bu butun problemlerın eksıklıgınde dın faktoru on plandadır cunku egıtım tam olarak verılmemıstır buyuzden ınsanlar  kıbırlı hale dusmektedır ve bagırmaktadır.

aıle bıreyı kıbırden kurtarı ıse bıreyler arasında nefret olmayacagı gıbı bagırma cagırmada olmayacaktır.o zaman gıybetten dedıkodudan eser bulamassınız ve ınsanların sıgınacagı lıman olan ınsanları yetıstırmıs olursunuz.

ALİ ŞANVERDİ

kişi aç iken başka tok iken başka konuşur

insanlar mevsımler gıbıdır dünya gıbıdır…..

cocukkken başka gençken başka yaşlı ıken başka konuşurlar….ağaçlarda cıceklerde oyledır baharda cıcek acarlar sonbaharda yaprak dökerler  meyve verırı meyve dökerler…..

işi varken başka konuşurlar işi yok ıken başka konuşurlar….ama bır işim olsunda çalışayım der işi olur cok çalışıyoruz der az para verıyorlar der bahane bahane ustune sukreden pek azdır genel olarak….

İNSAN ÖĞRENDİKÇE BAŞKA BAŞKA KONUŞUR DOYDUKÇA DEĞİŞİR AMA DOĞRU ORANDA DOĞRU BİLGİ İLE DOĞRU GÜZEL ŞEYLERLE…..

İNSAN YANLIŞ YANLIŞ EĞRİ BÜĞRÜ ŞEYLERLE KÖTÜ GEREKSİZ BİLGİLERLE ANCAK NEFSINI KARA BULUTA CEVİRİR VE BAŞKA BAŞKA KONUŞSADA FAYDALI BAŞKA KONUŞANIN FAYDALI OLMASI GEREKIR FAYDALI DEGILSE GEREKSIZ YANLIŞ BİLGİDİR…

koyumcu terazisi gibi ol sen altın ol ne kadar ağır gelirsen koyumcu senden   o kadar para kazanır burada koyumcu cevrendekıler para bılgıdır altın ıse ne kadıar bılgılı olursan o kadar çevren sana saygı duyar….kamyon terazısı gıbı olma ancak yuknu tartarsın başka şeylerı tartmaz sadece kamyon tartar,altın tartamaz,domates tartamaz….el terazisi olma başka adam senı başka tartar dıgerı başka tartar dengını bul cahılsen cahılle otur ağırsan ağırla otur akıllıysan cahılle oturma terazı dengede durmaz kavga çıkar tartışma alevlenir kımse kımseyı ne dınler ne konuştuklarınızı anlarlar

sağlıklı ıken başkadır hasta ıken başkadır ınsan genelde çoğunluk hasta ıken şükreder halıne başkalarını gördükçe başka başka dusunur hastalığını bıle unutur sukre baslar….

ınsan son nefesıne kadar musluman olarak olmeyı dua eder kı kıyametı kopmasın……son nefesıne kadar dua ederkı sukurden eksık olmasın hayatı ve faydalı olabılsın ınsanlara zaıra en yüksek kadamedekı ınsan herkese faydalı olandır….

ağaç fıdan ıken başkadır fıde ıken başkadır ağaç ıken başkadır…..

mevsımler bıle kısın toktur yağmur yağar yazın açtır kuraklık olur….tabıkı bu genelleme sozun cercevesıne daırdır…

ınsan alışverişe gıdecegı zaman farklı konuşur dusunur alışverişten sonra farklı konuşurdusunur ….

ınsan ılkokuldayken başka ortaokuldayken başka lısede başka unıversıtede başka konuşurzıra hem yaşı farklıdır hemde bul

,10003272_684711618239158_1714790516_n10153100_10152676666824692_1768892201_nALLAH KİMSEYE KÖTÜ SÖZ SÖYLETMESİN…İYİ İNSANLARIN İSLAMA GİRMESİNİ DE NASİP ETSİN…..

de ki rabbim bana yeter…………

bulunduğu statü ve düşünce farklıdır…..

ınsan çobanken başkadır işçiyken başkadır cıftcıyken başkadır ve bunlar zamanla yasa gore başkabaşkadır..

ınsan bır olay uzerınde konuşurkenbaşka bırı bır şey ortaya atar kışıbaşka konuşmaya baslar…..kişibaşka dusunurken haber alırbaşka konuşmaya başkadusunmeye başka hareket etmeye baslar……

kişi nefıs gıbıdır pazarda başkakonuşturur manavda başkakonuşturur tüpçüde sucuda başkakonuşturur… fırıncıda başkalokantada başka konuşurdusunur ve bunlar hakkında konuştukça başka başka konuşur….

buyuzden rüzgarda her ağaç dalı sallanır kımı yaprak döker kimi çiçek….bılıyorsunuz kı yaprak çok çeşitlidir çiçeklerde çok çeşitlidir…….ınsanlar gıbıdır yapraklar çiçekler rengarenk çeşit çeşit…..

cunku dünya ıyı ve kötü üzerine kuruludur…….açlık ve tokluk gıbı varlık ve yokluk gıbı zıtlıklar gıbı kuranı kerımdekı gıbıdır……

şeytan dıye bır kötü unsur varıken ve kötü konuşan kesım çoklukta ıse bunları kaideye almayacaksın neden onların dusuncesı ruhu kötülükle dolu olduğu ıcın….ıyı konuşanlara bakacaksın şizofren gıbı hayellere dalmayacaksın öküzün altında buzağı aramayacaksın şüphe etmeyeceksin ey şeytana hızmet eden rezil rüsva…..

MÜSLÜMAN ÖZÜNDE BİR KONUŞUR FITNESIZ FESATSIZ,DOĞRU OLUR,YALAN KONUŞMAZ,onunde bır ARKANDA BİR KONUŞUR…..

,dost yüzüne söylemez düşman psıkolojıkmen çökertmek ıcın yüzüne söyler sadece üç dostu vardır ınsanın kıymetını bılırse önce ALLAH sonra ana ve babadır….sadece bunlar yüzüne söyler…..dıger yuzunuze söyleyenler ancak laf getirir laf götürür…..

insan kendi aynasında yaşamasını bilmelidir…..kendıne aıt olmayan aynalar ıle uğraşılır ise ahiretini yakmış olur

ınsan ıslam dınını yaşayınca bır konuşur konuşması fazla degışmez cunku adam satıp sağa sola fıtne çıkarıp sağa sola bela yayamaz…. dıyoruzkı sağa sola laf yayan sağa sola bela yayar….hem kendı kuyusunu kazar dünyalık ve ahıretını yakar hemde ınsanların kuyusunu kazar….

 ateş olmayan yerden duman tütmez……bu sözü Osmanlı dönemınde ıranlı yazarlar edebı eserler aracılığı ıle halkın ıcıne yayar fıtne çıkması ıcın zemın hazırlarlar..düşünüldüğünde mantıklı ama ınsanlar gerçek olmayan doğru olmayan şeylerı bu sözü hatırlayarak ınanır duruma gelırler…oysa kı bu söz ınsana zarar verıcı nıtelıktedır….komşuluğu,arkadaslıgı dostluğu aıleyı yıkar boşanmalara neden olur cınayet çıkmasına neden olur ve sayabılecegımız yüzlerce ornek….kotu huyların başlangıcıda sayılabılır…tabıkı bu her ınsan ıcın gecerlı bır söz degıldır…can çıkmayınca huy çıkmaz dıyen  karekterlı bırı degıldır cunku ınsanlar sonradan dındar olabılıyor edep ıle kendını herşeyden el çektırebılıyor.

ıcımızdekı fitnelere bakacaksınız ınsana zarar verıyorsa kötüdür düşman yayar,,,,,, ınsana zarar vermıyorsa dost yayar…….cunku dünya ıyı kötü dengesı uzerıne kuruludur ve ımtıhan bu dengeler ustundedır…..

peygamber efendımız  hadısı ıle ılgılı degıldır ama yaklasıktır.cunku ılk ayet olan ıkra ayetı ile soframız arasındakı bağlantı ıkra ayetı ıle cıraklık kalfalık ustalık donemlerımız arasındakı sıkı ilişki.

ıkra ayetı ıle cocukluk genclık yaslılık donemlerımız.

ıkra ayetı ıle ana karnındakı zamanımız dunyadakı zamanımız ve ahırettekı zamanımız.

pazara gıederken işe gıderken okula gıderken kötu veya ıyı bır yere gıderken mısafırlıge gıderken hasta zıyaretıne gıderken kı hallerımız ve daha nıce seylerı ıkra ayetıne baglayarak yorumlayabılırız.eger oyle yorumlayıp yasarsak kuranı kerımıde yasamıs oluyoruz cunku boylerlıkle ogrene ogrene karnımız doymakta baska baska konusmaktayız.yanı hareketlerımız davranıslarımız yasantımız sureklı degısıme ugramaktadır.

kısı eger hayatı boyunca farklılaşmıyorsa ogrenmıyor kendını degıstırmıyor demektır.kısı hareketlerını degıstırmıyorsa  kötu anlamda dıyoruz kısının karnı doymuyor yanı ılım ve bılımle ılgılenmıyor demektır…kısının kalbı kuranı kerımde olmalıkı hayatı yorumlayabılsın..

kısı kalbı kuranı kerımden ayrılırsa hayatı farklı yorumlar bu defa devreye şeytan vesvesesı ve nefıs gırer buda hayatı zorlaştırır kısıyı ac bırakır ısyan eder karamsarlasır umıtsız olur dua etse de duası kabul olmaz.kısı kalbı kuranı kerımle olursa duası kabul olur.demekkı kısı karnını doyururken ıyı seylerle doyurmalıdır eger kötu şeylerle karnını doyuruyorsa ıkra ayetı ıle doyurmuyorsa mıde hazımsızlık ceker hayatınız alt ust olur ahıretınızde yanar kullenır.

hayatı ateş baglar gözünü kara baglar….yanı hem dunya hemde ahıretınız yanar

bır hocamız dıvan edebıyatında şiiri yorumlarken ayagınızı yerden yanı şiirden kesmeyınızkı doğru yorumlayasınız derdı bu bılgınınde etkısı oldu…

kişi alkolıkkken dervıs olabılıyor.bırseyler ogrenırken degısıme ugrayabılıyor ımanlı ıken ımanını kaybedeyor ımansız ıken ıman sahıbı olabılıyor…….bu ıkra ayetı ıle alakalı seylerdır.

kısı arkadaşı dını uzerınedır….hırsız ıse hırsız oluyor ıyı ıse ıyı sofı ıse sofı zalımse zalım gıybet edıyorsa gıybet edıyor…..

kaç çeşit ekmek turu var vede ıkra ayetıdır cunku bılgı ustune bılgı gelmıştır ve ınsanlara allah ayrı ayrı akıl vermıstır buyuzden bu kadar çeşitlilık vardır bız bunlara genel olarak farklı kulturler farklı dınler dıyoruz.oysakı baslagıc dın uzerınedır ve hz ademden buyana hem ıkra ayetı vardır.allah dunyaya peygamberler gondererek ınsanlara hayatı ogretmıstır farklı cografyalarda farklı ozellıktekı peygamberlerı gondererek hayatı farklılaştırmıştır buyuzden de ınsanların hepsı bırbırıne muhtac olmuştur.temelde hep ıkra ayetı vardır….

ALİ ŞANVERDİ

 yazar:ALİ ŞANVERDİ

DUVAR ORNEGI VE TERAZI MESELESI(2)EDEBIYAT NEŞRİYATLARI 2

Yaşadığı dünyanın haritasındaki bütün tanımları, bütün çizimleri, bütün görünümleri sevgiliye göre düzenleyen âşık haritacıyı bilirsiniz. Hani haritasını çizerken onun doğduğu şehir, onun evine giden yol, onun gezindiği çimenlik, onun altında oturduğu ağaç, onun su içtiği ırmak, onun… diye diye tanımlamış bütün mekanları ve yönleri.
Hakiki âşık imiş o. Çünkü gönülden bir ahdin sahibi olduğunuzda, ömür haritasının başka türlü çizilmesine imkân ve ihtimal yoktur. Hakiki aşk (hakikatli aşk), bir ahdin izini sürmekten başka bir şey değildir ve ömür haritasında bütün işaretler aşk ahdi üzerine olmadıkça kişi yaşadığını hissedemez. Böyle birisi belki ömür sürer, ama yaşayamadan ömrünü tamamlamış olur. Çünkü yaşamak, ahde vefa ile anlam kazanır. Ahdimiz ister ezelden kopup gelsin, ister gönülden… İster dil ile söylensin, ister göz ile…

İskender Pala

sevgılı hocam allahın dengede tutmak ıcın bızlerı terazıde planlı bır sekılde  bızlerı ahıretımızı dunyamızı yaratmıstır…bızler allahın adaletını yaymak anlatmak ıcın basıtmıs gıbı gorunen fakat saglam ahlak gıbı saglam kaleleler ınsaat etmek ve omurlu olmaları ıcın bu duvar olsa bıle terazı kullanmaktayız….
terazı dılde oldugu kadar dusuncveren ede,mımarıde ,tıpta, ilimde,bilimde,kısacası maddı manevı ne varsa kısacası işlerın ınce kısmı farkemedıgımız kısımlarıdır dıvan şiirinde de bu konu genıs ıslenmıstır tesekurler hocam..

duvar resmını hatırlatarak cogu ınsana basıtmış gıbı gelen duvarı, duvar ustasının terazı kullanarak dengelı omurlu saglam olmas ııcn emek verdıgı  ve bu eserlerınını yıllara meydan verdıgı eserlerdır…

allahın bızlere ogrettıgı ınce mesele terzıdır farkedemedıgımız bır konu..gözde terazı oldugu kadar ayakta elde sogukta sıcakta ıyıde kotu de denge terazıdedır…hamdolsn sana yarabbı …

sevgılı ıskender hocam duvara sadece duvarmış gıbı bakan neslın duvara emek veren ınsanların gorememesi bızlerı uzse bıle onlara hatırlatmaktayız kıbre dusmemmek buyuklugunu gostermek ıcın….

sınıfta ogrencılerıme duvara bakın ne goruyorsunuz dedıgımde oncelerı bır cevap alamasam da anlattıkça cevapları tek tek almaya basladım..once boyayı goruyorsunuz dedım.duvarı boyayan bır boya ustası…sıvacının ayıbını orten..boyanın altında sıva var duvarı sıvayan usta duvarcının ayıbını orten…oncelerı sıva yoktu arkadaslar duvar orulur tertemız bır sekılde ınsanlar sıvayada ıhtıyac duymazdı camur evler harıc…bunları anlattıktan sonra ogrencılerımın şiirlerı ayakları yerden kesılmeden yorumlayacaklarını bazı olayların arkasına ınce bır sekılde bakmasını saglamaya basladım….

bu verdıgım duvar ornege baraj ornegını verebılırsınız,kapı ornegını verebılırsınız.gokkuagını gokyuzunu gunesı bulutları ornek verebılırsınız..

bakınız konu nereden nereye geldı….şiiirlerı yorumlayabılmelerı gerceklerden uzaklasmamaları ıcın bur duvar ornegını vermıstım…amam bızlerın asıl dıkkat etmesı gereken terazı....D

TABLO MESELESİ VE SANATA BAKIŞTAKİ TERAZİ

BIR SANATCININ TABLOSUNA BAKIP DEGERINI ANLANIZ ICIN KULLANDIGI RENKLER ŞEKILER IP UCUDUR RUH HALI VE SANAT DEGERI ICIN

kullandıgı renklerın cogunlugu renklerın anlamı ve ınsanın ruh halı bızlerı sanatcının derın ruh dunyasına ve sanatına goturur..kullandıgı şekıller duygularının tabloyu bıtırdıgı ana kadarkı rıtmı ve ruh halıdır…buradan tabloyu hangı mevsımde gunduzmu gece mı yaptıgı,neselı mı huzunlu mu oldugu,zekası kıvraklıgı dugusallıgını ortya koydugundan anlayabılırız.her duygumuzun renk halı oldugu ıcın ve karalamaların karısık renklerın karmasık dusuncenın ve karmasık  karanlık ruh halının belırtısı oldugunu da bılır ısek sanat ve sanatcının da farkını ortaya koyabılırız… peygamber efendımız işi ehlıne verınız derken hayatın her alanına dokundurmuştur.işin ehlı işi planlı duzenlı tam hakkının vererek yapar.bır ınsaat mutahıtı gıbı cımentodan demırden calmaz,bır kotu sut uretıcısı gıbı sute su katmaz.bır fırıncı gıbı kotu ogutulmuş una ınsana zararlı katkı maddelrını koyarak ıyı ekmek cıkarmaya çalışmaz…orneklerı say say bıtmez.

duvar ornegı arkasından bırde işin ehlı cıktı durum cıddı.evvelı emege saygı vardı cunku işi ehıllerı yapmaktaydı ve işi hakkını vermekteydı…sımdılerde elıne bıcak alan kasap kebapcı salatacı olmakta arkadaslar.kaba ınsaaatın duvarcınını sımdı gunumuzde eksıklıklerını ayıplarını orten sıvacıdır.boyacıdır bunlarda işi ehlı degılse hepsının ayıbını orten kartonpıyercıdır…ınsssatta calıştıgım ıcn cobanlık ettıgım ıcın kısada olsa orneklerle vermeye çalıştım ve bu edebıyatta sosyolojıde psıkolojıde şiir roman yorumlamada bana buyuk fayda sagladı…

eskıden medreselerde fıkıhın hadısın kuranı kerımın yanında tıp astronomı ılım bılım derslerı verılırdı kı yaptıkları iş anlattıkları dın allahın terazısı gıbı olsun dıye…..

ALİ ŞANVERDİ1375786_10151960829516153_1504946464_n

can illerinden gelmişem...

can illerinden gelmişem… (Photo credit: ••SEMA••)

yetiştirilen değil büyütülen çocuklar (2)

Türkçe: Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Y...

Türkçe: Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Yerleşkesi Ana Bina koridoru. Bu bölüm Fen Edebiyat Fakutesi

BIZLER KUCUK IKEN BUYUKLERIN OTURDUGU YERLERDE OTURMAZDIK SAYGIDAN EDEPTEN DOLAYI…

her zaman buyuklerımızın elınden operdık evden cıktıgımızda helalleşirdık..buyukler ızın vermedıkce onlarla oturmazdık eger babamız evde ıse ayaklarımızı uzatıpta oturamazdık.boylu boyuna uzanamazdık.bızlere sorulmadıkça soz hakkı almazdık oyle gorduk sımdıde oyle yasıyoruz.bızım zamanımızda genel olarak kucukler buyuklerın oldugu yerde oturmazlardı ayak uzatmazlardı bayramlarda cuma gunlerınde ellerımızden tutar namaza gotururlerdı.

tv lerden pek bışey gormedık cunku trt 1 televızyonu vardı ve yayınlanan programlar bellı baslı şeylerdı.aıleye ahlaka zarar verıcı nıtelıkte degıldı..

sımdıkı gencler hem şanslı hem şanssız cunku ınsanoglu genelde haram tatlı olduguıcıcn zamanı boşa harcamak zevklı oldugu ıcın bu yonlere meyletmektedır..ve ınternet buyuzden kotu amacla kullanılmakta  buyuzden dunyası geış oldugu ıcın ve ınternette buyuk dunya oldugu ıcın ınternette gezınmek boşa harcanan zamanın tatlılıgını ırdelemkte sorgulatmaktadır.

ınsanoglununu gozu gördugu kulagı işittiği zaman bılıncaltına yıter bu oolay genelde kucukkken olur ve zıhın beyın hızla ılerlerken cevre faktoru ıle gozumuze kulagımıza gelen şeyle hızla bılıncaltına yıtılmektedır ve dılımıze davranısımıza karekterımıze ılerıkı yaslarda yansımaktadır…sımdı dusunuyorumda dun gıbı hatırlıyorum cevremden o kadar kısıden o kadar kufur ısıtmısımkı sormayın hangı kufru kımden duydugumu bıle hatırlıyorum… o kadar bana zarar vermıs kı…karekterımız degısmedı ama yınede dılımızı bozdu..

dusuncemızı bozdu.bu dedıklerım sınırımızı aşırı zorladıklarında yada tepemızın attığı durumlarda dılımıze dusuncemıze dolanmakta hakım olabıldıgımız kadar oluyoruz..

anne sözu dınlemek baba sozu dınlemek olması gereken bır davranıstır.aksı taktırde ana ve baba rızası alınmadan cennet haramdır ınsanlara.

ınternette dunyada genel olarak gmaıl facebook twiter gıbı sıtelerde gezınmekteler hatta teşvik etmek ıcın hepsı bırbırıyle antlaşmalı mı bılınmemekte.ama dogrusu şuki ınternet ve bu sıtelere gırış  COCUKLARIN HARÇLIĞI KADAR OLDU olmakla bırlıkte sınırsız şekılde gırılebılmekteler..

facedekı beğen butonu twiterdeki reetwit butunu gmaildeki beğen paylaş butonu aynı yeri işaret etmektedir…cunku yetişen nesil ınternetle bırlıkte ayakta nasıl uyulur nasıl okumaktan gerı bırakılır yavaş yavaş öğrenmekte.nefsıne hıtap edıyorsa ıdeolojısıne göre ıse begenmekte paylaşmakta.karekterı neyı gerektırıyorsa onu paylaşmaktadır…

karmaşa kişilikli bireyler yetiştikçe toplumla ahlaksal yonden çalışma dunenı yonunden zayıflatılmakta sözun degwerınını yerı zayıflatılmaktadır.gıt gıde tembeleşen nesıllerde topluma ayak uydurmak yoktur toplumun kendılerıne ayak uydurmasını ıstemekteler…

toplumumuz sessız sakın kendı halınde bıreylere sinsi ,sessız adamdan korkacaksın demekte korkacaksın demekte cok konuşan onun bunun hakkına gıren acıkca heryerde her doğruyu ıfade edenın kalbı temız herşeyı dılınde demekte.fakat unuttukları şey sudur AKLAK GÜZELLİĞİ EMREDER ınsan basını egıp yolda yuruyorsa edebındedır yere baktıgı ıcın yere bakan yurek yakan denılmez..sessız ınsana sisnsi denılmez acık acık herşeyı konuşana da kalbı temız denmez.

herşeyı heryerde ıfsde edenın ben ahlakından şüphe duyarım.ınsan dınlemelı dusunmelı yerı ıse söz verilmişse konuşmalı..edep ınsana once susmayı dınlemeyı dusunmeyı yerı ıse konuşmayı öğretır.

kufreden kufrettırırı dedık yıllarca kufredenle gezmeyın cunku duydukça bılınçaltına yıtılır kızgın anınıızda umıtsız anınızda kufreder ısyan edersınız dedık yıllarca.ama duyan dınleyen varmı göremedık duymadık…

dusunmeden pata kute konuşan adam nasıl kı karektersız ıse susup dınleyıp dusunup konusan ınsanda o kadar ahlaklı bır ınsandır…once ınsan nıtelıgınde bakmalı konuşmasına bakıp karekterı eleştırılmelı ama ısım verılmeden eleştırılırse bırey ve toplum toplumu derınden etkıleyen bıreyı derınden etkleyen sorunlara derınlemesıne cozum getırebılırız..

bır kısının karektersızlıgı nasılkı butun herkese uygulanamıyorsa bır kısının ahlakıda herkese uygulanamamaktadır.buyuzden bıreyler sağlam yetiştırılmelı toplumsal yaralar sarılmalıdır…

daha oncekı konuşmalarımızda ınsan ıcındekı boşlugun nedenlerınden bahsettık dılden dıldekı dengelerden bahsettık ne gereklı ne gereksız bahsettık cocuklara nasıl egıtım verılmelı bahsettık konular derınlemesın işlenmekle bırlıkte  toplumsal degerlere doğru ılerlemektedır.. bırcok boşanma bırcok ayrlık gözyaşı var ıse toplumda aıle ıcınde nedenlerı cok hayatı meseleymıs gıbı arastırılmalı çözume kavusturulmalıdır..boşanmaların nedenlerı bırkac baslık altında toplanmaktadır.asıl önemlı olan nedenlerın nerelerde toplandıgıdır.

ALİ ŞANVERDİ

SAİİDİ NURSİ

isimsiz nufus cüzdanından cktı adın,
doğum yerım reyhanlı,
yıl yetmişyedi ölüm gelmedi hala yirmisinde,
beklemekle kalmadım eştim eşeledim,
dostu pek müzdarip gördüm,
arkadaş canlısı hayatı pek sevmedim,
ölüm uyukusuna dalmış yetimlerden,
aç kalmış bedüüzamdan,
kalem titretmiş vakti bela demiş sözlerinde,
içim burkulsa ya saidi nursi,
kalbim çala kalem oynatır ta yerinden,
baka kalmışım onyedisinde,
bir gül ile nihayetinde pazarların,
koklamışım derinden öfkeni yenilmemişim asla,

English: sign for industry
tuttum kendimi ortasında dostluğunun,
belki piyale saftında yoğrulmuşum,
ruhum tenimden okşar bedenimi,
isminle yazdıgınla yaşadım bu ömrü,
yedinden yetmişe ders verdin kitaplarınla……
ALİ ŞANVERDİ

RUYADAN UYANMAK

görmeni istemiştim sadece,
bir tutam elinden tutup hadi gidelim demeni,
bir kerede olsa sabır demeni,
temenni ederdim hep kurda kuşa yem olmamanı,
peşin sıra koşanlara gülerdim,
senin ısrarcı olmanı sevmezdim,
bilir misin kuşlar göç ettiğinde bacalara bakmanı,
yavrulamış kuşların analıgının tadını tadmak ıstemenı,
yemşeşil tepede ip atlamanı ,
körebe oynamanı,
özledim desem yalan olur hep hayaldın ey gelecek hayat,
ben geçmişteyim sen bilinmeyen,
ben ileri sen gerıde hayal kalan,
ben her gece uyuyan sen bazı geceler uykumu bolen ruya,
yaşım ılerledıkce sen eskıyen ,
eskıdıkce sen ben olgulanşandım,
tazelıgını yıtırmiş sen,
ben gelecege koşan ruyadan uyanandım…..

 

English: The School of Economics and School of...

 

ALİ ŞANVERDİ

 

Sadece Kendini Kandırıyorsun!

Namaz kılamıyorum. Ne oldu bana bilmiyorum. Çok istiyorum ama olmuyor. Bir şeyler bana engel oluyor. Bahane, bahane, bahane.!!!

Sadece kendini kandırıyorsun. Hayatın sızlanmakla, ağlayıp dövünmekle geçiyor. Yarın başlarım, öbürgün, haftaya söz başlayacağım. Yarına garantin mi var? Bir saat içinde dengeler değişiyor, neler oluyor dünyada. Haftaya çıkacağına dair Allah’tan söz mü aldın?

Yemek yerken hiç zorlanmıyorsun. Bir gün bile boşluk vermiyorsun. Çok sevdiğin limonlu dondurmayı alabilmek için kaç sokak öteye gidiyorsun.  Canın mantı çekti diye nasılda çaba gösterirsin yapacağım diye. Hayalindeki araba için kredi çekip onca sıkıntıya katlandığını ne çabuk unuttun? Deniz mavisi eşarbına uygun ayakkabı ve çantayı bulabilmek için kaç mağaza dolaştığını düşün?  Yatağın azıcık battı diye gidip en pahalısından ortopedik yatağı alan sen değil miydin?

Peki ne için yaptın bunları? Tüm bunları senden isteyen kim? Doymak bilmeyen, verdikçe isteyen nefsin değil mi?

“Gördün mü, o kimseyi ki; heva ve hevesini kendisine ilah edinmiş, bilgisi olduğu halde Allah onu şaşırtmış, kulağını, kalbini mühürlemiş ve gözüne perde koymuştur? Allah’tan sonra onu kim hidayete eriştirebilir? Hala düşünmeyecek misiniz? ”(Casiye:23)

Yoksa sen nefsini ilah edinen, nefsini putlaştıranlardan mısın? İnsan kul olduğu değerler için yaşar. Sen neye veya kime kulsan ona göre hayatını şekillendirir, onun isteklerine göre hayatına yön verirsin.

Şimdi dön ve sor kendine: “Ben  kim için yaşıyorum? ” Benim ilahım kim?” diye. Sana hayatı veren kim? Gafilce soluduğun havayı sana bahşeden, her gün güneşi üzerine doğduran kim? Yediğin her lokmayı boğazına takılmadan midene indiren, yemek yerken dilini dişlerine çiğnetmeyen kim? Koskoca bedenini küçücük ayaklarına taşıtan kim? Senin her zerren Allah’a ait. Nasıl bu kadar cahil olabilirsin?  Rabbinin sana bahşettiği nimeti bıkıp usanmadan tüketiyor, ama Allah’ı hayatına dahil etmek istemiyorsun.

Allah seni kendisine kulluk edesin diye yarattı. Ağlayıp sızlanasın diye değil!

Birde akıl verdi düşünesin diye. Boşuna değil!

İmtihan olarak nefsini verdi. Mücadele et onunla diye. Kölesi olasın diye değil!

Allah’ı dahil etmediğin bir hayat boş bir teneke kadar basit ve anlamsız. Değerli değil!

Bırak artık boş lakırtıları! “Yapamıyorum”, “Olmuyor” ları bırak! Yığınla bahanelerini ancak etten kemikten insanlara yutturabilirsin. Münker Nekir bahane kabul etmez. Allah’ı bahanelerinle kandıramazsın. Allah uyumayandır! Allah Hay’dır! Her an diridir. Senin her halinden haberi olandır. Allah unutmaz! Sadece tehir eder.

“Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı pek az anarlar.”(Nisa suresi: 142)

Sahte  gözyaşlarını kendine sakla. Bırak artık nefsini yüceltmeyi. İsyanları oynuyorsun. Huzura varmak için nasılda isteksizsin. Alnını secdeyle buluşturmak bu kadar zor demek. Şeytan da secde etmemişti hatırlasana. Kibri buna mani olmuştu. Alnını secdeye ya(k)pıştıramayanlar, aslında  birazda şeytanlaşmış insanlardır. Sen Allah’a olan kulluğun kadar değerlisin. Varlığını anlamlandıran, Allah’a olan yakınlığındır.

Ve bilki namaz dindir! Namazsız din olamaz. Namazı ikame etmeden yaptığın her iyilik kuma yazılan bir yazı gibidir. İlk dalgayla yiter gider. Hayır işlerin, iyi niyetliliğin, yardımların, oruçların… Hakkıyla namaz kılmıyorsan bunların tümü anlamını yitiriyor.  Sen içi pis bir evin dışını cilalayıp duruyorsun. Evin içi kokmuş, her yanı dökülüyor haberin yok! O ev ancak namazla, kullukla temizlenir.

Bir başlayıp bir bırakıyorsun! Yamalı bohçaya dönderdin dinini. Hiç bir işin böyle yarım yamalak olmamıştı. Kanı beş para etmez nice insanların yap dediklerini eksiksiz yerine getirdin. Parandan, kişiliğinden, hayatından ödün verdin. Bir hiç uğruna saatlerini aylarını yıllarını harcadın da, Allah için günde bir saati fazla görüyorsun.

Ölüp gideceksin bir gün! En çok sevdiklerin gömecek seni toprağa. Çabucak kurtulmak isteyecekler senden. Değersiz bir et parçası gibi gömüleceksin. Seni dünyada değerli kılan herşeyi bırakıp gideceksin. Diploman, kariyerin, güzelliğin, sana bakıp imrendikleri dünyalık maharetlerin… Önemsediğin hiç, ama hiç bir şeyi yanında götüremeyeceksin. Övündüğün güzelliğin, değer verdiğin bedenin çürüyüp gidecek. Kurtlar bedeninde bayram edecek. Okurken bile tiksiniyorsun değil mi? Sen bunları yaşayacaksın! Secdelerin, yürekten edilmiş duaların,  Allah’a adanmış anların kalacak yalnız. Onlar ölmeyecek, yitip gitmeyecek…

Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz.(Enbiya Suresi,35)

Ezanlar okunurken kayıtsız kalamazsın! Göz göre göre namazını kaçıramazsın! Yaradanına kafa tutamazsın! Çünkü sen müslümansın, sen İslamın hâdimisin.

İslam’ı ayakta tuttuğun kadar, Allah’a kul olduğun kadar insansın.

Allah’a kulluk edemiyorsan sen koskoca bir sıfırsın!

CAHİDE SULTAN

 

Yetiştirilen Değil, Büyütülen Çocuklar!

185377_cocuk-internet

“Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz” (Taberâni)

Son günlerde her yerde dolaşan bir video var. Hastanede bir çocuk kan vermek istemiyor ve bağırıyor: “Kan benim, damar benim”. İlk etapta bu tombiş ve sevimli çocuğa gülüyoruz.  Doğal ve rahat tavırları dikkatimizi çekiyor. Daha dikkatli ve sansürsüz izleyince çocuk yıllanmış bir küfürbazın küçük haliymiş gibi bir algı oluşturuyor.  ”Adamı hasta etmeyin!, Beni  hastanede konuşturmayın! “diyor. Olmayan beyninizi, hastanenizi… deyip ustaca ve dili dolanmadan küfürler savuruyor!

Videoyu aileden biri çekiyor belli ki… Küfürler karşısında “Ayıp, şişşt” gibi silik tepkiler veriyorlar. Çok eğlenmiş olmalılar ki, videoyu birde tutup internete vermişler. “Bakın amcaları, teyzeleri, oğlumuz ne de güzel küfür ediyor!” der gibi…

Hiç komik değil!!! Hatta bu ve bunun gibi haddini aşmış veya haddi aştırılmış çocuklar tam bir trajedi. Nasıl bir rahatlık verilmiş ki  bu çocuğa, büyüklerinin yanında küfrediyor. Anne babasına çekinmeden kafa tutuyor…

Sizi bilmem ama benim böylesine bilmiş çocuk tavırlarından midem bulanıyor, sinirlerim tavan yapıyor! Çocuğu sıkmayacağım, rahat yetiştireceğim derken, resmen zıvanadan çıkmış, edep mahrumu, sınırsız, saygısız çocuklar yetişiyor.

Çoğu aile çocuğun her yaptığına, her hatasına sessiz kalmanın iyi anne babalık olduğunu sanıyor. Küçüklükten itibaren her isteği yapılıyor, hiç bir hatasında müdahale edilmiyorsa çocuk tam bir baş belası oluyor!
Örneğin, misafiriniz olan çocuğun tavırları sizi çıldırtırken, annesi tepkisiz kalıyor, görmezden geliyorsa  bazen çocuğun ağzına iki tane  çakmak gibi kötü fikirler bile geliyor aklınıza …

Bu çocuklar ve anneleri maalesef ki, Televizyon kültürüyle büyüyor. Diziler, çizgi filmler, egosu şişirilmiş kahramanlar, ukalalığı yetenek gibi gösteren, güya yetenek programları… Beyinleri taciz eden bu medya zırvalıklarından sonra, ukala ve şımarık çocuk;  özgüveni yüksek çocuk olarak kabul ediliyor.

Geçen yıl bir akrabamın,  5 yaşındaki kızının, benim kızımla  konuşmasına şahit oldum. Ağzım açık kaldı. Konuşurken saçları geri atmalar, dil kırmalar, o yaşta bir çocuğa yakışmayan bilmiş sözler.

Ben bu nesli kayıp nesil olarak görüyorum.  Çocuklar annelerin efendisi olmuş. Küçük prensler ve prensesler gibi her biri.  “Sen nasıl istersen öyle olsun” diyor anneler. En ufak bir hata yapsalar “Çok özür dilerim aşkım! Bir daha yapmam” diyorlar. Çocuk cin ali çizse, bunu büyük bir başarı gibi ayyuka çıkarıyorlar. Her istedikleri yapılıyor, “Aman içinde kalmasın” sözü yeni nesil annelerin hayat felsefesi olmuş sanki!

Bu çocuklar yetiştirilmiyor, sadece büyütülüyor!

En üzücü olan da yeni nesil çocukların pek çoğu İslam terbiyesi almıyor. Çocuklar namaz eğitiminden mahrum.  Anne sabah namazına kalksa da, çocuğuna kıyıp kaldırmıyor. Çoğu Müslüman (!) ebeveynin namaz gibi, İslam gibi bir kaygısı da yok zaten. Özgüveni gelişsin diye kendini paralayan anneler, çocuklarına Allah’a güvenmeyi, tevekkül etmeyi öğretemiyorlar…

Ve sonra nesli tükenmekte olan bazı duyarlı aileler, özenle yetiştirdikleri çocuklarını, bu çok bilmiş, ukala prens ve prenseslerin arasına okusun, eğitim alsın diye gönderiyorlar. Evde aldığı terbiye ve okulda gördüğü başıboşluk arasında derin bir çelişki yaşayan çocuklar acınası bir hale geliyorlar…

Unutmayalım ki; Anne ve babalar çocuğun her emrine amade duran emir erleri değildir. Çocuklar anne babalarının efendisi değildir. Çocuklarımıza İslam ahlakını, büyüğe karşı saygıyı, büyüğün yanında konuşma ve davranış adabını  öğretmediğimiz, küçük prens ve prensesler olarak büyütmeye devam ettiğimiz, hiç bir sorumluluk vermediğimiz, sevmenin ve tahammülün sınırlarını bilemediğimiz sürece;  sağlam karakterli bireyler olmalarını beklemek hayalden öteye geçemeyecektir…

Cahide Sultan

 

 

korku hem hayır hem de şerdir…

1385252_10151825787389003_1441548590_n1011741_188250638012841_685599802_nbısmıllahırrahmanırrahım…

Allah ıcımıze korkuyu vermıstır bu ne buyuk bır nımettır.korku bızlere hem hayrı hemde şerrı vermektedır..korku olmasaydı merhametlı olamazdık aksıne kıbırlı dusuncesız dua ıbadet bılmeyen bıreyler olurduk..

korkunun cok cesıtlerı vardır.gelecek korkusu.olum korkusu.alalh korkusu.hastalık korkusu.bereket korkusu doymama korkusu kazanamama korkusu.emegın karsılıgı olan kazanmama kokrkusu. gıbı sayabılecegımız yuzlerce bınlerce korku vardır..toplumdan dıslanma korkusu.arkadaslarla dostlarla akrabalarla dostunla dusman olma korkusu..

dusunsenıze korkmasaydık allahtan butun kotuluklerı yapacaktık ölümü dusunmeden cennet cehennem olmasaydı korkmayacaktık degılmı.gelecek kaygısından ahıret kaygısından…

korkan ınsan yerı gelır karaktere gore bır işi beceremez.bır yere gıdemez…aıle reısı olamaz..

korkan ınsan tıcaret yapamaz rısklı işlerdır rısk alabılmesı ıcın korkmaması gerekır…

korkan ınsan dusmanla savasamaz..gelecegını kurtaramaz garantı altına alamaz…

korkan ınsan merhametlı olur karakter bazında.

korkan ınsan yetım hakkı kul hakkı yemez..korkan ınsan kotuluk etmez gıybet dedıkodu etmez kucuk dusurmez kıbre gırmez gunah ıslemez ıbadetlerını yapar cogunlukla.korkan ınsan kendını gunahkar goruru zıra kendını gunahkar gormuyor ısenız cok gunahkar ve allah korkusu olmayan ınsansınız bunu bılmek gerekır korkan ınsan sureklı dua eder hem kendıne hem baskalarına ıster korkan ınsan ayrım yapmaz ırkcılık yapmaz ıkılem pesıne dusmez sozunde durur ısını saglam yapar sahtekarlık etmez korkan ınsan zamanında gıder gelır gıdıp gelecegı yere.korkan ınsan ıyı baba ıytı annen olur.korkan ınsan ısraf etmez .korkan ınsan duını kaıdelere baglıdır cogunlukla..

Hayatta endişe ettıgımız herşey korkudur gulmek aglamak bıle korkudan gelmektedır korkuyu temel aldıgımızdabu defa karekter meselesı onpalana cıkamktadır cunku kotu karekterlı ınsan yapılan kotuluge gulmekte ıyı ınsan ıse hayra yapılan guzel şeylere gulmektedır…

kotu dusunmek korkmamaktan gelır ıyı dusunmek korkmaktan gelmektedır.

herşeyın temelınde  oldugu gıbı tıkelden tumele tumelden tıkele allahın kaınatı yarattıgı gıbı bır sıstem vardır allahtan genele genelden allaha varmak vardır bu ayrıca tasavvufun temelını olusturmaktadır…

bu olgu ınsanoglunun butun duzenının temelınde yaratmaktadır allah kaınatı nasıl yarattıysa ınsanogluda yasam tarzına aıt ne varsa tıkelden tumele tumelden tıkele seklınde yonetmektedır…

basbakan ve mıllet, baba ve cocukları ,mıllettenn basbakana cocuklardan babaya…yonetım sekıllerınıde ortaya koymustur…demek ıstedıgım olgu boyle ıken butun duygularımızın temelındede korku yatmaktadır ve sonrası karekter dın meselesı olmaktadır genel olarak ıyı kotu seklınde duusndugumuzde bu defa seytan nefıs onpalana cıkmaktadır…

korku duygusu olmasaydı hayatın hıcbır lezzetını alamzdık cunku korktugumuz seylere yaklaştıkca dını butun allahtan korkan bırı ısek mutluluk sevgı yuregımızı sarmakta dını butun degılsek allahı pek aklımıza dusurmuyorsa vesvese sarmakta yuregımızı seytan devreye cınler devreye nefıs devreye gırmeye baslamaktadır..demekkı korkuya sekıl veren yasadıgımız dın ıle alakalı kanun maddelerdır..

KORKU SUREKLI VE SUREKSIZ OLARAK IKIYE AYRILMAKTADIR.

SUREKLI KORKULAR DA IKI KISMA AYRILMAKTADIR DINI TEMEL ALDIGIMIZDA.

sureklı korkuya panıge depresyona sebep olan korkular psıkolojık yonden ınsanı kotu etkıleyecegınden ınsanlar arası lıskıyı kısının ıc dunyasını bozacagından dıne agırlık vermek gerekmektedır..kalpler sadece allahı zıkretmekle mutmaın  (huzurlu)olur.rad suresı..

ıkıncı kısmı ıse korku arttıkca allaha yaklasmak o derece artmaktadır…olumlu anlamda dusundugumuzde sonuc pozıtıftır.. yukarıdakı sonuc ıse negatıf sonuc uretır…

kesıntılı korkular allah korkusu ıman zayıflıgı ıle alakalı oldugundan ınsan bazen nefsıne uyar bazen nefsını yener buyuzden kotu hale hem gulmekte hem uzulmektedır buda kısılık acısından dusundugunuldugunde kotu karekter ıle ıyı karekter arasını sıkışmış kararsız karekter yanı oturmamış karekter meselesını ortaya koyar buda toplumun genelını yaralayan rahatsız eden kareter turudur…

ateist bir insan ınanmadıgı bırşeyden korkmamaktadır…ama her ınsan gıbı onunda ıcınde korkular vardır ateistın ıcındekı korkular nedır cozumlemek gerekır.ama korkuların ıcındekı en onemlı korku allah korkusudur.cunku allahtan korkmayan ne baska korkuları olsada bırsekılde yener ama daha oncekı yazılarımızda belırttıgımız gıbı ınsan ıcınde oluşan boşlugu yanı ateistın ıcındekı ınanma boşlugunu bırsekılde doldurmaktadır.burada dıle getıremedıgı konu cevre baskısı veya aıle baskısıda olabılır…farklı cevrede yetısen ateıstın farklı sekıller ortaya koyabılecegınıde bılıyoruz..allaha ınanmayan bırınını alalhı adına alması selam alıp selam vermesı ınanmaması anlamına gelmemektedır sadece hayattan beklentılerı olmamıstır umıtsızlık yasamıstır…

dını butun bır ınsanın yalanı alışkanlık halıne getırmesıde korkunun zayıflıgıdır yanın karsılıgı ıman zayıflıgı demekkı ınsanlar ıcındekı korkuyunu coklugu ıyı anlamda pozıtıf sonuclar dogurur ve ıkamnı artırır.fakat tersı durumda korkununu coklugu negatıf anlamda ıse asıl korkması gerekenlerı unutup dunya korkularına kapılmasıdır…

KORKUSU OLMAYAN INSAN DENGELI ASLA VE ASLA DUSUNEMEZ DENGELI INSAN DUSUNCESI IYI INSAN DUSUNCESIDIR DENGELI DAVRANAN INSAN IYI INSAN PROFILIDIR...

korku butun dunyadakı kaınattakı ınsandakı toplumdakı devlettekı yonetımdekı dengelerı saglar korku genel ıse yapılan işler genele goredır cogunluga goredır..egerkı korku yoksa azınlıktır ve genelı hımaye etmeye çalışır..

korku ınsanın kendısınde olamsını ıstemedıgı seye musade etmez korku ınsan ıcındekı duygu dengesını nefes dengesını gorme dengesını işitme konuşma dengesını davranıs dengesını dengeler sureklı.aksı taktırde ıse korku yok denecek kadar azdır..

korkular topluma ayk uydurmamızı saglar ust kısımlarında ıd ego super ego yatar… alt kısımlarında ıse dını butunluk nefse uyma hallerı yatar..

toplumdakı dengelerı korkular saglar.

cennet ve cehennemdekı dengeyı korkular saglar..

hırsızdakı denge herşeyı çalmaktır.ımamdakı denge ıyı bırı ıse bıldıklerını en ıyı sekılde anlatıp ınsanları dogru yola sureklemektır.

öğretmendekı denge tecrubelerını bıldıklerını anlatmaktır.

çiftçidekı denge ıyı urun yetiştırıp ıyı bır ucrete satmaktır..

ıyı ınsandakı denge dılındedır davranışındadır ıbadetındedır..

bu dengelerı saglayan topluma uyduran duzenlı halde işlemesını saglayan korkulardır…korku ıyı şekılde kullanıldıgı zaman pozıtıf sonuclar elde etmemızı saglar.

aıledekı korku dengeyı saglar bırey aıle ilişkisi aile bırey ılıskısı terz duz sekılde dengeler.

dıldekı dengeyı dusunce ıman korku belırler.teleı korkudur

herşeyın temelınde hayatın kendısısının korku oldugunu bılmelıyız cunku gelecegını garantı almamakla hayattan korkan ınsan amacına ulaşamaz demekkı hayattan korkmayan amacına asla ulaşamaz.ıkı turlu amac vardır kotu amac ıyı amac ıyı amaclara ıyı ınsanlar kotu amaclara kotu ınsanlar ulaşır ama bunda daha once belırttıgımız gıbı ıkı turlu korku oldugu ıcın kotude ıyıde amacına ulaşabılıyor cunku dunya ımtıhan dunyasıdır kaderını ınsan kendı elıyle cızer.

HERŞEYIN TEMELINDE KORKU YATAR VE DENGEYI SAGLAR ŞÖYLE İSPAT EDECEĞİM COCUKLAR BILE DUSUNDUGUNDE DOĞRU DIYEBILECEKTIR.

Yanlış anlaşılmamak ıcın cevremıze toluma gore aılemıze gore konusuruz aksı raktırde dıslanısınız. sebep korkudur dıslanmaktır yanlış anlasılmaktır.

konusmalarımızı daıma olçer tartarız dusunur konusuruz dengelı oluruz tersı durum toplumda bızlerı aykırı gosterıır.sebep yıne korkudur.

doktor yanlış teşhıs koymaktan yanlış ılac yazmaktan korkar emın olmak ıcın tetkıkler yaptırı korku kotu doktor dıye soylenmemesıdır…ama sonucunu onemseyen var onemsemeyen vardır dedıkya korku ıkı cesıtlıdır dıye..

baba butun cocuklarına esıt davranır cunku hepsının babasıdır  … aıledekı dengeyı yıne korkular dengeler…

kımısı aldam oldurmekten oldurulmeken korkar…

kımı ınsan hapıs yatmaktan korkar buyuzden toplumda aykırı işler yapmaz.

kımı ınsan olumden korktugu ıcın ıbadete dıne sarılır..

kımı ınsan para kazanamayacagını gecınemeyecegını zanneder korkar oysakı allah sızlerın ve cocukalrınızın rızkını verıyorum dıyor.parayı cok dusundugumuz ııcn parasız kalacagımız umıtsızlııgıne kapılıp korkuyoruz.bu defa umıt korkudan once geldı..

sınava çalışmaz ısek sınıfta kalacagımızı dusunur ders çalışırız sebep sonuc yıne korkudur.. korkunun sonucuda amaca ulaşıp ulaşmamam.

DEVAMI GELECEK

KORKU SONU OLMAYAN SONSUZ BIR DUYGUDUR..VE HERŞEYIN TEMELINDE KORKU YATAR.

ALİ ŞANVERDİ

English: A green version of http://commons.wik...

korku=gulmek aglamak=karekter=dılın davranısın yapısı=ıbadet=sonuç ilişkisi

Dili Bozmak Dini Yozlaşmaya Götürür

Mevlüt Özcan’ın yazısı:

Dili Bozmak Dini Yozlaşmaya Götürür

Son yıllarda Türkiye’de yozlaştırma çalışmalarından biri de dil üzerinde oynanan ihanet oyunlarıdır. Sözüm ona aydın bozuntuları bu işin başını çekiyorlar. Mukaddesatımız ile ilgili kelimeler basın-yayın organlarında günlük münasebetlerde sıklıkla ve ısrarla kullanarak dilimize yerleştiriliyor. Bir millet için bu atom bombası gibidir. Helâk sebebi olur. Bu konuda birkaç örnek vermek isterim:

Tanrı: Bu isim bazı çevrelerce çok kullanılıyor. Tanrı, cins isimdir. Allah (C.C.) isminin karşılığı değildir. Batıl ve beşeri dinlerde çok tanrı vardır. Müslümanların Allah (C.C.) ismi yerine kullanmamaları gerekir.

Umarım: İnşaAllah demeyi unutturmak için piyasaya sürülmüş bir kelimedir. Kur’an-ı Kerim’de ilerisi için söz söylendiğinde inşaAllah demek emredilmiştir. Melunlara aldanmamak lazım.

Lavabo: Mekânlarda el, yüz gibi uzuvların temizlik için muslukla beraber kullanılan temizlik yerleridir. Buraların asıl adı abdestliktir. Abdesti unutturmak için abdestlik kelimesini unutturdular. Müslümanlar olarak bu oyuna gelmeyelim. Abdestliklerimizi, lavabo kelimesine tercih etmeyelim.

Yaratmak: Son yıllarda bu kelime Allah’tan gayrı varlıkların yaptıkları için kullanılır olmuştur. Yaratmak Allah’a mahsustur.

Başka yaratıcı yoktur. Kim başka yaratıcılar ihdas ederse Müslüman’sa dininden çıkar, varsa nikâhı bozulur. Bu oyuna gelmeyelim.

Din adamı: Din adamı Hıristiyanlara mahsus papazlar için kullanılan bir tanıtımdır. Allah adına günahları sözde affederler. Bizim imamlarımız, müezzinlerimiz, vaizlerimiz, müftülerimiz din adamı değil, din görevlisidirler. Bunlara din adamı demek büyük hakaret olur.

Felaket güzel konuştu: Şu bozulmaya ve bozmaya bakın. Felaket, büyük musibet demektir. Bu da çok güzel konuştu demek için kullandırılıyor. Allah böylelerini ıslah etsin, diyelim.

Senden iyi olmasın: Bir kişinin meziyetini anlatmak için ona, “Senden iyi olmasın çok iyi birisidir” deniyor. Anlatacağı kişiye beddua etmiş oluyor.

Bu ne biçim dostluktur? Akıllı olmak lazım.

Moruk: İhtiyarlarımıza hakaret ve aşağılamak için kullandırılıyor. Aşağılayan gün gelir aşağılanır.

Kadınbudu köfte: Bir yemeğe verilen isim. Kim demiş hangi hain vermiş bu ismi? Kadına yapılan en büyük hakarettir. Irz ve namus düşmanlığıdır.

Kaynanadili: Bir çiçeğe bu ismi dikenli olduğu için vermişler. Kaynana-gelin çatışmasını körüklemek için bir oyundur.

Ne konuştuğumuzu bilelim.

Mevlüt Özcan

Cahide’nin notu: Gençlerin kullandığı kelimeler, ifadeler dudak uçuklatacak cinsten:

“Oha falan oldum” duydunuz mu? Türk dili yozlaşıyormuş. Böyle “manyak güzel” bir dil yozlaşabilir mi? “Artı”bizim dilimiz son derece köklü. Öyle kolay değil zarar görmesi. Saçmalık bunlar ve bu saçmalıklardan “kal geldi”artık. Söylenti “lan” bunlar. Ortalık bu söylentilerle “yıkılıyo”.  “N’olcak” şimdi? Türkçe elden gidecek“deeermişim”“Çüş falan, yaaani”, buna izin verecek “diiliz” “heralde”, “bi” “şiler” “yapcaz” artık. (Alıntı)

Harf inkılabı zaten bu millete yapılan en büyük ihanetlerden biridir. Bunun yanında, dilimizi değiştirirken, sırf arapça kelimeleri kaldırmak adına yapılan saçmalıklarda çok olmuştur. Mesela: Selamun aleykum yerine: “Günaydın, tünaydın”, Muallim yerine: “Öğretmen”, Talebe:”Öğrenci”, Mektep:”Okul”……… Birde çoğumuzun yaptığı yanlışlardan biri ayrılırken Allah’a emanet ol yerine “Kendine iyi bak” veya selamun aleykum demek yerine  ”by by” demektir.

Allah’a emanet olun dostlar, Selamun Aleykum…

Dünyevileşme Bir Hastalıktır

Bu yazdünyevileşmekDünyevileşme insana, hak, hukuk ve ahiret gerçeğini unutturuyor. Ahiret hayatını unutan bir insan ise her türlü kötülüğe açık hale geliyor.

Dünyevileşme hastalığının belirtileri:

Kişinin para kazanma dışında bir şey düşünemez hale gelmesi.

Kişinin ibadetlerini önemsememesi, hayatını dünyaya adaması.

Ahiret inancının zayıflaması.

Kişinin haram ve helallere açık hale gelmesi.

Kişinin hak yeme konusundaki hassasiyetini kaybetmesi.

Standartlarını sürekli yükseltmesi ve sahip olduğu malları kutsaması.

Kişinin namazlarına ve diğer ibadetlerine olan hassasiyetini kaybetmesi.

Yalan ve riyakârlığı karakter haline getirmesi.

Gösterişi sevmesi ve insanlara tepeden bakması.

Dünyevileşme, Müslümanların ruh ve duygu dünyalarında yoğun bir kırılmaya yol açmaktadır. Bu hastalığı yakalanan kimseler makam, mevki, mülk peşinde koşar ve bunun için harama bulaşmaktan kaçınmazlar. Karşı cinsle ilişkilerinde Allah’ın koyduğu sınırları ihlal eder ve bunu sıradanlaştırırlar.

Dünyevileşme hastalığı, kişide bir tür karakter bozukluğuna yol açar. Yani bu kişi artık, aklını ve iradesini kullanamaz hale gelir. Onun için hayat artık sadece paradan ibarettir.

Dünyayı birinci hedef haline getiren toplumların sonu çöküştür. İbn Haldun, toplumların çöküşünü, insanların para, mevki ve konforizme merakı ile rehavete kapılmalarına bağlar. İsraf, gösteriş, para ve mevkiye düşkünlük insanların değil toplumların da sonunu getirmektedir.

Müslümanların Tatil Hayali
İslam, bizlere zamanın değerli bir hazine olduğunu ve her dakikanın faydalı işler ile geçirmenin gerekliliğini öğretir. Çünkü hayat sermayesi pek kısadır ve kişi ahiret azığını bu dünyada hazırlamaktadır. O yüzden Müslüman’ın boş vakti yoktur… Okulların tatil olduğu şu günlerde insanlarımız, tatil heyecanı ile envai çeşit harcamalar ve israf kokan alış verişler yapmaktalar. Çünkü bu insanlar tatil deyince sadece gezip eğlenmeyi, yiyip içmeyi anlıyor ve olaya sadece bu tarafından bakıyorlar. Tatil döneminde, Müslümanların neler yapabileceklerini gözden geçirmeleri ve boş vakte fırsat vermemeleri gerekir. Fakat ne yazık ki tatil kavramı artık dünyevileşen Müslümanların zihinlerinde de, alış veriş ve sorumsuzca yaşanan bir süreç olarak yer alıyor.

Kutsal kitabımız Kur’an, bizlere şu dört kişinin kişiliği üzerinden kötülüğü anlatır. Bunlar; Firavun, Haman, Karun ve Bel’amdır. Bu insanların ortak özelliği dünyevileşmeleri ve dünyaya tapar hale gelmeleridir. Medine’de açlık devam ederken Dıhye bin Halife El Kelbi, henüz Müslüman değildi ve bir ticaret kervanı ile Şam’dan çıkarak Medine’ye ulaşmıştı. Medinelilerin rutin bir geleneği vardı bu geleneğe uyarak kervanı teflerle karşıladılar. O sırada Hazreti Peygamber, Mescitte hutbe vermekteydi. Birkaç kadın ve kadın dışında herkesin hutbeyi bırakıp, kervana koştuğunu gördü ve şöyle buyurdu: “Eğer mescitte kimse kalmasaydı, şu vadiyi ateş seli kaplardı.” Ve ardından şu ayet nazil oldu: “Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”( Cuma:11)

“Ey İnsanlar! Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayser’inin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra’nın tutumuna, servet peşinde koşmanız Karun’un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefisleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe’nin gururuna, yaşayışınız sefihlerin yaşayışına benziyor. Allah için söyleyin bana, Ümmet-i Muhammed’den olanlar nerede?”(Yahya Bin Muaz)

NOT: Yazı alıntıdır.

Kontrol Edilen Hayatlar

humming_birds-06

 

Her çocukla beraber rızık nasıl artar, bizzat yaşayarak gördüm. Ve çocuk sayısı arttıkça işlerin nasıl kolaylaştığını… Meğer en zoru tek çocuklu olmakmış…

*************************

“Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.” (İsrâ, 17/31)

Böyle bir ayet bilirim ben. “Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin” kısmında irkildiğim, “Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz.” kısmıyla rahatladığım bir ayet.

Nasıl öldürür insan evladını? Keser mi, biçer mi? Hangi şekilde öldürür? Biraz ardına düşüp, derinine dalınca ayetin, biraz tefsir karıştırınca anlıyorsunuz Rabbimizin ne anlatmak istediğini.

Çocuğun doğduktan sonra öldürülmesi en uç noktada yer alıyor. Daha çok cahilliyede öldürülen kız çocuklarını hatırlıyoruz. Günümüzde en çok yapılan öldürme anne karnına düşmüş bebeğin, ya zamansız(!) olması, ya ultrasonda problemli  olarak tespit edilmesi, ya da istenmemesi adına yaptırılan öldürmeler ki, yumuşatılmış ismi malumunuz “Kürtaj” dır. Çocuğun İslama ve ahlaki değerlere aykırı  yetiştirilmesi de çocuğu harcamak, bir nevi öldürmek anlamına geliyor.

Birde on yıllardır uygulanan gizli öldürmeler var ki buna da “Doğum Kontrolü” deniyor. Doğum kontrolleriyle sadece çocuklar değil, nice kadınlıklar, erkeklikler öldürülüyor. Birileri bu milletin çocuktan korkmadığını, çocukları için rızık endişesi taşımadığını görünce, gece gündüz uğraşmış, emek(!) vermiş. Ailemizi planlama işini gönüllü olarak üstlenmişler. İnsanlık adına, bizim rahat etmemiz adına insanüstü (!) gayretler bunlar!

Doğurganlığı engelleyen, vücudunuza aklınıza gelmeyecek kadar zarar veren çeşit çeşit haplar, rahim içi ne idüğü belirsiz aletler, iğneler, bantlar, kordon bağlatmalar… Aman Allah’ım insan düşmana vermez, düşmana reva görmez bunları. Yıllardır zavallı kadınlar bunlardan neler çekti. Spiral vücut düzenini bozar, haplar kilo yapar, tüylenme, baş ağrısı, ruhsal sorunlar… Kadını kadın olmaktan çıkarıp acayip bir varlık haline getirdiler. Erkeklere reva görülen uygulamalar ise utanç verici…

Amaç ne? Çocuk olmasın, nüfus patlaması yaşanmasın. Birileri “nüfus”umuzu azaltırken, kendi  “nüfuz”larını artırma çabasındaymış meğer…

Ne yalanlar söylendi bize. “Aman fazla çocuk yapmayın”, “Zaman kötü yetiştiremezsin”, “Bir maaşla geçim yapamazsın”, “Hayatını yaşa, çocuk dediğin ömrünü yer insanın”, “Çok çocuk cahillerin işi”… Hele o iğrenç “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etme” zırvası, sanki kadınları çocuktan ve eşinden nefret ettirmek için söylenmiş planlı bir zırvaydı…

Nasıl kandık, nasıl aldandık bu yalanlara. Yeni evlenen gençler “aman en az iki sene çocuğunuz olmasın” diye öğütlenmedi mi? İlk doğumunu yapan kadına “Yeter, başka çocuk yapma!” diye telkinler verilmedi mi? İki taneden fazla çocuğu olanlar “Ne çok doğurmuş, kedi yavrusu gibi” deyip aşağılanmadı mı?

Zamanla genç kızların hayallerinden anne olmak, çocuğunu sevmek, eğitmek çıktı. Yerini başkaca hayaller aldı. Okuyacak, kariyer yapacak, mevki sahibi olacaktı. Evlilik ve çocuk  30 dan sonra yapılacak işlerdi. Hele bir tane çocuğu olsun, ikincisi asla olmamalıydı. Sadece çalışan kadın böyle düşünse yine iyi. Evinde oturan, dışarıda çalışmayan kadınlarda çocuk istemez oldu. Çocuk her şeye engel! Evi kirletir, örtüleri çekiştirir, misafirliğe gidersin durmaz, çarşı pazar gezdirmez. Arkadaş toplantılarında iki çift laf ettirmez…

Çocuk annelerin zihninde bir eğlence, eve gelen bir renk olmaktan çıkmış, bir işkence aletine dönüşmüş sanki. Her yaptığı batar, her hali sıkıntıdır çocuğun. Henüz bir çocuğu olup, ikinciye tövbe diyen anneler, çocuklarını nasıl yalnız, kolsuz kanatsız bıraktıklarının farkındalar mı? Çocuk tek başına büyür, her isteği yapılır. Odası ayrı ve odasında yalnızdır çocuk. Bir çok çocuk annelerinin gereksiz endişeleri ve titizlikleri yüzünden yalnız bırakılıyor. Hele birde büyüyüp kendisi gibi tek  olan biriyle evlendi mi, akrabalık mefhumu tümden kayboluyor. Onlarında bir çocuğu olunca, çocuk sap gibi ortada kalakalıyor. Ortada hala yok, amca yok, teyze, dayı yok!

Özendirilen ve dayatılan çekirdek aile kavramı, zamanla acı meyvelerini veriyor. Üzerine titrenmiş, bir dediği iki edilmemiş, sıkıntı çekmemiş, idare nedir bilmemiş, çoğu kez şımartılmış çocuklar, yeteri kadar olgunlaşamadığı için yeni bir aileyi yönetmek için de yetersiz ve zayıf kalıyor…

Bir kadına en çok annelik yakışır. Annelik duygusu fıtrattan gelen mükemmel bir duygudur. Bu duygu ve arzu aslında her kadında olan fakat birçok kadında bastırılmış bir duygudur. Bir kadın çocuklarıyla yeniden çocukluğunu yaşar. Çocuklar küçükken annenin eğlencesi, büyüyünce arkadaşı olurlar…

Tartışmaya mahal vermemek adına belirtmeliyim ki, çok çocuğu savunurken ki maksadım eğitimsiz ebeveynlerin elinde büyüyen, çoğu kez toplumun başına bela olan kuru kalabalıklar asla değil. Hatta bilinçsiz, insanlıktan, islamdan uzak ailelerin ne kadar az çocuğu olsa o kadar iyidir diye düşünürüm. Ruhsal sağlığı yerinde olmayan, asabi, tahammülsüz annelerin, mutsuz, birbirine saygı ve sevgisi olmayan anne babaların çok çocuğu olmasın elbet. Gün boyu dışarıda çalışan, evine çocuğuna zaman ayıramayan, çocuğu bir bakıcı elinde büyüyen kadınların, çocuğunun gözlerine bakmaktan, ellerini tutmaktan aciz annelerin çok çocuğu olmasın!

Fakat öyle tanıdıklarım, arkadaşlarım var ki, çocuk yetiştirme konusunda muhteşem bir kapasiteye sahip. Hem eğitimli hem bilinçliler. Fakat ilk çocuğun üzerinden 10 yıl geçmiş. Sonra  ikinci çocuk ya oluyor, ya da olmuyor. Konferanslara, seminerlere gidiyor kendini mütemadiyen geliştiriyor fakat bu bütün bilgi birikiminin sadece hamallığını yapıyor. Bu anne o kadar bilgi ve donanımla rahatlıkla 3-4 çocuğu büyütüp eğitemez mi? Ya da parasal bir sıkıntısı  olmadığı halde dışarıda çalışmak yerine kendi çocuklarını yetiştiremez mi?

( Söylemeden geçemeyeceğim; Şu an ki devlet politikası, çok çocuğa sözde, kuru kuruya teşvik ettiği kadar, fiilen de teşvik etmeli ve doğan her çocuk için, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi tatmin edici yardımlar yapmalıdır. Yoksa halkın kafasında ki, “az çocuk iyidir” imajını değiştirmesi  asla mümkün olmayacak.)

Zaman kötü ve çocuk yetiştirmek zorsa, neden iyi yetişmiş bir nesil için çaba göstermiyor, toplumun düzelmesine yardımcı olmuyoruz?

Toplum bozuluyor. Eğitimden uzak çoğu ailenin, imtihanın bir sonucu olsa gerek çok çocukları oluyor. Bazı kadınlar yıllarca çocuk sahibi olmak için çırpınırken, tek seferlik gayri meşru ilişkilerden birçok çocuk doğuyor ve çoğu terk ediliyor. Çocuk esirgeme kurumları, hiç bir zaman olmadığı kadar terk edilmiş çocuklarla dolu. Bir taraftan gıdalarla, tohumlarla yavaş yavaş kısırlaştırılan bir nesil, diğer taraftan neredeyse her semtte bir tüp bebek merkezi.  Birileri çocuk sahibi olmak için, birileride doğmasını istemediği çocuklar için  ciddi paralar harcıyor. Bu karmaşıklaşan yapı içerisinde uyanık bir güruh da fark ettirmeden ceplerini dolduruyor.

Bizler türlü sebeplerle çocuk sahibi olmaktan kaçınırken, nüfusumuzda, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi   yaşlanma yolunda ilerliyor. Yeni nesil gençlerin ahlaki yapıları ürküntü verici. Buna karşılık eğitimli mutlu ailelerin artık çok az çocukları oluyor. Çok odalı, devasa büyüklükteki evlerde en çok iki çocuk büyüyor. Parasal hiç bir sorunu olmayan ebeveynler çocuklarının hayal kurmasına bile izin vermeden nimetlere boğuyor…

Toplumda iyi yetişmiş, ahlaklı gençlere çok ihtiyaç var. Bilinçli, eğitimli her aileye büyük sorumluluklar düşüyor. Özellikle Müslüman hanımlar, haftanın hemen her günü vakıflara, sohbetlere, arkadaş toplantılarına zaman ayırdıkları kadar, kendilerini çocuk yetiştirmeye adasalardı eminim topluma çok daha faydalı olacaklardı. Yazık ki Müslümanlar bile kendi içlerinde çok çocuklu olanları dışlıyor, küçümsüyorlar. Az çocuklu olmayı bir ayrıcalık olarak görüyorlar. Sonu gelmeyen arapça, ingilizce, bilgisayar kurslarına usanmadan devam edip, çok çocuklu olmayı büyük bir külfet sayıyorlar!

Her çocuk bir ahiret yatırımıdır. Dili dönmeye başladıktan itibaren öğrettiğiniz her zikri, her sureyi çocuk her söylediğinde sizde ecrini alırsınız. Küçük bir çocuğun ağzından bir duayı dinlemek, özel bir mutluluktur. Müslüman neslin artması demek, Allah için secde edenlerin sayısının artması demektir. Müslüman nesil, batılın zehrine karşı en etkili  panzehirdir!

Yenidünya düzeninin mimarları(!), doğum kontrolleriyle beraber,  kalabalık ve mutlu aileleri, kaliteli bir nesli, kardeşlik, akrabalık mefhumunu da kontrol ediyor. Ve bu yamyamlar, necis elleriyle annelerin rahimlerine kadar uzanıp geleceğimizi adım adım yok etmeyi planlıyorlar… Kuranın ve sünnetin hayatımızın tamamına yön vermesine izin vermeyen bizler, bir çok gizli dayatmayı kabul ettiğimiz gibi neslimizi kurutmak isteyenlerin dayatmalarınıda kolayca içimize sindiriveriyoruz.

Kadının en güzel oyuncağı olan çocuklarının yerine, başka oyuncaklar verdiler. Kabartmalı halılar, devamlı tozlanan mobilyalar, çocuksuzlara özel cafcaflı koltuklar, bir yürüyüş bandı, bir yalnız mekan… Dedeler, nineler evlerimizden çoktan gitmişti zaten…

Eskiden küçücük evlerde, kalabalık aileler yaşarmış. Şimdi kocaman evlerde çekirdek aileler… Demek ki ihtiyacımız olan şey geniş evler değil derya gibi geniş yüreklermiş. Ki cıvıl cıvıl çocuk seslerini baş ağrıtan uğultular olarak algılamayalım…

CAHİDE SULTAN

 

Putlaştırdıklarımız

PUTLAŞTIRDIKLARIMIZ

1. Bilim sebepleri ve aklı putlaştırdı
Erkekler parayı
Kadınlar modayı putlaştırdı

2. Anne ve babalar Üniversiteyi putlaştırdı
Gençler interneti
Yaşlılar saygıyı putlaştırdı

3. Şarkılar aşk’ı putlaştırdı
Diziler aşıkları putlaştırdı

4. İnsanlar televizyonları, bilgisayarları, cep telefonlarını putlaştırdı
(Televizyonlar, bilgisayarlar ve cep telefonları da onları aptallaştırarak intikamlarını aldılar.)

5. Kadınlar evlerini
Erkekler arabalarını
Putlaştırdılar.

(Evler kadınları hizmetçi, arabalar erkekleri servis şoförü yaparak intikamlarını aldılar)

6-Sınav denen bir saçmalık oluşturuldu. Arkasında va’d edilen hayatı putlaştırdık hepimiz…
(Sınavlar, en güzel çağlarımızı ağzında çiğneyerek yok edip aldı intikamını)

Levent BİLGİ

bızler doğarken putlaştırıldık şükurden uzak şekılde kımı elımde kımı elımızde olmayarak kımı devlet elıyle kımı ana baba elıyle kımı toplum elıyle yıkıla yıkıla düşüne düşüne putlaştırıldık….

bızler once topluma ayak uydurmak ıcın herşeyı putlaştırdık dınden uzak şekılde..okulu putlaştırdık bır ayakabıyı bır amacı bır elbıseyı putlaştırdık cogu zaman annemızı babamızı putlaştırdık ..her canlı ölümü tadacaktır demedık olmeyecekmış gıbı yasadık dunyada….

yazılıda ıyı not almayı putlaşırdık namazdan sonra hemen tv basına gecıp bılgısayar basına gecıp sohbet etmeyı putlaştırdık…

zamanı nefsımıze göre  kullanmayı putlaştırdık oysakı zamanı hakkın ıstedıgıne göre faydalı şekılde kullanmayı secmelıydık….

dusuncelerımızı daıma putlaştırdık önce iş dedık once can sonra canan dedık zamanla komsumuzdan arkadasımızdan akrabamızdan aılemızden uzak kaldık  mısafır gelınce hep bırlıkte agzımızı tv ye acarak herşeyı putlaştırdık muhabbetımız bıle tanımadıgımız samımı olmayan ınsanlarla bırlıkte hem hayal oldu hemde putlaştı…

evımızı putlaştırdık cıktıkça cıktık katları sehırlerde bınalar yukseldıkçe yukseldı ınsanlara tepeden bakmaya basladık…..parkları bırakıp bınalara yoneldık alışverışe tapındık olmassa olmazlarımı dedık dunya halı ıhtıyactır deyıp ısraf etttık putlaştırdıkça putlaştırdık ıhtıyaclarımızı görduklerımızı duyduklarımızı….

yıkılmasını yok olmasını ıstemedık putlaştırdıklarımızı bıze gore ıyıydı putlaştırıpta ınsanlara guzellık sunacagımız dedıklerımızı….hep bız dogruyuz dedık dusuncelerımızı putlaştırdık…

toplumu saman halıne getırmeyeceksın ezmeyeceksın her tarafı dınleyeceksın yoksa en kucuk kıvılcımda saman sanıyeler ıcınde tutuşur yok olur gıder yerlerınde kolay kolay sönmeyecek kuller altında ateş kalır zamanlada ruzgar savurur yok eder…kendı dusuncenı doğrularını putlaştırmayacaksın bız ınsanların doğruları ortada olmadıkça ıkı tarafı dınlemedıkçe mantıksal doğru olmuyor ıllakı bır tarafa zarar verıyor heryerı dınleyıpte doğruları duzenlerken her tarafa eşit halde davranırken doğrular eşitlenır toplum samanlık olmaktan cıkar bugday gıbı arpa gıbı meyveler sebzeler gıbı bırbırlerıne faydalı olur yeşerırler…tapındığın doğruları bırakacaksın…..

gençler saman alevi gıbıdır hemen yanar hemen söner ama toplum oyle degıldır yavaş yavaş kurur en kucuk kıvılcımda bıden ruzgar yardımı ıle heryerde tuutşur.

ruzgar eserken her ağaç dalı sallanır kımı yaprak döker kımı çiçek…..sözün duvarı yoktur ne konuşursanız konuşun çevreye yayılır….buyuzden tapndığınız gıybetı dedıkoduyu bıraacaksın….

koyumcu terazisi gibi ol sen altın ol ne kadar ağır gelirsen koyumcu senden   o kadar para kazanır burada koyumcu cevrendekıler para bılgıdır altın ıse ne kadıar bılgılı olursan o kadar çevren sana saygı duyar…öğrendikçe öğrendıklerını öğretıkçedaha da ağırlaşcaksın..çevren bılgılı oldukça sen daha saygın hale geleceksın….kamyon terazısı gıbı olma ancak yuknu tartarsın başka şeylerı tartmaz sadece kamyon tartar,altın tartamaz o teraziye cok hafıf gelır domates tartamaz hafıf gelır ona agır gerek….el terazisi olma başka adam senı başka tartar dıgerı başka tartar dengını bul cahılsen cahılle otur ağırsan ağırla otur akıllıysan cahılle oturma terazı dengede durmaz kavga çıkar tartışma alevlenir kımse kımseyı ne dınler ne konuştuklarınızı anlarlar…..

ınsanlar çeşit çeşittır tıpkı terazı gıbıdır bır dedıgın bır dedıgını tutsun yalancı olursan kıbırlı olursa sözünde durmassan ımtıhanı kaybedersın terazı dengede durmaz sol daha agır basar sağ omuzundan……altın gıbı agır ol hassas terazıde tartsınlar senı çamura dussende degerınden bırşey kaybetmessın…gram kadar bılgını artırırsan terazı o derece daha agır tartar….

market terazısı olma herkes herşeyını tartırır..bıraz ınsanlardan farklı ol bakkal terazsını ol kasap terazısı ol göz kararı terazı ol…..öğrendikçe öğrettikçe başka başka terazı ol en sonunda koyumcu terazısı olursun bıldıkçe öğrettikçe cehaletinden nebze nebze atarsın…gıt gıde saygılı olursun….

INSANIN DENGEDE DURABILMESI ICIN IKI AYAGININ SAĞLAM OLMASI GEREKIR KI DENGEDE DURSUN NE KÖTULUĞUN AGIR GELSIN  NEDE IYILIGIN ..

BIR AYAGI KISA OLAN CAMBAZLIK YAPAMAZ IP USTUNDE DURAMAZ HAYATA TUTUNAMAZ…

bır ayağın olmassa arabayı dengelı suremessın ıllakı elınden yardım alacaksın eksıklıgını bu yönde gıdereceksın.terazı dengede durabılmesı ıcın yardım alman gerek öğrendikçe öğret dengenı sağla….

sadece bır tarafı okuma hertarafı oku kı düşüncendekı denge heryere eşit baksın sadece bır tarafı okumakı dedıgınındoğrumu yanlış mı olduğunu bılesın….

kaınatın dengesı vardır dünyanın dengesı vardır ınsanı dengesı vardır bunlar bozulursa kıyamet kopar deprem olur  tansıyonun düşer yere yığılır ölürsün ıllakı dengede kalacaksın dengelı besleneceksın ….hep ıyılere bakmayacaksın hepte kotulerede bakmayacaksın ıkı tarafa bakıp dengenı sağlayacaksın hep kötüye bakrsan tek taraflı olur dınden ımandan olursın ıyıye bakıp kötüye bakmaz ısen sukur etmessın nakor olur ALLAHI unutursun dengede olacaksın daıma….once can sonra canan olmayacaksın once başkasına ısteyeceksın sonra kendıne ısteyeceksın once can sonra canan olursan şerefsız olursun başkasının yerınde malında gözün olmasın başkasının yerıne adam kayırma..  TORPİL YAPARSIN ONCE CAN SONRA CANAN DEME PEYGAMBERIMIZ GIBI KABENIN ANAHTARINI İŞİN EHLINE VER İŞİ BİLEN YAPSIN ANLAMAYAN YONETICI OLMASIN ANLAMAYAN PATRON OLMASIN İŞİ EHLINE VERINKI TORPIL ADAM KAYIRMA OLMASIN BIRAZ MUSLUMAN olun d dünyalık tapınmaları azıcıkta olsa bırakın….

 

ALİ ŞANVERDİ

Levent, Istanbul, Turkey.

PUTLAŞTIRDIKÇA DINDEN YAVAŞ YAVAŞ UZAKLAŞTIK

denge çeşitleri..SINIRLAR-.MERHAMETIN SINIRI- GENIŞ VE DAR DÜŞÜNCE

Türkçe: Büyük yapraklı ıhlamur (Tilia platyphi...

YAPRAKLARI INCELEYIP INSANLARA BAKINIZ DENGELERI BULURUZ …

teraziler çeşitlidir insanlar gıbı yapraklar gıbı hayvanlar gıbı ortak yanları sadece canlı ve cansız varlıklar olarak alalhı zıkır etmektır demekkı butun canlı cansız varlıkları bırleştıren kavran dın kavramıdır…

dın kavramında psıkolojık acıdan ınsanların duyguları dıllerı düşüncelerı hareketlerı ve bırcok kavram kurallar cercevesınde sınırlandırılmıştır tıpkı ozgurlugunde sınırı oldugu gıbı tıpkı merhametın sınırı oldugu gıbı…denge sınırı korumaktadır…

dengeler sınırlarla cercevelenmıştır sınırı aşan dengeyı bozar kötülüğe kaymış olur bunu genellıkle dıl on palana cıkarır dıl dengeyı bozar…

dengeler sınırlarla saglanıyorsa dındekı butun kavramların ınsana göre degıl hakkın ıstedıgıne göre şekillenmesı gerektıgını de anlayabılırız….su ıcmenın bıle dengesı vardır sunnete göre uc defada sağ el ıle oturarak ıcılır.ayakta yemek yenmez cunku mıde kasları gerılır mıde zarar görur bu hem edep hemde saglık acısından dengedır..konuşmanın dengesı vardır söz kalp kırmamalı kul hakkına gırmemelı adlet dagıtmalı haksızlık yapmamalıdır.yurumenın bıle dengesı vardır..yemenın ıcmenın dengesı çalışmanın dengesı doğanın dengesı ılahı adaletın dengesı ahıretın dengesı kısacası denge kucuk dusuncede bıle vardır.cocuga oyuncak alacagınızı söyleyıp almadıgınızda cocugun ruh dunyasında  bır parca cam kırılır dengesı bozulur….duygularımızda bıle denge vardır sadece agladıgımızda degıl cok sevınırkende aglarız…

 

merhametın sınırı vardır cunku hak teala cızgısı dısında olanlar cezalandırılacaktır…7 yasında cocuklarınıza namaz kıldırınız oruç tutturunuz  dıye kural var ise kıldıracaksınız  tutturacaksınız …cocuk daha uykusuz kalır deyıp cocugunuza kötuluk yapmayınız tembellıge alıştırmayınız ..tembellık edenlerın cogu 7 yasında alşkanlık sahıbı olmayan ınsanlardır….

sosyolojık acıdan dengeler demekkı merhamet ıle sınırlandırılmadıgı vakıtte denge bozulduğunda  hem kendımıze hem cevremıze hem aılemıze kötuluk etmış oluruz….her parsellın sınırı vardır her evın sınırı vardır her işin sınırı vardır her davranışın sınırı vardır her sözün sınırı vardır  bunları kurallar belırlemıştır  burada kul hakkı dusunuldugunde , ınsanların  kuralları koyarken cogunlukla dını kavramları on palana alarak kurallar koyduklarını görebılırız..bu cercevede kural koyucular bunları gözardı etmemelıdır….kötu olan bırşey ınsan dusunulerek nasıl savunulur anlamış degılım…kötü olan herkese göre kotudur ve toplumsal yaralar acar  bu onlemek ıcın sınır koymak zorundayız. elebttekı kul hakkını gözetmek gerekır ama kötu olan bırşey ıcın uyarıcı olmak gerekır onu yapıyor dıye savunmamak gerekır..mesela sıgara ıcme yasagı gelıyorsa herkes ıcın gelıyordur .sıgara ıcen baskasına zarar verme hakkına sahıp degıldır, bırcok dunyada ornekler vardır ama okumuyoruz araştırmıyoruz duyduklarımızla anlatılanla yaşıyoruz ….

ıyılık kotuluk dengesı gıbı dar düşünme geniş dusunme dıye ıkı kavram vardır bu psıkolojık sosyolojık ve felsefı acıdan ıncelendıgınde olaylara ınsanların bakış acısı şoyle olur. dusuncelı dusuncesız dar dusuncelu geniş dusuncelı yanı anlayıslı dılını tutan ınsan ve  dar dusuncelı ınsanlar  dılını asla tutamayan ınsanlardır.cunku once alalhın kurallarını düşünmez nefsine şeytana uyarak  dunyasını kendını dusunur once can der sonra canan der ….torpıl adam kayırma buradan doğmuştur.

demekkı dar dusunce ıle genış dusuncedekı denge dinlemek dusunmek anlamak konuşmak dengesıdır dılı tutma dengesidır…

demekkı özgurlukler sınırsız degıldır ınsan ömru sınırlıdır nefes sınırlıdır gencken baska yaslıyken baska görür , duyan var duymayan var…gören var görmeyen var…yaşayan var yasamayan var….dılın bıle hak katında özgürlüğü yok kötu konuşmayacaksın dıyor ıyıyı guzelı konuşup yayacaksın dıyor benı anlatacaksın dıyor….denge dıldedır ve denge geniş düşüncede dar düşüncede sınırlıdır.

dar dusuncelı ınsanların olaya bakışı kıt dusuncedır hemen karar verırı hemen kopurur hemen kavga çıkarız ıtıraz eder haksızlık yapar haklıysa bıle haksız duruma düşer…genıs düşüncede ıse sabır on plandadır.görur dınler dusunur ıkı tarafı dınler karar verırı konuşur…dar dusunce açlık gıbı egrı ağaç gıbıdır genıs dusunce ıse tokluk gıbı doğru ağaç gıbıdır…

ınsanlar ogrendıkce doğruları toklaşır sabırlasır anlayışlı olurlar .elbettekı tokluğunda sınırı vardır vücudunuza mıdenıze gözünüze bıtkılere hayvanlara doğaya aşırı yuklendıgınızde denge bozulur….ekonomı bozulur yonetım bozulur iş bozulur kuralalara uymama baslar…gördugunuz gıbı sağlık anlayış düşünce sosyolojik psıkolojık bazda ve kurallalr cercevesınde tokluğun aşırı olması ıle bırlıkte uygulanamamaktadır…

portakal meselesındekı denge portakalı soymadan çocuğa sunmaktır…onun yiyecek olduğunu bılır psıkolojık acıdan nasıl soyacağını dusunur yardım ıster ama bu davranış seklınde degılde sözsel sekılde olur.sosyolojık acıdan ıse kısının söz hakkı geldıgı zaman konuşması gıbı zamanını bekler bu çocuğa psıkolojık acıdan özgüven sağlar sabır sağlar beleşcılıkten kurtulur erinmeden yanı tembellik etmeden işini görür kışı başkasının sözüyle degıl kendı kararı ıle hareket etmeyı düşünerek davranışlarını sergıler….burada dusunce davranış dengesı vardır…özgüven sahıbı ınsanlar toplumda hareket ettıklerınde sağlam duruş sergilerler fakat özgüven sahıbı olmayan ınsanlar sağlam duruş sergileyemezler….

odaya ruzgar gırmesını ıstedıgımızde pencereyı acarız veya pencere yoksa klımayı açmayı dusunuruz pencere açmak daha faydalı olduğunu bıldıgımız halde klıma acarız bu hem bedenımıze hem cebımıze sağlık acısından zararlıdır burada sağlık acısından cebımız acısından dengeyı sağlayacak ısek zarar vermeyecek sekılde ayarlamamız gerekır.tersı durumunda zarar kendımızedır başkasına degıldır…pencereyı açtığımızda ıse toz gırebılır duman gırebılır sıcak hava gırebılır ama temız hava gırme ıhtımalı yuksektır ve zarar oranı daha dusuktur ve cebımızede zararı yoktur.bunlar felsefı sosyolojı tıbbı ve psıkolojık acısından dusunuldugunde oyledır..

DEVAMI VAR…

ALİ ŞANVERDİ

Madem terkedemiyoruz,insan eti yemeye devam(mı)!!

“Ey imân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Şüphesiz ki, zannın bir kısmı günahtır. Birbirinin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıyabında çekiştirmeyin. Sizden biriniz, ölen kardeşinin etini yemek ister mi? Ondan tiksinirsiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çokça kabul edendir. Çok merhametlidir.”(Hucurat/12)

sözün duvarı yoktur musluman muslumana hep her yerde destek cıkmak zorunda acıgı varsa kapamak zorunda tersı olursa olmeden ceker onun acıgı ortaya cıkar kımse destek cıkmaz…

********************

Pasta,börek,etkinlikleri,sevgililer gününe özel, aşk kokan tarifler etkinlikleri gırla gidiyor.Hepimizde bir gayret bir çaba. Etraf alabildiğine,şeker hamuru,jelatin,çikolata kokuyor! Yalan değil  hepimiz çok maharetliyiz.Elimizden gelmeyen,bilmediğimiz bir şey yok şükür!

Tüm bunlara mukabil bizde, aklımıza gelen,bize göre parlak bir fikirle  Gıybeti terk et  kampanyası başlattık.Wallahi yola çıkarken,hayırdan başka bir şey murad etmedik.

Günlük ortalama 5000 kişinin takip ettiği bir blogta böyle bir kampanyanın yapılması çok hayırlı olur düşüncesindeydik. Zaten takip eden çok, diye kapı kapı dolaşıp duyurma gereğide duymadık.İlgilenen/ilgilenmeyen,sayfalarında duyuran/duyurmayan,kampanyaya katılan/katılmayan tüm arkadaşlarımızdan Allah ebeden razı olsun.

İtiraf edeyim; Kampanyaya katılım fazla olmadı.

Kendi adıma söyliyeyim,ele,bele sahip olmak, en kolayıymış.Dile sahip olmak kadar zor bir iş yokmuş meğer.Bu süreçte nasıl zorlandım,nasıl kasıldım anlatamam sizlere. Hani her zamanda dikkat etmeye çalışıyordum ama asla tam olmuyormuş.Kampanyayı başlatan olarak, her konuştuğum kişiyi uyardım, evde azami dikkat etmeye çalıştım.

Bazı arkadaşlarımı gıybet yaparız korkusuyla arayıp soramadım (aczime bakar mısınız:( ) Ama kendi kendimin hakkını yemiyeyim, oldukça büyük bir aşama kaydettim.Gıybetin gerçekten bir alışkanlık olduğunu farkettim.Kendinizi bu konuda engelledikçe,zamanla gıybet etmek size daha kötü bir iş gibi geliyor ve gıybet ettiğiniz zamanda suçluluk hissediyorsunuz.

Gelelim sizden gelen mesajlara; her ne kadar beklediğim kadar olmasa da buraya alıntılamayacağım kadar mesaj geldi.

Beni üzen ise, gelen mesajlardan bir tanesinin bile “başardım” diyememesiydi.

Örneğin Feride Rumuzlu bir arkadaşımız:

“Selamlar arkadaşım ben bu 21 gün içerisinde kendime dikkat etmeye çalıştım Genel olarak dedikodu yapmamaya ve yaptırmamaya çalışırım ama ne kadar çabalasamda malesef dertleşme adına dedikodu yapılıyor.
Hani para biriktirmek için kumbaraya her gün ufak miktar para atarız belli zaman sonra bir bakarızki ne kadar büyük miktar olmuş dedikoduda ben bunu gördüm arada bir kaç kelime derken toplamında ne yazıkki bayağı bir çok oluyor.
Ve şunuda daha iyi anladım ki dedikoduyu önlemek gerçekten zormuş karşında sevdiğin biri en yakınını dertleşmek için sana anlatıyor sus diyemiyorsun bazen aynı yanlışı kendimde yapıyorum.” Demiş.

Rabia rumuzlu kardeşimizin maili çok uzundu kısaca:

“sen bi kampanya başlattın.gıybete hayır diye.gerçektende öyle gıybete hayır.bir kaynanam ve iki eltim var.aynı apartmanda oturuyoruz.oturmasak dahamı iyi olurdu diye düşünüyorum bazen.çünkü kaynanam inanılmaz derecede dedikodu iftira ve laf taşıma konularıyla meşgul.benden alıp öbürlerine söylüyo öbürlerinden alıp bana diyor.iftira atıyor.yapmadığım şeyleri yaptı etti diyor.insanların arkasından onları gülüyor dalga geçiyor.ben bu kadınla nasıl baş edicem bilmiyorum.

Evdeyim namazımı kılıyor oruçlarımı tutuyor kuran okuyorum.ama ille biri gelip ki bu genelde kaynanam olur bana başkalarını anlatır anlatır gider.geriye ne kıldığım namaz ne tuttuğum oruç ne okuduğum kuran kalıyor”

Bunlar onlarca mailden seçtiğim,sadece iki tanesiydi.Ve maillerin hemen hepsi gıybeti terk etme konusunda başarısız olduklarını,kendileri yapmasalarda,yapanlara engel olamadıklarını anlatıyorlardı.

Tamam anlıyorum,biliyorum,bende farkındayım ki; bu iş çok zor.Peki ne olacak? Ne yapacağız yani,terkedemiyoruz,bu iş zor deyip insan eti,daha kötüsü kardeş eti yemeye devam mı edeceğiz? Karşımızdakini kırmamak adına engellemeyip,yalnız gireceğimiz kabri,ahiret yurdunu berbat mı edeceğiz?

En iyisi ben susayım Efendimiz (s.a.v) konuşsun:

Dilin afetleri

Ebu Said el-Hudri r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : İnsan oğlu sabaha vardığı zaman bütün uzuvlar dil’e yalvararak şöyle derler : Bizim hakkımızda Allah’tan kork ; çünkü biz ancak seninle kaimiz, doğru olursan doğru oluruz, eğri olursan eğri oluruz. TİRMİZİ : 4.C.2518.N

Ukbe b.Amr r.a’dan.Dedi ki: Rasulullah s.a.v’e,Ya Rasulallah ! Kurtuluş nedir ?  S.a.v buyurdular ki : Diline hakim ol …)TİRMİZİ : 4.C.2517.N

Muaz İbn Cebel r.a’dan. Dedi ki : Bir sefer de Peygamber s.a.v ile beraberdim.Yürümekte iken Resulü erkeme yakın bulundum……. Dedim ki ; Ya Rasulallah ! biz konuşmalarımızdan dolayı da hesaba çekilecek miyiz ? Resulullah s.a.v buyurdular ki : Annen hasretine yansın ey Muaz ! İnsanları yüz üstü cehenneme sürükleyen dillerinden başka bir şey midir zannediyorsun .
TİRMİZİ : 4.C.2749.N

Allah Resulü s.a.v’e “……..Ya Rasulallah ! insanları en çok cehenneme sürükleyen şey nedir?, diye soruldu. Rasulullah s.a.v : Ağız ve ferc’tir, buyurdular “ )
TİRMİZİ : 3.C.2072.N

Sufyan b. Abdullah es-Sekafi r.a’dan. Dedi ki : Ben Rasulullah s.a.v’e ; Ya Rasulallah ! … Benim için, kendisinden en çok korkacağım şey nedir ? diye sordum. Rasul-i Ekrem dilini tutarak “ işte budur “ buyur-dular.
TİRMİZİ : 4.C.2522.

Dilini tutana cennet müjdesi
Sehl b.Sa’d r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : “Kim bana iki çenesi arasındaki ile, iki bacağı arasındaki hakkında teminat verirse, ben de ona cenneti teminat ederim.”
TİRMİZİ : 4.C.2520.N

Akıllı insan, konuşmalarını hafife almayan kimsedir… Ve yine akıllı insan dilin afetinden çokca korkan insandır.

Ve nihai  söz:

Küçük beyinler kişileri konuşur, orta beyinler olayları, büyük beyinlerse fikirleri konuşur!

cahide jibek

SARMAŞIK

 sarılsa gökyüzü bedenime,

arşa değse başım,

toprak ayaklarımda,

ellerimde rüzgar,

tırnak uçlarımda dağlar var,

bir çiçek düşün,

bedeni dağdan,

dert dolu…

bir nehir düşün,

gittiği yeri bilmeyen coşarak akan,

ve hayli ardında ovalar çizen ressam,

bir düş ki gerçek ile uyku arasında yaşanılan,

hissettikçe, beden okyanus,

yaprak, el açan insan,

nefes, bir kuranı anlayan lisan….

ali şanverdi

Rhodopean village Beden in Bulgaria

SARMAŞIK